Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Fatih Tekke | Teknik Direktör

Daraltma
Bu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • İlk olarak Ekrem D. tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle

    Evet, iki maçta da biraz tempo yaptık geride açıklar verdik.. Tempo yaptığın zaman ileride top kaybetme olasılığın artıyor. Gerideki oyuncuların ona göre pozisyon alabilmeleri lazım; birbirleri ile uyumlu olmaları, organiza bir şekilde geri koşabilmeleri lazım.

    İki maç içinde birer şey söyleyeceğim:
    • Beşiktaş maçında geri dörtlümüz: Eskihellaç - Batagov - Saatçi - Ozan'dı, değil mi? Beşiktaş 10 kişi kalana kadar bizim Serdar ve Ozan'ın tarafından verdiğimiz açıkları hatırlıyor musun? Hayatında ilk defa yanyana oynayan bir dörtlü ve Beşiktaş'ın kaptığı her top kalemizde pozisyon olması...
    • Gençlerbirliği maçı da keza aynı şekilde. Duran top olmayan gollerde, rakibin hızlı kontra ataklarını ve sol bekimizin (Arif) nasıl pozisyon alamadığını bir daha izlemeni tavsiye ediyorum.

    Genel olarak yukarıda yazdıklarımla az da olsa çelişen bir şey söyleyeceğim: birbirinden farklı olayları, genelde tek bir sebebe bağlamak kolaycılık olur, çoğu zaman da tutarlı olmaz. Yüksek tempo; birbirini tanımayan, beraber herhangi bir oyun tecrübesi olmayan, dönen toplarda pozisyon almayı öğrenememiş savunma grubuyla birleştiği zaman aleyhimize gol oluyor. Bunu daha farklı nasıl ifade edebilirim bilemiyorum... Buna geçici bir çözüm olarak da ilerideki top kayıplarını düşürmek adına tempoyu düşürüyoruz.
    Katılmıyorum, katılmadığım nokta şurası: Bahse konu maçlarda (Bjk - GB); Kocaeli, Kasımpaşa, Antalya (Bu biraz daha belirgindi) maçlarından farklı bir oyun hızı görmedim. Gerçi tempodan kastın ne, neyle ölçüyorsun bilmiyorum. Tamamen seyirlik tespit benimki. Opta, FbRef gibi platformlara baktım. Bununla ilgili spesifik bir sütun göremedim. Bir örnekle izah edeyim: M. City - Gs maçının başında Jakobs soldan çıktı. Pozisyon bitti. Donnaruma - Sol bek - Opoku - Haaland akışı vardı.

    https://www.youtube.com/watch?v=ancNFhfVBLc (Yaklaşık 40. saniyedeki pozisyon)

    Biz olsak, soldan çıkarken, topa basarız, geri döneriz, ortaya oynarız. Rakip yerleşir. Statik kalırız. Son maçta Mustafa girince biraz daha kıpırdadık. İlk devre planından elde edebildiğimiz yalnızca kornerlerdi.

    Yerleşim hataları, uyumsuzluk vb. konular şikâyet ettiğimiz başlıktan farklı. Düzensiz, çevresini kontrol etmeden, arkadaşıyla güvenli mesafeyi aşacak şekilde bir plansızlık değil benim için tempo.

    Düşük tempo hocanın tercihi olabilir. Sonuç aldığı sürece saygı duyulur. Peki sonuç almıyorsa? Eleştirmek, cahillik demek mi?
    Akıl, öfkeyi ve onunla kolayca birleşen bilgisizliği yener. Aklı kullanmak biraz zahmet, çaba gerektirir.

