bu klupte senol günes,mehmet ali yılmaz,faruk özak,özkan sümer dısnda insan yokmudur yaw?nerede bizim güzel trabzonlu insanlarımız nerede?
Duyuru
Daraltma
Henüz duyuru yok.
Yönetime Yönelik Eleştiriler...
Daraltma
X
-
Yoktur bu çark böyle dönerİlk olarak pazarkapılı tarafından gönderildi Gönderiyi görüntülebu klupte senol günes,mehmet ali yılmaz,faruk özak,özkan sümer dısnda insan yokmudur yaw?nerede bizim güzel trabzonlu insanlarımız nerede?
Ahmet Ağaoğlu May varken benim lafım olmaz der ..
Orhan Şener varken Olmaz der
Yorum
-
trabzon camiasının büyüklügü bu kücük listeyi haketmiyor bence...trabzon yavuz selimde,araklıda,ofta,arsinde,erdogduda,farozda,boztepede,pazarkapıda... yetisenlerin ve yetiştirenlerin bu topraklar için söz söyleme zamanı ne zaman gelecek?ne zaman bu insanlara bu topraklar için söz sırası verilecek?...madem öyle kısır bi döngü var o zaman işin ustalarını getirelim basa;rıfat dedeoğlu,sebahttin kundupoğlu,suat oyman görev basına lütfen....İlk olarak Ahmet Başkaya tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleYoktur bu çark böyle döner
Ahmet Ağaoğlu May varken benim lafım olmaz der ..
Orhan Şener varken Olmaz der
ıslak imza....
Yorum
-
Sadri şenerin hatası yok geçen sene batan kulübü yeniledi Sonra ersun yanalın nasıl gittiğini herkes biliyor.Sadri şener baskılara dayanamadık diyor o da istemiyordu gitmesini.Yeni hoca erikson ile anlaşıldı ama trabzonu beğenmedi diğer hocalar gibi.Sonra son seçenek Hugo getirildi.Hazırlık maçlarında taş gibi oynattı.Sivası yendi.Herkes işte hoca bu dedi.Sonra 2 kere kötü sonuç gene istifa baskısı.Adam ne yapsın şimdi yapacağı şeyler en fazla bunlar.Elektrikte Edison,futbolda Trabzon,Araplarda petrol ,Trabzon'da Futbol...
Yorum
-
İlk olarak hekimoğlu tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleMAY gelsin senede 3 antrenör değiştirir bu günleri de ararız ama ben artık gelsin diyorum tarihinden bir türlü ders çıkarmayan Trabzonspor taraftarı layığını bulsun.
Hangi takım taraftarısınız _ ?
Yorum
-
Edit: Çemişgezeksporİlk olarak Ahmet Başkaya tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleHangi takım taraftarısınız _ ?En son Hekimoğlu tarafından düzenlendi; 23.11.2009, 11:58.Hayat bir gündür o da bugündür.
Yorum
-
Doğru neredeyse bunların da MAY'dan farkı kalmadı.İlk olarak chovy tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleŞuan layığımız olanlar yönetiyor bizleri.Aramaya gerek yok yani, bulduk.Hayat bir gündür o da bugündür.
Yorum
-
Hala isim tartılışıyorsa vay Trabzonspor'muzun haline !
Birliktelik sağlanmadan başarı gelmeyecek ! Mehmet Ali Yılmaz bu kaotik ortamda başkan olmaz, olursa kendini yakar ! Birlik beraberlik şart ! Sadri Şener bunu 2 yıl içersinde yapmaya çalışır gibi oldu başaramadı !
Tekrar bunu yapabilecek desteği bulması güç! Gerçekten güç ! Teknik direktörde bulamaz artık ! Avni Akerde taraftarda ! İşi sor Şadri Şener'in harbi zor ! Bırakıp gitse yakışmaz kaçmak olur ! Kalsa daha da beter günler yaşatabilir !@tsmustafakemal
"Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti." KAZIM KOYUNCU
Yorum
-
Rahmetli Mehmet Tan'ın kompozisyon üstadının yıllar çnce yazdığı yazıyı bir kez daha okumamızda fayda var!!!
