“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Kuşku edilmemek gerekir ki,Ermeni kırımı üzerine söylenen sözler gerçeğe uygun değildir.Tam tersine güney bölgelerinde yabancı kuvvetlerce silahlandırılan Ermeniler,koruyucularından yüz bularak bulundukları yerlerdeki Müslümanlar'a saldırmakta idiler.Öç alma düşüncesiyle her yerde acımasızca öldürme ve yok etme yolunu tutmakta idiler.Maraş'taki o acıklı olay,bu yüzden meydana gelmişti.Yabancı kuvvetlerle birleşen Ermeniler,top ve ağır makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman kentini yerle bir etmişlerdi.Binlerce güçsüz ve günahsız ana ve çocukları tepeleyip yok etmişlerdi.Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu yırtıcılığı yapanlar Ermeniler'di.Müslümanlar ancak namuslarını ve yaşamlarını korumak kaygısıyla karşı koymuşlar ve savunmada bulunmuşlardı.Yirmi gün süren Maraş kırımında Müslümanlarla birlikte,kent içinde kalan Amerikalılar'ın,bu olay üzerine İstanbul'daki temsilciliklerine çektikleri telgraf,bu acıklı olayı yaratanları,yalanlanamaz biçimde göstermekte idi.
Adana ili içindeki Müslümanlar,tepeden tırnağa kadar silahlandırılan Ermeniler'in süngü baskısı altında,her dakika ölüm tehlikesiyle karşı karşıya idiler.Canını ve bağımsızlığını korumaktan başka birşey istemeyen Müslümanlar'a karşı uygulanan bu kıyım ve yok etme politikası,uygar insanlığın dikkatini çekecek,acıma duygularını uyandıracak nitelikte iken,olayların tam tersini ileri sürmek ve bundan vazgeçilmesini istemek gibi bir davranışa nasıl güvenilebilirdi?
Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması lazım gelen şey,kendisi için değil kendinden sonra gelecekler için çalışmasıdır...
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî,hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler için bu aşkım malumdur.Bence bir millete şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.Ben şahsen bu saydığım vasıflara,çok ehemmiyet veririm.Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.Ben,yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse,insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim.Ancak,benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin,bu arzusundan vazgeçinceye kadar,amansız düşmanıyım...
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Yetişecek çocuklarımızın ve gençlerimizin görecekleri eğitim sınırı ne olursa olsun,ilk önce ve herşeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığını,kendi milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etme gereği öğretilmelidir...
Mustafa Kemal istasyondan şehre doğru bir süre yaya olarak yürüdü.Onu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek ilerledi.O sırada ansızın, Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın,Atatürk'ün yolunu keserek,ayağına kapandı.Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
"Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan Adile Çavuş olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal,bu güneşten yüzü yanmış olan kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
"Kahraman Türk kadını!Sen yerlerde sürünmeye değil,omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın..."
Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir.Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek,evlatlarını bugünkü hayat için faal bir insan haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımaya bağlıdır.Onun için kadınlarımız,hatta erkeklerimizden çok aydın,daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar;eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa...
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
İhtiyar beni saçma bir soru sormuşum gibi alaycı bir şekilde süzdü ve:
"Gazi'yi tanımayan var mı ki?Ben görmedim ama her hafta Hacı Bayram Veli Camii'nde cuma namazı kılarmış.Ta göbeğine kadar sakalları varmış.Melek gibi nur yüzlü, peygamber gibi mübarek bir ihtiyarmış!..."
[/]Gülmemi zor tutarak Atatürk'ün sakalsız ve genç yüzüne baktım.[/b] O,kaşlarını kaldırarak kendisini tanıtmamamı emretti.Dışarı çıktığımız zaman da güldü ve:
"Varsın,o da öyle bilsin. Hakikati öğrenmek belki biçarenin hayalini yıkar.Onun hayalindeki şirin sakallıyı öldürtüp de sevgisini kaybetmekte ne mana var?..."
Beni görmek demek,mutlaka yüzümü görmek demek değildir.Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.Benim kuvvetim;benim size olan sevgim ve sizin bana olan sevginizdir...
Çalışmak demek,boşuna yorulmak,terlemek değildir.Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur...
Ben,manevi miras olarak hiçbir ayet,hiçbir dogma,hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.Zaman süratle ilerliyor.Milletlerin,toplumların ve kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur.Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır.Benden sonra beni benimsemek isteyenler,bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse,manevi mirasçılarım olurlar...
