Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk!

Daraltma
Bu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • #16
    "Beni görmek demek, behemehal, yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir." M.Kemal ATATÜRK

    Yanlış anlaşılmasın fotoğrafların buraya konmasına karşı değilim fakat fotoğraflardan ziyade düşüncelerin paylaşılması daha yararlı olur gibime geliyor.

    Yorum


    • #17
      Tabii Süleyman. Sadece fotoğraflar değil, herşey paylaşılsın.
      “Her kim kendini kıymetli bilirse, onun tevazudan nasibi yoktur.”
      Malik bin Dinar

      Yorum


      • #18


        Belkide güneş bu açıyla dünyaya vurduğundan bile habersiz ama eminimki o güneşi bu şekilde o dağlara yansıtan Yüce ALLAH c.c. bunu bir nedenle gerçekleştirmiştir. yoksa insan kendi eliyle bunu yapamaz. Dünyadan insan eli değmeden gerçekleşen en güzel doğa harikaları.
        İmzam yok parmak bassam olurmu ?

        Yorum


        • #19
          İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler... Trene binerler ve kompartımana çekilirler.
          Ertesi gün, yaveri, Atatürk’ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri: "Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde; niye böylesiniz", der.
          "Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz, kolumu yastık yaptım ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, uyumadım kalktım", der.
          Yaveri: "Aman Paşam! Birimize haber vereydiniz; hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik", der.
          Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir:
          "Geç fark ettim, hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiç birinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil; milletimin rahat uyuması".

          Yorum


          • #20
            -7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldi. yalniz ve içine kapanık biri olarak yasamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı.
            -8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla gecirdi.
            -10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından
            dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.
            -17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
            -24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.
            -25 yaşında sürgüne gönderildi.
            -27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı, kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç onemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.
            -30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.
            -30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasına sebep oldu. yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
            -37 yaşında! Böbrek hastalığından Viyana’da 2 ay
            hasta ve yalnız halde yattı.
            -37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu dağıtıldı.
            -38 yaşında savunma bakanı tarafından görevinden atıldı.
            -38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldi. Ayrıca cebinde sadece 80 lirasi vardı.
            -38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı.
            -38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü, onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.
            -39 yaşında idam cezasına çarptırıldı

            Sonra ne mi oldu?

            42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı oldu!

            Şimdi düşünün, sizin başarılı olmanızı engelleyen ama Atatürk'ün karşısına çıkmamış bir engel var mı?

            Başarınızın önündeki engel ne?

            Paranız mı yok?
            Atatürk'ün de yoktu!

            Sağlığınız mı bozuk?
            Atatürk'ün de bozuktu!

            Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var?
            Atatürk'ün de vardı!

            Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu?
            Atatürk'ü de vurdular!

            Aileniz çok zengin değil miydi?
            Atatürk'ünki de değildi!

            Amirleriniz hakkınızı mı yiyor?
            Atatürk'ünkini de yemişlerdi!

            Sizden daha beceriksiz ama hırslı insanlar, sizden daha hızlı yükselip size amirlik mi yapıyor?
            Atatürk'ün de başına gelmişti!

            Geçmişte bazı denemelerinizde başarısız mı oldunuz?
            Atatürk de olmuştu!

            Hakkınızda idam fermanı çıktığı için mi başarılı olamıyorsunuz?
            Atatürk'ün de başına gelmişti!

            Gündelik hayatta karşılaştığımız küçük ya da büyük kişisel sorunlar büyük başarıların önünde engel değildir. Atatürk kişisel kurtuluş savaşı ile ülkeyi kurtarma savaşını birlikte götürebilmişti.
            Ona, "Para yok" dediler, "Bulunur" dedi, "Düşman çok" dediler, "Yenilir" dedi.
            Ve sonunda tüm dedikleri oldu!
            Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde niçin, "Vazifeye atılmak için içinde bulunduğun şartların imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin," dediğini sanırım daha iyi anladınız.

            Atatürk büyük yaşamak için yapılması gerekenleri de özetlemiş:
            "Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil küçük, araçsız, hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak o engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin."

            Yorum


            • #21
              gerçekten çok güzel paylaşım çok çok tşkler ulu önderimiz senin kurduğun bu ülke dünya yok oluncaya kadar Allahın izniyle yaşıyacak her zaman senin izindeyiz sen rahat uy

              Yorum


              • #22
                2 gün önce kendi deyimi ile ''CUMHURİYETİN TEMELLERİNİN ATILDIĞI'' sivas kongresini kutladık.. ruhları şad olsun olsun..

                yok bir sitemim hayatta hersey kısmet...

                Yorum


                • #23
                  İşte onu belkide çok azımız böyle görmüşüzdür.



                  M.Kemal, Kolağası (Kd.Yzb) rütbesine terfi ettiği gün (20 Haziran 1907)
                  İmzam yok parmak bassam olurmu ?

                  Yorum


                  • #24
                    " O " o kadar mükemmel bir insan ki ; Harp sırasında bile ütülü pantolunu , tertemiz kıyafetleri ve traş olmuş bir şekilde askerlerinin karşısına çıkarmış. O kadar efendi o kadar mütevazi bir komutanmış ki o dönemde yaşamak için neler vermezdim!
                    Türkçe, Turkche olmasın! Dilimizi koruyalım! Türkçeye 29 harf yeter!