    Yorum


    • İlk olarak Oğuz ZEYTİN tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle

      Katılmıyorum, katılmadığım nokta şurası: Bahse konu maçlarda (Bjk - GB); Kocaeli, Kasımpaşa, Antalya (Bu biraz daha belirgindi) maçlarından farklı bir oyun hızı görmedim. Gerçi tempodan kastın ne, neyle ölçüyorsun bilmiyorum. Tamamen seyirlik tespit benimki. Opta, FbRef gibi platformlara baktım. Bununla ilgili spesifik bir sütun göremedim. Bir örnekle izah edeyim: M. City - Gs maçının başında Jakobs soldan çıktı. Pozisyon bitti. Donnaruma - Sol bek - Opoku - Haaland akışı vardı.

      https://www.youtube.com/watch?v=ancNFhfVBLc (Yaklaşık 40. saniyedeki pozisyon)

      Biz olsak, soldan çıkarken, topa basarız, geri döneriz, ortaya oynarız. Rakip yerleşir. Statik kalırız. Son maçta Mustafa girince biraz daha kıpırdadık. İlk devre planından elde edebildiğimiz yalnızca kornerlerdi.

      Yerleşim hataları, uyumsuzluk vb. konular şikâyet ettiğimiz başlıktan farklı. Düzensiz, çevresini kontrol etmeden, arkadaşıyla güvenli mesafeyi aşacak şekilde bir plansızlık değil benim için tempo.

      Düşük tempo hocanın tercihi olabilir. Sonuç aldığı sürece saygı duyulur. Peki sonuç almıyorsa? Eleştirmek, cahillik demek mi?
      Önce şu ifademi daha netleştireyim: yüksek tempo eşittir gol yemek demek değil. Benim anlatmaya çalıştığım şey aradaki nedensellik zinciri.

      Yüksek tempo > ileride topu tutacak oyuncuların yoksa top kaybı riski artar > daha fazla geçiş savunması yapmak durumunda kalırsın > uyumlu ve yerleşmeyi bilen bir savunman yoksa bu zincirin sonu çoğu zaman pozisyon, bazen de gol olur. Yoksa "tempo yaptın gol yedin" gibi düz bir denklem kurmuyorum.

      İkinci nokta şu: tempo, takımın artılarını da eksilerini de büyütü​r, daha belirgin hale getirir.
      • Geride yerleşim ve uyum sorunun varsa bunlar daha fazla ortaya çıkar, görünür hale gelir, rakibin bu eksiklikleri daha fazla kullanma şansı bulur.
      • İleride tek pası, üçüncü adam koşusunu, topu saklamayı iyi yapan oyuncuların varsa da seni daha fazla gole götürür.
      Yani tempo tek başına iyi ya da kötü değil; eldeki kadroyla neyi belirginleştirdiğine/öne çıkardığına bakmak lazım.

      Yerleşim ile ilgili bir örnek olarak: hoca, zaman zaman Mustafa’yı ileride +1 oyuncu gibi kullanmayı deniyor. Bu bir tercihtir, saygı duyarım. Ama Mustafa ileride kaldığında, topu kaybettiğimiz an arkada eksik yakalanıp pozisyon verdiğimiz pozisyonlar da oluyor.

      Eğer bu tercihin çıktısı şuysa: attığımız gol > yediğimiz gol, bu gayet doğru bir taktiktir. Tuttugu zamanlarda "hobarey" ama tutmadığında da "neden böyle oynattın" diye sallamak bana çok adil gelmiyor. Basit bir risk-ödül dengesi.

      Şimdi topu sana atayım: Tempo artınca ne olacak?
      • Hangi problem çözülecek?
      • Hangi sorunlar daha da belirginleşecek?
      Bence asıl soru bu. Hoca tempoyu bilinçli şekilde düşürüyorsa, belki de "önce şu problemleri maskeleyeyim / stabilize edeyim" demeye çalışıyordur. Problemler çözülene kadar (savunmadaki oyuncuların birbirine ve oyuna uyumu, yeni transflerin gelmesi vb) en az zayiatla durumu atlatmaya çalışıyordur.

      İstatistik noktasında, bence tempoyu futbolda basketbol gibi tek bir net kolonla ölçmek zaten çok zor. Çünkü bazı takımlar (biz de dahil) kontrollü şekilde ve zaman zaman tempoyu artırıyor. Özellikle ikinci yarıların ilk 10-15 dakikasında bunu denediğimiz çok maç var. (Şahsi fikrim) futbolda tempoyu ölçmek, basketbola gore cok daha zor.