Trabzon’la bir ömür
Geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata gözlerini yuman Mehmet Tan ustayı, ikindi namazını müteakip ebedi istirahatgâhına uğurlayacağız.
Tarih 2 Ağustos 2002... Bugün ise 18 Ağustos 2003... Aradan geçen 381 gün. Değişen tek şey; Mehmet Ağabeyimiz artık aramızda değil. Ama fikirleri hepimize ışık tutmaya devam edecek
Mehmet Ağabey, Trabzonspor'la geçen bir ömrü, geçen sene doğum gününden bir gün sonra yazıya dökmüştü. Trabzonspor'un yıkılmaz bir kale, bir kurum olması için gazetecilik sorumluluğu içinde, hiçbir çıkar ilişkisine girmeden, eleştirel bakışından ödün vermeyen ustamızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, tüm sevenlerine bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz...
Dün Ağustos'un 1'ydi, benim doğum günüm... Bugün de Trabzonspor'un... Trabzonspor, bizim mesleğe adım atışımızdan bir yıl sonra Dünya'ya geldi... 20 yıllık bir yaş farkına rağmen beraber büyüdük sayılır.
'Trabzon battı demek kolay mı?'
"Bizim meslek ömür törpüsüdür, ömrün gerilim içinde geçer ve yarı yarıya azalır" demişiz bundan dört yıl önce (27 Mart 1998 / Fanatik). "Kolay mı sanıyorsunuz?" başlıklı yazımızın bir bölümünde şunları kaleme almışız:
"Trabzonspor battı, göçtü demek kolay mı ha, kolay mı?.. Elimizin titremediğini, yüreğimizin sızlamadığını mı sanıyorsunuz?.. Çam yeşili bir gecede yıldızlara eşlik etmek, ardı ardına üçbeş geceyi uykusuz geçirmek hoşumuza mı gidiyor sanıyorsunuz?.. Bu Trabzonspor'dan bir şey olmaz demenin ağrımıza, zorumuza gitmediğini mi düşünüyorsunuz?..
Yaşamla inatlaşmak zordur.
Sürüden ayrılanı önce çoban parçalar. Hele günümüz Türkiyesi'ndeki kurtlar sofrasında yaşama şansınız yok denecek kadar azdır. Diz üstü yaşamaya alışmış olsanız, mesele yok... Sürünür gidersiniz.
Şayet kaldıysa bir dostun, "... ne vardı sanki bu kadar dik başlılık yapacak" sözleri kulağınızı tırmalar. Ama ayağa kalkacak mecaliniz kalmamıştır artık. Bugünleri yaşamayı, ayakta kalabilmeyi kolay mı sanıyorsunuz?
'Haklılığımız kıyamete kadar sürecek ki...'
Sevdiğiniz bir kurumun ilkelerini umdelerini savunarak bir ömür tüketilmesi, bugünün piyasasının anlayacağı bir iş değil... Piyasayı elinde bulunduranların da.
Onlar, günü kurtarmak varken, dünü irdeleyip, toplumun tarihi ile barışık olmasına akıl erdiremezler.
Onların tarih kurtarmaya vakitleri yoktur.
Onlar bütün değerlerini yitirerek, tarihe ihanet etmenin bedelini ödediklerinin farkında bile değildirler. Bir akıntının, bir modanın peşi sıra yürüyüp giderler... Çoğunlukta olmanın güvenli kıyılarında, çıkara dayalı dostlukların kokuşmuş havası ve loş ışıkları altında onlar kendilerini oldukça rahat hissederler.
Çoğu zaman da ödüllendirilirler.
Ya biz?..
Biz ve bizim gibilerin yaşam burnundan gelir.
Haklılığınız kıyamete kadar sürecek ki, tarih sizden özür dilesin. Yoksa, huysuz, geçimsiz, herşeye muhalif, müşkülpesent insan olur çıkarsınız.
Güçlülerin işitmekten hiç hoşlanmadıkları "hayır" kelimesinin kolay yazıldığı, kolay söylendiğini mi sanıyorsunuz?"