                    “Ben basit bir '
                    iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
                    “Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”
                    Eduardo Galeano


                    "İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar

                    Yorum


                    • #25
                      Atanın Ezana Saygısı
                      Dolmabahçe önünde demir atmış olan Savarona'nın güvertesinde, hasır koltuğunda güneşin batışını seyrediyordu. Ufuk, minarelerin arkasında kıpkızıl bir renk almıştı. İstanbul, camileriyle ateşten bir fona yaslanmış gibiydi. Füreya, Atatürk'e son okuduğu kitabı getirmiş, yanı başında oturtuyordu. "Söyler misiniz, bana bir Münir çalsınlar," dedi Atatürk. Yaveri koşup gramofona bir taş plak koydu. Az sonra, minarelerin birinde yanık sesli bir müezzinin ezanı duyuldu. Atatürk başıyla işaret verdi. Plağı susturdular. Hepsi huşu içinde ezanı dinlediler. Füreya, başını öteye, camilerden yana çevirmiş olan Ata'nın göz pınarlarında yaşların biriktiğini gördü. Bir damla süzülmüş, yanağından aşağı akıyordu. Atatürk, uzun müddet yanındakilere doğru dönmedi. Nihayet başını çevirdiğinde, hem ezan bitmişti, hem o kendini toparlamıştı. "Ne yazık ki ezanı tekrar ettirmemize imkan yok, Füreyacım," dedi yumuşak bir sesle. "Sabah ezanını bekler, hep birlikte dinleriz Paşam," dedi Füreya.
                      İmzam yok parmak bassam olurmu ?

                      Yorum


                      • #26
                        Cevap Veremediği Tek İnsan
                        Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun
                        sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:

                        -Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler. ..

                        Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini "İstiklal" diye kışkırtırlardı. Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
                        Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk'e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.

                        Atatürk, Mersin'e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
                        -Bu köşk kimin?
                        -Kirkor'un.. .
                        -Ya şu koca bina?
                        -Yargo'nun.. .
                        -Ya şu?
                        -Salomon'un. ..
                        Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
                        -Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
                        -Biz mi nerede idik? Biz Yemen'de, Tuna Boyları'nda, Balkanlar'da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar'da, Çanakkale'de, Sakarya'da
                        savaşıyorduk paşam...

                        Atatürk bu anısını naklederken:
                        -Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, derdi.
                        İmzam yok parmak bassam olurmu ?

                        Yorum


                        • #27
                          AtatÜrk'ten Duygulu Bİr Ani
                          Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
                          Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
                          - Merhaba nine.
                          Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
                          - Merhaba dedi.
                          - Nereden gelip nereye gidiyorsun?
                          Kadın şöyle bir duralayıp,
                          - Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
                          Paşa gülümsedi.
                          - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
                          - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
                          - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
                          - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
                          - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.
                          - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim
                          Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.
                          Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan?
                          Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu
                          dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi.
                          Bana dönerek,
                          - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
                          Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
                          Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
                          Ikisi de ağlıyordu. Iki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
                          - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
                          Oradakilere şu emri verdi;
                          "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.
                          Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."
                          İmzam yok parmak bassam olurmu ?

                          Yorum


                          • #28
                            Ulu Önder'i Saygıyla Anıyoruz.





















                            Yorum


                            • #29


                              “Siz Ankara’dan giderseniz, ben Elmadağı’na çıkar, kurşunum bitinceye kadar vatanı tek başıma müdafaa ederim!"

                              23 nisan 1920... Ankara’da büyük millet meclisi açılmıştır. Memleketin her tarafından birçok milletvekilleri gelmiştir. Bu yeni meclise gelenlerin bir kısmı Ankara’ da hiçbir şeyin olmadığını görünce, ümitsizliğe düşmüşlerdi. Bahsedilen ne yeşil ordu, ne hazine, ne yatacak otel, hiçbir şey yoktu. Sadece, Mustafa Kemal...

                              ... Bazılarına bu dava çürük gelmiş olacak ki, memleketlerine dönmeye karar verdiler. Bunlar geri dönerlerse mecliste huzursuzluk olacağını anlayan Mustafa Kemal, kürsüye çıktı. O gün pek heyecanlıydı. Atatürk’ ün hayatında belki de böyle canlı bir tablo doğmamıştı.

                              Milletvekillerine hitaben:

                              "İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler.

                              Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta, hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum.

                              Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna ant içtim!.."

                              diye feryat edince, herkesi bir heyecan dalgası sardı. Hiç biri gözyaşlarını tutamıyordu.



                              "Ölmeyi Tercih Ederiz"

                              General Pershing'in Kurmay Başkanı olan General Harbord Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşürken der ki;

                              "Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük komutanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya müttefikinizle dört yıl harb ettiniz, yenildiniz, dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?"

                              Mustafa Kemal General'e:

                              "Teşekkür ederim" dedi. "Tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişsiniz. Fakat, şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz."

                              Falih Rıfkı Atay
                              "... hayat Bordo-Mavi'dir!"

                              "Şenol Güneş, Türkiye'nin en saygın ve en önemli futbol adamıdır. "

                              Yorum


                              • #30
                                Bir röportajda..
                                Birleşmiş milletlere üye olmayı düşünüyormusunuz? diye sorulduğunda,"şartlarımız koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracat etmeyiz. Üye olmak için davet gelirse düşünürüz"

                                Bunun üzerine Birleşmiş milletler yasası değişerek üyeliğe ilk olarak Türkiye Cumhuriyetinin davet edilmesi kararlaştırıldı.

                                Gurur duymamak elde değil. Şu itibara bakarmısınız?
                                En son Kamil Çakmak tarafından düzenlendi; 07.09.2007, 09:47. Sebep: .

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                Yükleniyor...
                                X