Kongre her zamankinden renksiz, konuşmalar hemen hemen aynı, oylama da bitti sanırım ama değişen pek bir şey olmayacak gibi duruyor.
İlk olarak Ertuğrul Doğan'ın Trabzonspor'a katkıları da oldu ama zararları da oldu. Bunları konuşmak kulübe ya da camiaya zarar vermez. Başkan her fırsatta, "Benim Trabzonsporluluğumu kimse tartışamaz." diyor, haklıdır da. Kimse durduk yere bu yükün altına girmez, cebinden bu kadar para verip borçların önemli kısmını kapatmaz. Ama Hakan Kulaçoğlu'nun Trabzonsporluluğunu da kimse tartışamaz, o konuşma bittiğinde yuhalayanlara yahu ayıptır, bırakın adam konuşsun demek senin değerini yükseltirdi ama sen gülüp geçmeyi tercih ettin, üstüne üstlük mikrofona isim vermeden bu konuşmayı komik bulduğunu söyledin. Başkan emin ol ki sana zarar veren Hakan Kulaçoğlu değil, o salonda yuh diye bağıranlardır, geçen sene Onuachu ve Pepe havalimanına geldiğinde Trabzonspor diye bağırmak yerine Büyük Başkan Ertuğrul Doğan diye bağıranlardır.
İkincisi Trabzonspor'daki durumu Beşiktaş'taki durumla eş tutanlar var. Bu yanlıştır. Trabzonspor, Ertuğrul Doğan'la iki sefer kongreye gitti. Tek adaylı kongrelerdi ama gitti. Eruğrul Doğan geldiğinde kulüp oyuncuların maaşlarını ödeyemiyordu. Beşiktaş ise seçilmemiş bir başkanla yola devam edecek gibi duruyor. Ahmet Ağaoğlu ile Hasan Arat'ın istifası aynı ama bazı arkadaşlar Samet Aybaba'nın konuşmasını da takdir etmişler. Sezon henüz bitmeden yapılan o konuşma oyuncuların performansını etkileyecektir, sezon bitince elden çıkarmanı da zorlaştıracaktır. Ben Aybaba'nın konuşmasını doğru bulmuyorum, Beşiktaş şimdi o yüksek maliyetli oyuncuları zararına elden çıkaracak. Neden? Aybaba biz bunlara fazla para verdik diyor çünkü. Bu hatayı sezon başında Ertuğrul Doğan da yaptı. Biz elimizdeki oyunculara fazla maaş verdik dedi, neticede piyasada alıcısı kimse o maaşları vermeye yanaşmadı. Geçen sezon en fazla skor katkısı yapan Trezeguet bile bedelsiz kiralandı.
Üçüncüsü yeni yönetim yapısıyla ilgili. Gelen ile giden arasında nitelik bakımından fark yok. Bu kulübe futbol direktörü şart, medya iletişim birimi şart, uzman psikolojik danışma birimi şart, altyapı koordinatörlüğü şart... Belki bir kısmı var ama umut vaat etmiyor. Yönetimde bunları bilen birilerine baktım ama göremedim. Belki de ben yanlış biliyorumdur, bilen varsa aydınlatsın. Bir kulüpte bütün açıklamaları Başkan yapmamalı, Ertuğrul Doğan her maçtan sonra ateş püskürüyor karşısında muhatap yok. Senin medya iletişim birimin, yardımcıların nerede? En acısı da Trabzonspor'un kupalarını Kamberoğlu'nun bagajında Ankara'ya gönderen adam hâlâ yönetimde duruyor.
Dördüncüsü Hakan Kulaçoğlu'nun konuşmalarıyla ilgili. Elle tutulur tek yanı yok. Ben Kulaçoğlu'yu severim, iyi Trabzonsporlu olduğunu da biliyorum. Ama Trabzonspor Başkanına "kayyum" demek kulübü değersizleştirmektir. Bunun için sunduğun gerekçeler sadece Trabzonspor için değil bütün kulüpler için geçerli. O zaman Ali Koç da Dursun Özbek de kayyum, siyaset onaylamadığı halde kulüp başkanlığı yapabilen var mı bu memlekette? Zaten sen dernek statüsündesin, stadyumun dahi senin malın değildir. O yüzden siyasetle iyi geçinmek zorundasın. Ama desen ki bu oyuncular kime sorulup getirildi, gönderilenler kaça ve neden gönderildi, Başkan gel bunların hesabını buradan bize ver, o zaman haklısın. Ama bunları demek yerine siyaset üzerinden mesaj vermek kulübe zarar verir. Bunlarla bu kulübe en büyük zararı veren Hacıosmanoğlu'dur. İktidarı muhalefeti fark etmez. Trabzonspor siyasetle iyi geçinecek ama siyaset yapmayacak. Hakan Kulaçoğlu'yu yuhalayanlar da bu kabahate ortaktır.