      Son olarak şuna da açıklık getireyim: "Cehalet" vb ifadelerim iyi niyetle eleştirenlere değil, forumda belli ajandalarla, bilerek ve isteyerek, art niyetli şekilde her şeyi hocaya yıkmaya çalışanlara yönelik. Onların kim olduğunu sen de çok iyi biliyorsun. Üzerine alınmana gerek yok.

      Özetle: Eleştiri elbette olur. Ama eleştiri, kadronun gerçeklerini ve tercih-sonuç ilişkisini görmezden gelince sağlıklı olmuyor. Anlatmaya çalıştığım bu.




      En son Ekrem D. tarafından düzenlendi; 4 gün önce.
      Yahsi Bati 51:28

      Yorum


      • İlk olarak Ekrem D. tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
        Bir diğer gerizekalı yorum da şu: 'Zubkov’a bek kovalatmışlar, ondan sakatlanmış, ondan verimsizmiş.​
        ciddi ciddi bunu diyen oldu mu vay halimize.
        İlk olarak Oğuz ZEYTİN tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
        Bir örnekle izah edeyim: M. City - Gs maçının başında Jakobs soldan çıktı. Pozisyon bitti. Donnaruma - Sol bek - Opoku - Haaland akışı vardı.https://www.youtube.com/watch?v=ancNFhfVBLc (Yaklaşık 40. saniyedeki pozisyon) Biz olsak, soldan çıkarken, topa basarız, geri döneriz, ortaya oynarız. Rakip yerleşir. Statik kalırız. Son maçta Mustafa girince biraz daha kıpırdadık. İlk devre planından elde edebildiğimiz yalnızca kornerlerdi.
        reis neden 100 milyonluk oyuncuların olduğu takımdan örnek veriyorsun, Ona bakarsan Rijkaard Barcelonada Ronaldinholarla falan nasılk oyun oynatıyordu Galatada nasıl oynattı, Real Madrid efsanesi Del Bosque Beşiktaş, Aragones Fener, Mancini Prandelli Galata falan daha da sayarım burada.
        İlk olarak Oğuz ZEYTİN tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
        Kesinlikle bırakmasın. Sonra "Tamamlanmamış hikaye" diye bir türkü tutturuyorlar. O yüzden gitsin demedim, demem. Ama bu konfor kimsede yok, önce bunun farkına varsın herkes. Hani geçen hafta "Yangını ben çıkarmadım, söndürdüm" diye caka satıyordu ya... Kazanınca "Ben", kaybedince kem küm olmasın. İnsan onuruna yakışan özeleştiri duydun mu dün akşam? "Yapacak bir şey yok" dedi. Bundan bahsediyorum. Pesic de kaybetmiş! Evet, herkes "Anlarda" kaybedebiliyor. Benim attığım mesajdan bu mu çıkıyor? Adamdaki soğukkanlılığı, o yaşta gözündeki heyecanı görmedin galiba? "İnanmak" diyor. Bizdeki durumsa "Başaramayacağımıza inanmak!" Mesela Gs maçını kaybedince, rakip oyuncular anlarda Avrupa'nın hatta Dünya'nın en iyi oyuncusuydu. Kalemize gelme niyeti olmayan Antalya da mı dünyanın en iyi takımıydı? Her puan kaybına bahaneniz hazırsa, yarışamazsınız. "Büyük takım" davranışı mı bu sizce?
        bunlar tamamen sizin çıkarımlarınız mı diyim ne diyim. Adam yani bu takım şampiyon olamaza mı inandı, şampiyon olacağımıza inanmıyor. İyi de verdiğiniz Pesic örneği sadece tek maçlık birşey lideri yendiler. EE dünya kupasında Suudi Arabistan'da şampiyon Arjantin'i (burada şikenin kralı dönü) yendi. Herve Renard çıkıp da biz dünya kupasını alacağız mı dedi, hayır tek maçlık olaylar ile belli bir sürede periyodda meydana gelen şeyler çok farklıdır.
        İlk olarak David_LuiZ4 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
        Bi adamda futbol aşkı denen bir şey olacak..Mesela atlayacak uçağa Belçika liginin orta sıra takımlarının maçını veya Copa Libertadores'in grup aşamalarındaki maçlarını izleyip gelecek..Veya bir Championship veya bir Serie A derbisi maçı izleyecek notlar alıp yurda geri dönecek..Belki oralardan bir futbolcu beğenecek belki akan oyundan bir şeyler öğrenecek...Belki ufku drğişecek detayların çok önemli olduğu futbolda çakraları açılacak..Bizim futbol yobazı Tekke'nin o tarz bir aktivitesi yok..Genelde Terminal Pide'de kıymalı Köfteci Ali'de köfte yiyip dükkandan çıkışında kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri kırmayıp kendi kendini onore ediyor..Vasıfsız adam..
        nedense seni Abdullah Avcı'yı eleştirenlere kızarken hatırlıyorum. Avcı gibi bir deha ile ilgili olumsuzgörüş belirtmek bizim ne hadimizeydi.
        En son jpositve tarafından düzenlendi; 4 gün önce.