Şimdi bandı geriye sarıyor ve Kırmızı-Beyaz renklerle kurulan Trabzonspor'u ve o dönemin seviyesi ve heyecanı hiç düşmeyen müthiş hukuk mücadelesini dün gibi hatırlıyorum... Sonra Trabzonspor'un ilk teknik direktörü Rahmetli Halil Özyazıcı'yı ve o müstesna insanın papyon kıravatını!..
Biz mesleğe başladığımızda Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer'in aktif sporculuk hayatları devam ediyordu... Yaşça küçük olmasına rağmen aynı mahallede büyüdüğümüz, tarihin soluk aldığı mekanları birlikte arşınladığımız Şenol Güneş, şu günlerde bir halk kahramanı... 30 Eylül 1982'de Trabzon'a ayak bastığında, Mehmet Ali Yılmaz'ın ilk tanıdığı üç insandan biri bendim... Kumral saçları, kahverengi tril tril bir elbisenin içinde çakı gibi bir delikanlıydı.
'Savaşımız koltuktan güç alanlarla'
9 Nisan 1985'den bu yana, selam yok, sabah yok, Özkan Sümer ile konuşmuyoruz... Mehmet Ali Yılmaz ise !!!
Mal davamız, arazi ihtilafımız yok, çek senet işi ile de uğraşmayız... Kan davasından beter bu husumet, koltuğa güç veren değil, koltuktan güç alanlarla giriştiğimiz, kıyamete kadar da sürmesi için ant içtiğimiz, "ben merkezci bir sistem"in oluşturduğu, "resmi hikmete mahsus", "tek doğru ve çek çözüm dayatmacılığı" eksenli bir düzen çatışması.
Her ne şart altında olursa olsun, kişilere toplumdan bağımsız bir kimlik ve kişilik izafe ederek onu insanüstü kutsal bir varlık olarak algılanmasının önünde durduk... Tek biçimli yurttaş yaratma ideolojisinin insanlara maske taktıracağını anlattık, dilimiz döndüğünce... Kendi fildişi kulesinde toplum üzerinde tezler ileri süren, toplumla bütünleşmemiş, entellektüel olmaya özen gösteren, ancak bunun gerektirdiği nitelikleri taşımayan, erdemden yoksun kişilerden hep uzak durduk... İnsanın doğasına aykırı olan herşeyin eninde sonunda yıkılıp gideceğine inandığımız içindir ki, toplumun kuralcı değil, düzenlemeci olması gerektiğini savunduk, sonuna kadar.
'İki yanlış bir doğru etmez dedik'
Ve en nihayet iki yanlış bir doğru etmez dedik.
Demeye de devam ediyoruz.
Dün Ağustos'un 1'ydi, benim doğum günüm.
İş bu yazı, bir vicdan muhasebesi değil, geçmişle hesaplaşma ise hiç değil... Bizim bu dünyada kul'a verilmeyecek hesabımız yok, öteki dünyayı zaten Allah bilir.
Bu sadece ve sadece, ömrü yarım asrı aşmış, Türkiye'deki yaş ortalamasına bakıldığında sona yaklaşmış bir Ademoğlu sendromu.
Bu vesile ile de kısa bir süre kaynamasına ara verdiğimiz 'Trabzon Kazanı'nın altına odun atmaya başlamış olduk.
Hoşgörünüze sığınırım, kendimden söz ettiğim için...
Mehmet Tan
(2 Ağustos 2002)
Yorum
-
saygıyla anıyoruz...İlk olarak talibim tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleRahmetli Mehmet Tan'ın kompozisyon üstadının yıllar çnce yazdığı yazıyı bir kez daha okumamızda fayda var!!!
Trabzon’la bir ömür
Geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata gözlerini yuman Mehmet Tan ustayı, ikindi namazını müteakip ebedi istirahatgâhına uğurlayacağız.
Tarih 2 Ağustos 2002... Bugün ise 18 Ağustos 2003... Aradan geçen 381 gün. Değişen tek şey; Mehmet Ağabeyimiz artık aramızda değil. Ama fikirleri hepimize ışık tutmaya devam edecek
Mehmet Ağabey, Trabzonspor'la geçen bir ömrü, geçen sene doğum gününden bir gün sonra yazıya dökmüştü. Trabzonspor'un yıkılmaz bir kale, bir kurum olması için gazetecilik sorumluluğu içinde, hiçbir çıkar ilişkisine girmeden, eleştirel bakışından ödün vermeyen ustamızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, tüm sevenlerine bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz...