Beşinci olarak yine Ertuğrul Doğan'ı yazacağım. Başkan çok ciddi yükün altına girdi. Odatv bir yandan başta Hakan Şükür olmak üzere yurtdışındaki kaçak FETÖ'cüler diğer yandan özellikle borçların kapanmasıyla ilgili elli tane hikaye anlattı. Bir yönetici hedef Trabzonspor değil Başkan Doğan’dır diye saçmalamış ama ben tam tersini yazacağım. İstanbul medyası Trabzonspor'un borçlarını kapatmasından rahatsız. Bu oltaya ilk Dursun Özbek atladı, bizim de bankalar birliğinden çıkmak için çalışmalarımız olacak dedi. İstanbul basını sene boyunca kulüp satılacak diye haber yaptı ama onlar da biliyor ki dernek üyeleri onay vermedikçe kulüp satılamaz. Hedef Doğan değil Trabzonspor'dur. Bir şampiyonluk daha yaşamasın diyedir. Bunun için de yönetimin dikkatini acilen saha dışından çekip saha içine odaklanması gerekiyor. Her maçtan sonra hakem ya da federasyon konuşmayı acilen bırakın, sadece takıma odaklanın.
Altıncısı ve son olarak da bu kulübe transferleri yöneticiler ya da teknik direktörler yapmasın artık. Yahu ülkede hâlâ bir gözlemci ekibimiz yok, çok mu zor bunu yapmak? Hiçbir şey yapamıyorsan şu Sports Interactive’e yazı yaz, Türkiye’deki gözlemci adaylarının isimlerini al, alt liglerin gözlemci havuzuna iste. Bu kadar zor mu ben anlamıyorum.
İlk olarak Ertuğrul Doğan'ın Trabzonspor'a katkıları da oldu ama zararları da oldu. Bunları konuşmak kulübe ya da camiaya zarar vermez. Başkan her fırsatta, "Benim Trabzonsporluluğumu kimse tartışamaz." diyor, haklıdır da. Kimse durduk yere bu yükün altına girmez, cebinden bu kadar para verip borçların önemli kısmını kapatmaz. Ama Hakan Kulaçoğlu'nun Trabzonsporluluğunu da kimse tartışamaz, o konuşma bittiğinde yuhalayanlara yahu ayıptır, bırakın adam konuşsun demek senin değerini yükseltirdi ama sen gülüp geçmeyi tercih ettin, üstüne üstlük mikrofona isim vermeden bu konuşmayı komik bulduğunu söyledin. Başkan emin ol ki sana zarar veren Hakan Kulaçoğlu değil, o salonda yuh diye bağıranlardır, geçen sene Onuachu ve Pepe havalimanına geldiğinde Trabzonspor diye bağırmak yerine Büyük Başkan Ertuğrul Doğan diye bağıranlardır.
İkincisi Trabzonspor'daki durumu Beşiktaş'taki durumla eş tutanlar var. Bu yanlıştır. Trabzonspor, Ertuğrul Doğan'la iki sefer kongreye gitti. Tek adaylı kongrelerdi ama gitti. Eruğrul Doğan geldiğinde kulüp oyuncuların maaşlarını ödeyemiyordu. Beşiktaş ise seçilmemiş bir başkanla yola devam edecek gibi duruyor. Ahmet Ağaoğlu ile Hasan Arat'ın istifası aynı ama bazı arkadaşlar Samet Aybaba'nın konuşmasını da takdir etmişler. Sezon henüz bitmeden yapılan o konuşma oyuncuların performansını etkileyecektir, sezon bitince elden çıkarmanı da zorlaştıracaktır. Ben Aybaba'nın konuşmasını doğru bulmuyorum, Beşiktaş şimdi o yüksek maliyetli oyuncuları zararına elden çıkaracak. Neden? Aybaba biz bunlara fazla para verdik diyor çünkü. Bu hatayı sezon başında Ertuğrul Doğan da yaptı. Biz elimizdeki oyunculara fazla maaş verdik dedi, neticede piyasada alıcısı kimse o maaşları vermeye yanaşmadı. Geçen sezon en fazla skor katkısı yapan Trezeguet bile bedelsiz kiralandı.