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Benim için dünyada en büyük mevki ve mükafat milletin bir ferdi olarak yaşamaktır.Eğer Cenab-ı Hak beni bunda muvaffak etmişse,şükür ve hamdlar ederim.Bugün olduğu gibi,ömrümün nihayetine kadar milletimin ferdi olmakla iftihar edeceğim...
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki,onun karşısında zincirler erir,taç ve tahtlar batar,mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar...
Gerçi bize milliyetçi derler.Ama,biz öyle milliyetçileriz ki,işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz.Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız.Bizim milliyetçiliğimiz mağrurca bir milliyetçilik değildir...
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.Öğretmenden,eğiticiden yoksun bir millet,henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir...
Dünyada her şey için,medeniyet için,hayat için,başarı için en hakiki mürşit ilimdir,fendir...
Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur...
Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz.Fakat arkadaşlar,yorulmadan ne demek?Yorulmamak olur mu?Elbette yorulacaksınız.Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil,yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek,yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir.Yorgunluk her insan,her mahlûk için tabii bir halettir,fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki,işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.Sizler,yani yeni Türkiye'nin genç evlatları!Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler,asla ve asla yorulmazlar.Türk Gençliği gayeye,bizim yüksek idealimize,durmadan,yorulmadan yürüyecektir..
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça,daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır...
Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır...
İki Mustafa Kemal vardır;biri ben;et ve kemikten,fani Mustafa Kemal.
İkinci Mustafa Kemal'i "Ben" sözcüğüyle ifade edemem.O,ben değil bizdir.O,ülkenin her köşesinde yeni düşünce,yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur.Ulusun içinde yaşattığı Mustafa Kemaller ülküsüdür.Ben onu simgeliyorum.O Mustafa Kemal sizsiniz. \Geçici olmayan,yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur.
Türk genci,devrimlerin ve Cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.Bunların gereğine,doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.Rejimi ve devrimleri benimsemiştir.Bunları zayıf düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve bir hareket duydu mu,"Bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir.Hemen müdahele edecektir.Elle,taşla,sopa ve silahla;nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.
Polis gelecektir;asıl suçluları bırakıp,suçlu diye onu yakalayacaktır.Genç,"Polis henüz devrim ve Cumhuriyetin polisi değildir"diye düşünecek,ama asla yalvarmayacaktır.Mahkeme onu yargılayacaktır.Yine düşünecek;"Demek adliyeyi de düzeltmek,rejime göre düzenlemek gerek!..."
Onu hapse atacaklar.Yasal yollarla itirazlarını yapmakla beraber;bana,başbakana,ve Meclis'e telgraflar yağdırıp,haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını,kayırılmasını istemeyecek. Diyecek ki,"Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım.Müdahele eylemimde haklıyım.Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, u haksızlığı meydana getiren neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği...
Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa beni bir Türk anası doğurmadı mı?Türk anaları daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı?Asıl güç ulusundur, benim değildir...
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
“Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
“Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”Eduardo Galeano
"İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar
Tv8de yayınlanan programda Sunay Akının anlatımından......(Kelimeler birebir değil aklımda kaldığı kadarıyla)
İstanbul basını ve ileri gelenleri ile Atatürk'ün arası hep bozukmuş...
Başkent meselesi ve Atatürk'ün Anadolu hayranlığından dolayı...
Ulusal Kurtuluş Savaşından sonra da zaten uzun süre istanbul'a gitmemiş Atatürk...
Sırf bu meselelerden....
Ve Atatürk'ün İstanbul'a dikilen ilk heykelin yüzü Anadolu tarafına bakarmış...
Şimdi size soruyorum arkadaşlar....
Atatürk yok fenerliydi yok beşiktaşlıydı falan filan.....
Atatürk yaşasaydı hangi takımı tutardı sizce
Atatürk kalabalık bir heyetle bakmış objektiflere. Yakasında yine beyaz gülü, arkasında eşi Mevhibe Hanım. Başında türban... Belli ki kıyafet devrimi olmamış daha...
Atatürk'ün yanında arkadaşı, İsmet İnönü var. Atatürk biraz yorgun, İsmet Paşa daha dinç. Atatürk'ün elindeki sigara ilk bakışta göze batmıyor ama dikkatli gözlerden de kaçamıyor.
En son Kaya tarafından düzenlendi; 08.01.2008, 01:34.
Atam yalnız...
Gözleri ufka dalmış...
Belli ki sonbahar vaktidir.
Hava biraz serindir.
Omza atılmıştır palto...
Elinde bir mendil vardır Atam'ın.
Hastadır.
Ebedi son yaklaşmakta mıdır?
Atam'ın gözleri ufka dalmıştır.
Yorum