Alinti:
Çağımız iletişim çağı. İletişim iktidarları kansız şekilde deviniyor. Devasa sistemler, ordular ve devletler iletişimin o minnacık dijital dünyası karşısında güçsüz kalıyor. Tüm bunları iletişim başarırken insan faktörü ve emek kesinlikle yadsınamıyor.
Gelelim bizim konumuza...
Trabzonspor'un internet sitesini yakından takip ederiz. Siteyi her gün birkaç defa tıklarım. Özellikle Bordo-Mavili takımın Almanya kampı ile birlikte sitenin belirgin bir değişim ve dönüşüm yaşadığını hissettim. O da şu:
Trabzonspor sitesi kulübün resmi internet sitesi olmaktan çıkıp bir haber sitesi haline geldi. Siteyi hazırlayanlar resmi bir site hazırladıklarının f
arkında değiller. Site bir haber sitesi oldu ve yayın kuruluşları ile rekabete girmeye başladı. Trabzonspor'unki gibi diğer kulüplerin de sitesine girdim (Avrupa’dakiler de dahil). Bu tip kulüp siteleri yönetimin faaliyetleri çerçevesinde daha çok taraftarlarını bilgilendirme işlevini yürütüyor. Ve site, daha ziyade kulübün geçmişiyle ilgili arşiv bilgileri içeriyor. Trabzonspor'unkinde ise tam tersi... Arşivsel anlamda çok cılız. Trabzonspor sitesinin asıl işlevi arşivsel olmalı. Sitede ben geçmiş yıllara dönük bilgiyi rahatlıkla bulmalıyım. Örneğin, 1972-73 sezonunda Trabzonspor'un herhangi bir maçının skoru ile kadrosunu sitede görebilmeliyim. Ama bizde bu yok. Peki ne var? Günlük yayın organları gibi haberler ve bunlara ilaveten bolca fotoğraflar... Bu durum haksız rekabeti ortaya koyuyor, bunu da Trabzonspor kulübü bilerek körüklüyor.
Geçenlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Ali Savaş'ı aradım. Türkiye’de bulunmayan bir ilaç siparişi verdim kendisine. Bu arada, "Ne var ne yok?" dedim. "Sağlık olsun abi, Karadeniz gazetesi ve Zigana Tv her türlü teknik alt yapıyı bana sağladı. Trabzonspor kampını 24 saat takip ediyorum" dedi. Ama bir konudan dert yandı.
"Keşke bu kadar masraf yapıp gelmeseydik abi." deyince şaşırdım. "Hayrola! Niye ki Ali Savaş?" dedim.
Hani derler ya; bir dokun bin ah işit...
"Keşke gelmeseydik abi" dedi ve devam etti: "Otursaydım orada, bir tıkla Almanya kampını Trabzonspor sitesinden alsaydım. Sitenin kamptaki görevlileri biz gazetecilerle adeta yarışıyorlar, bizimle rekabet halindeler. Oysa site bir bilgilendirme sitesi, haber sitesi değil ki. Buradaki arkadaşların görevi, buraya kadar Trabzonspor'u takibe gelmiş olanlara her türlü imkanı sağlamak. Hazırlık maçlarına gideriz, sağ olsun arkadaşların bize bir faydası bile yok! Biz koşturup kadroları alıyor, hakemlerin ismini öğreniyoruz. Bu kadar emek sarfedeceğine tıklarsın fareni, alırsın internet üzerinden haberini!"
Ali Savaş'a hak verdim.
Site gazetecilerle yarışmaz. Sitenin haberlerin güncelliği gibi bir derdi olmaz. Trabzonspor'un basın departmanı, basın mensuplarının rahat çalışmasını sağlar, onlara alt yapı hazırlar, yurt içi ve dışı organizasyonlarda Trabzonspor'u takip edenlerin sorunlarını çözer, yoksa ne haliniz varsa... diyerek kampı gazetecilerin yüzüne kapatmaz. Bütçelerinden tek kuruş harcamadan siteyi tıkla, oradan ısmarlama fotoğrafları indir, sonra ben de Trabzonspor'u takip ediyorum de. Site ve site yöneticileri de emeğe saygıyı hiçe sayarak Almanya'da değil, yurtta kalanların işine gelecek kolaylığı sağlaması işgüzarlık ve korkaklıktır. Kimden korkuyorlarsa... Onlar bilirler.
Bu ne gazetecilik etikine sığar ne emeğe saygıya, ne de resmi internet site anlayışına.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'nın da resmi internet sitesi var. Ben orada Başbakan'ın yurt gezilerinden rutin bir iki haber görüyorum. Sitede daha ziyade başbakanlığın duyuruları yer alıyor. Başbakanlık sitesinde haberlere iliştirilmiş basın için fotoğraflar da yok. Olsa Başbakanlık yapardı.
Trabzonspor sitesi, birilerine servis yapan haber sitesi değildir.
Bırakın onu gücü olanlar yapsın.
Trabzonspor'da yapılacak o kadar iş var ki, önce onların üstesinden gelin, benim meslektaşlarımın alın terine saygı gösterin ve emeklerini çalmayın.