Dün Ağustos'un 1'ydi, benim doğum günüm... Bugün de Trabzonspor'un... Trabzonspor, bizim mesleğe adım atışımızdan bir yıl sonra Dünya'ya geldi... 20 yıllık bir yaş farkına rağmen beraber büyüdük sayılır.
'Trabzon battı demek kolay mı?'
"Bizim meslek ömür törpüsüdür, ömrün gerilim içinde geçer ve yarı yarıya azalır" demişiz bundan dört yıl önce (27 Mart 1998 / Fanatik). "Kolay mı sanıyorsunuz?" başlıklı yazımızın bir bölümünde şunları kaleme almışız:
"Trabzonspor battı, göçtü demek kolay mı ha, kolay mı?.. Elimizin titremediğini, yüreğimizin sızlamadığını mı sanıyorsunuz?.. Çam yeşili bir gecede yıldızlara eşlik etmek, ardı ardına üçbeş geceyi uykusuz geçirmek hoşumuza mı gidiyor sanıyorsunuz?.. Bu Trabzonspor'dan bir şey olmaz demenin ağrımıza, zorumuza gitmediğini mi düşünüyorsunuz?..
Yaşamla inatlaşmak zordur.
Sürüden ayrılanı önce çoban parçalar. Hele günümüz Türkiyesi'ndeki kurtlar sofrasında yaşama şansınız yok denecek kadar azdır. Diz üstü yaşamaya alışmış olsanız, mesele yok... Sürünür gidersiniz.
Şayet kaldıysa bir dostun, "... ne vardı sanki bu kadar dik başlılık yapacak" sözleri kulağınızı tırmalar. Ama ayağa kalkacak mecaliniz kalmamıştır artık. Bugünleri yaşamayı, ayakta kalabilmeyi kolay mı sanıyorsunuz?
'Haklılığımız kıyamete kadar sürecek ki...'
Sevdiğiniz bir kurumun ilkelerini umdelerini savunarak bir ömür tüketilmesi, bugünün piyasasının anlayacağı bir iş değil... Piyasayı elinde bulunduranların da.
Onlar, günü kurtarmak varken, dünü irdeleyip, toplumun tarihi ile barışık olmasına akıl erdiremezler.
Onların tarih kurtarmaya vakitleri yoktur.
Onlar bütün değerlerini yitirerek, tarihe ihanet etmenin bedelini ödediklerinin farkında bile değildirler. Bir akıntının, bir modanın peşi sıra yürüyüp giderler... Çoğunlukta olmanın güvenli kıyılarında, çıkara dayalı dostlukların kokuşmuş havası ve loş ışıkları altında onlar kendilerini oldukça rahat hissederler.
Çoğu zaman da ödüllendirilirler.
Ya biz?..
Biz ve bizim gibilerin yaşam burnundan gelir.
Haklılığınız kıyamete kadar sürecek ki, tarih sizden özür dilesin. Yoksa, huysuz, geçimsiz, herşeye muhalif, müşkülpesent insan olur çıkarsınız.
Güçlülerin işitmekten hiç hoşlanmadıkları "hayır" kelimesinin kolay yazıldığı, kolay söylendiğini mi sanıyorsunuz?"
Şimdi bandı geriye sarıyor ve Kırmızı-Beyaz renklerle kurulan Trabzonspor'u ve o dönemin seviyesi ve heyecanı hiç düşmeyen müthiş hukuk mücadelesini dün gibi hatırlıyorum... Sonra Trabzonspor'un ilk teknik direktörü Rahmetli Halil Özyazıcı'yı ve o müstesna insanın papyon kıravatını!..
Biz mesleğe başladığımızda Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer'in aktif sporculuk hayatları devam ediyordu... Yaşça küçük olmasına rağmen aynı mahallede büyüdüğümüz, tarihin soluk aldığı mekanları birlikte arşınladığımız Şenol Güneş, şu günlerde bir halk kahramanı... 30 Eylül 1982'de Trabzon'a ayak bastığında, Mehmet Ali Yılmaz'ın ilk tanıdığı üç insandan biri bendim... Kumral saçları, kahverengi tril tril bir elbisenin içinde çakı gibi bir delikanlıydı.