Üçüncüsü yeni yönetim yapısıyla ilgili. Gelen ile giden arasında nitelik bakımından fark yok. Bu kulübe futbol direktörü şart, medya iletişim birimi şart, uzman psikolojik danışma birimi şart, altyapı koordinatörlüğü şart... Belki bir kısmı var ama umut vaat etmiyor. Yönetimde bunları bilen birilerine baktım ama göremedim. Belki de ben yanlış biliyorumdur, bilen varsa aydınlatsın. Bir kulüpte bütün açıklamaları Başkan yapmamalı, Ertuğrul Doğan her maçtan sonra ateş püskürüyor karşısında muhatap yok. Senin medya iletişim birimin, yardımcıların nerede? En acısı da Trabzonspor'un kupalarını Kamberoğlu'nun bagajında Ankara'ya gönderen adam hâlâ yönetimde duruyor.
Dördüncüsü Hakan Kulaçoğlu'nun konuşmalarıyla ilgili. Elle tutulur tek yanı yok. Ben Kulaçoğlu'yu severim, iyi Trabzonsporlu olduğunu da biliyorum. Ama Trabzonspor Başkanına "kayyum" demek kulübü değersizleştirmektir. Bunun için sunduğun gerekçeler sadece Trabzonspor için değil bütün kulüpler için geçerli. O zaman Ali Koç da Dursun Özbek de kayyum, siyaset onaylamadığı halde kulüp başkanlığı yapabilen var mı bu memlekette? Zaten sen dernek statüsündesin, stadyumun dahi senin malın değildir. O yüzden siyasetle iyi geçinmek zorundasın. Ama desen ki bu oyuncular kime sorulup getirildi, gönderilenler kaça ve neden gönderildi, Başkan gel bunların hesabını buradan bize ver, o zaman haklısın. Ama bunları demek yerine siyaset üzerinden mesaj vermek kulübe zarar verir. Bunlarla bu kulübe en büyük zararı veren Hacıosmanoğlu'dur. İktidarı muhalefeti fark etmez. Trabzonspor siyasetle iyi geçinecek ama siyaset yapmayacak. Hakan Kulaçoğlu'yu yuhalayanlar da bu kabahate ortaktır.
Beşinci olarak yine Ertuğrul Doğan'ı yazacağım. Başkan çok ciddi yükün altına girdi. Odatv bir yandan başta Hakan Şükür olmak üzere yurtdışındaki kaçak FETÖ'cüler diğer yandan özellikle borçların kapanmasıyla ilgili elli tane hikaye anlattı. Bir yönetici hedef Trabzonspor değil Başkan Doğan’dır diye saçmalamış ama ben tam tersini yazacağım. İstanbul medyası Trabzonspor'un borçlarını kapatmasından rahatsız. Bu oltaya ilk Dursun Özbek atladı, bizim de bankalar birliğinden çıkmak için çalışmalarımız olacak dedi. İstanbul basını sene boyunca kulüp satılacak diye haber yaptı ama onlar da biliyor ki dernek üyeleri onay vermedikçe kulüp satılamaz. Hedef Doğan değil Trabzonspor'dur. Bir şampiyonluk daha yaşamasın diyedir. Bunun için de yönetimin dikkatini acilen saha dışından çekip saha içine odaklanması gerekiyor. Her maçtan sonra hakem ya da federasyon konuşmayı acilen bırakın, sadece takıma odaklanın.
Altıncısı ve son olarak da bu kulübe transferleri yöneticiler ya da teknik direktörler yapmasın artık. Yahu ülkede hâlâ bir gözlemci ekibimiz yok, çok mu zor bunu yapmak? Hiçbir şey yapamıyorsan şu Sports Interactive’e yazı yaz, Türkiye’deki gözlemci adaylarının isimlerini al, alt liglerin gözlemci havuzuna iste. Bu kadar zor mu ben anlamıyorum.
Yorum