Çağımız iletişim çağı. İletişim iktidarları kansız şekilde deviniyor. Devasa sistemler, ordular ve devletler iletişimin o minnacık dijital dünyası karşısında güçsüz kalıyor. Tüm bunları iletişim başarırken insan faktörü ve emek kesinlikle yadsınamıyor.
Gelelim bizim konumuza...
Trabzonspor'un internet sitesini yakından takip ederiz. Siteyi her gün birkaç defa tıklarım. Özellikle Bordo-Mavili takımın Almanya kampı ile birlikte sitenin belirgin bir değişim ve dönüşüm yaşadığını hissettim. O da şu:
Trabzonspor sitesi kulübün resmi internet sitesi olmaktan çıkıp bir haber sitesi haline geldi. Siteyi hazırlayanlar resmi bir site hazırladıklarının f
arkında değiller. Site bir haber sitesi oldu ve yayın kuruluşları ile rekabete girmeye başladı. Trabzonspor'unki gibi diğer kulüplerin de sitesine girdim (Avrupa’dakiler de dahil). Bu tip kulüp siteleri yönetimin faaliyetleri çerçevesinde daha çok taraftarlarını bilgilendirme işlevini yürütüyor. Ve site, daha ziyade kulübün geçmişiyle ilgili arşiv bilgileri içeriyor. Trabzonspor'unkinde ise tam tersi... Arşivsel anlamda çok cılız. Trabzonspor sitesinin asıl işlevi arşivsel olmalı. Sitede ben geçmiş yıllara dönük bilgiyi rahatlıkla bulmalıyım. Örneğin, 1972-73 sezonunda Trabzonspor'un herhangi bir maçının skoru ile kadrosunu sitede görebilmeliyim. Ama bizde bu yok. Peki ne var? Günlük yayın organları gibi haberler ve bunlara ilaveten bolca fotoğraflar... Bu durum haksız rekabeti ortaya koyuyor, bunu da Trabzonspor kulübü bilerek körüklüyor.
Geçenlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Ali Savaş'ı aradım. Türkiye’de bulunmayan bir ilaç siparişi verdim kendisine. Bu arada, "Ne var ne yok?" dedim. "Sağlık olsun abi, Karadeniz gazetesi ve Zigana Tv her türlü teknik alt yapıyı bana sağladı. Trabzonspor kampını 24 saat takip ediyorum" dedi. Ama bir konudan dert yandı.
"Keşke bu kadar masraf yapıp gelmeseydik abi." deyince şaşırdım. "Hayrola! Niye ki Ali Savaş?" dedim.
Hani derler ya; bir dokun bin ah işit...
"Keşke gelmeseydik abi" dedi ve devam etti: "Otursaydım orada, bir tıkla Almanya kampını Trabzonspor sitesinden alsaydım. Sitenin kamptaki görevlileri biz gazetecilerle adeta yarışıyorlar, bizimle rekabet halindeler. Oysa site bir bilgilendirme sitesi, haber sitesi değil ki. Buradaki arkadaşların görevi, buraya kadar Trabzonspor'u takibe gelmiş olanlara her türlü imkanı sağlamak. Hazırlık maçlarına gideriz, sağ olsun arkadaşların bize bir faydası bile yok! Biz koşturup kadroları alıyor, hakemlerin ismini öğreniyoruz. Bu kadar emek sarfedeceğine tıklarsın fareni, alırsın internet üzerinden haberini!"
Ali Savaş'a hak verdim.
Site gazetecilerle yarışmaz. Sitenin haberlerin güncelliği gibi bir derdi olmaz. Trabzonspor'un basın departmanı, basın mensuplarının rahat çalışmasını sağlar, onlara alt yapı hazırlar, yurt içi ve dışı organizasyonlarda Trabzonspor'u takip edenlerin sorunlarını çözer, yoksa ne haliniz varsa... diyerek kampı gazetecilerin yüzüne kapatmaz. Bütçelerinden tek kuruş harcamadan siteyi tıkla, oradan ısmarlama fotoğrafları indir, sonra ben de Trabzonspor'u takip ediyorum de. Site ve site yöneticileri de emeğe saygıyı hiçe sayarak Almanya'da değil, yurtta kalanların işine gelecek kolaylığı sağlaması işgüzarlık ve korkaklıktır. Kimden korkuyorlarsa... Onlar bilirler.
Bu ne gazetecilik etikine sığar ne emeğe saygıya, ne de resmi internet site anlayışına.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'nın da resmi internet sitesi var. Ben orada Başbakan'ın yurt gezilerinden rutin bir iki haber görüyorum. Sitede daha ziyade başbakanlığın duyuruları yer alıyor. Başbakanlık sitesinde haberlere iliştirilmiş basın için fotoğraflar da yok. Olsa Başbakanlık yapardı.
Trabzonspor sitesi, birilerine servis yapan haber sitesi değildir.
Bırakın onu gücü olanlar yapsın.
Trabzonspor'da yapılacak o kadar iş var ki, önce onların üstesinden gelin, benim meslektaşlarımın alın terine saygı gösterin ve emeklerini çalmayın.

Yorum