'Savaşımız koltuktan güç alanlarla'
9 Nisan 1985'den bu yana, selam yok, sabah yok, Özkan Sümer ile konuşmuyoruz... Mehmet Ali Yılmaz ise !!!
Mal davamız, arazi ihtilafımız yok, çek senet işi ile de uğraşmayız... Kan davasından beter bu husumet, koltuğa güç veren değil, koltuktan güç alanlarla giriştiğimiz, kıyamete kadar da sürmesi için ant içtiğimiz, "ben merkezci bir sistem"in oluşturduğu, "resmi hikmete mahsus", "tek doğru ve çek çözüm dayatmacılığı" eksenli bir düzen çatışması.
Her ne şart altında olursa olsun, kişilere toplumdan bağımsız bir kimlik ve kişilik izafe ederek onu insanüstü kutsal bir varlık olarak algılanmasının önünde durduk... Tek biçimli yurttaş yaratma ideolojisinin insanlara maske taktıracağını anlattık, dilimiz döndüğünce... Kendi fildişi kulesinde toplum üzerinde tezler ileri süren, toplumla bütünleşmemiş, entellektüel olmaya özen gösteren, ancak bunun gerektirdiği nitelikleri taşımayan, erdemden yoksun kişilerden hep uzak durduk... İnsanın doğasına aykırı olan herşeyin eninde sonunda yıkılıp gideceğine inandığımız içindir ki, toplumun kuralcı değil, düzenlemeci olması gerektiğini savunduk, sonuna kadar.
'İki yanlış bir doğru etmez dedik'
Ve en nihayet iki yanlış bir doğru etmez dedik.
Demeye de devam ediyoruz.
Dün Ağustos'un 1'ydi, benim doğum günüm.
İş bu yazı, bir vicdan muhasebesi değil, geçmişle hesaplaşma ise hiç değil... Bizim bu dünyada kul'a verilmeyecek hesabımız yok, öteki dünyayı zaten Allah bilir.
Bu sadece ve sadece, ömrü yarım asrı aşmış, Türkiye'deki yaş ortalamasına bakıldığında sona yaklaşmış bir Ademoğlu sendromu.
Bu vesile ile de kısa bir süre kaynamasına ara verdiğimiz 'Trabzon Kazanı'nın altına odun atmaya başlamış olduk.
Hoşgörünüze sığınırım, kendimden söz ettiğim için...
Mehmet Tan
(2 Ağustos 2002)
ıslak imza....
Yorum
-
bi yönetim bi sene takımı çok iyi idare edip diğer sene de ancak böyle içine edebilir.
örnektir bu yönetim.
nuri albayrak'ın batırdığı takımı aldı kısa zamanda düzlüğe çıkardı sonra yine berbat bir duruma soktu.
ne anladım bu işten.
futbolcuları özellikle de t.d ü ortaya atıp hedef saptırmaları da ayrı bi olay.T.R.A.B.Z.O.N.S.P.O.R
Yorum
-
Mehmet Tan'ı rahmetle anıyoruz.
Devran döndü dolaştı yine aynı yerden başlayacak gibiyiz.
Şu yazının yazıldığı tarih,tarihimizin en kötü derecesini yaptığımız sezon sonuydu.
O zamanlar Trabzonspor bitti demek bazıları için kolaydı ama sürgünde bu takımı ayağa kaldıracak bu şehrin çocukları da vardı.
En azından onların bir Türkiye kupası kaldırışını gördü ölmeden önce.
Gözü arkada gitmedi diye düşünüyorum.
Şimdi ise ne sürgünde öyle adamlarımız var ne de geleceğe dair bir umudumuz.
Bugün yaşasaydı acaba nasıl bir yazı yazardı rahmetli.
Umutsuzluk beni fena halde sardı.Herkese Merhaba
Yorum
En Aktif Kullanıcılar
Daraltma
En aktif kullanıcı yok.

Yorum