        Yorum


        • fark ettim de başlıkta olumsuz yorum atanların çoğu kazanılan maçlarda hiç ortalarda gözükmezdiler. İşler kötüye gidince birden ortaya çıkıvermeye başladılar. Benzer şeyler Şenol Güneş'de de oluyordu, Bana hiç samimi gelmiyorlar. Olay başarılı başarısızdan çok istemediğim sevmediğim adam bu takımın başında olmasın nereye giderse gitsin gibi. Kişisel şahsi görüşler daha ön planda gibi. Bir de adamlara iftira atmak nedir yok 3. ligden öteye gidememiş teknik ekip, yok bizden başka isteyeni yokmuş, her çalıştığı kulüpte batırıp kovulmuş falan.

          haa şu da var geçen sezon bitiminde ilk 10 haftayı göremez, ekim ayını göremez, bunun aldırdığı adamlardan birşey olmaz diyordu, Muci'yi aldıran adamdan hoca moca olmaz diyordu millet. Şimdi de vay efendim elinde çok iyi oyuncular var nasıl maç kaybedersine döndü olay. İlk 10 haftacılar hiçbir şeyden tatmin olmuyorlar, her zaman beğenmedikleri ve eleştirdikleri birşeyler oluyor. Hiçbir zaman canı sağ olsun, sağlık olsun demek ki ancak bu kadarı oluyor denmiyor denmez de.
          En son jpositve tarafından düzenlendi; 4 gün önce.

          Yorum


          • Abdullah Avcı en başarılı dönemlerinde bile yaşlı oyuncu transfer ettirip kulübe hiçbir oyuncu için teklif getirtemiyordu. Avrupa kupalarında da rezildi. Tekke ise genç oyuncu transfer ettirip kulübe bolca teklif getirtiyor. Şu an durum tam tersi ama yine de memnuniyetsiz çok fazla insan var.

            Yorum


            • Adam 8taş maçında ilk 45 dakika maçı bizim gibi izledi müdahele etmedi edemedi, 3 değilde 5 de yiyebilirdik ilk yarı, maçın sonuna doğru bile 10 kişi kalmış takımdan korkudan 4 lü defans hattını bozmadı bozamadı
              No one wins. One side just loses more slowly.

              Yorum


              • İlk olarak Ekrem D. tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle

                Önce şu ifademi daha netleştireyim: yüksek tempo eşittir gol yemek demek değil. Benim anlatmaya çalıştığım şey aradaki nedensellik zinciri.

                Yüksek tempo > ileride topu tutacak oyuncuların yoksa top kaybı riski artar > daha fazla geçiş savunması yapmak durumunda kalırsın > uyumlu ve yerleşmeyi bilen bir savunman yoksa bu zincirin sonu çoğu zaman pozisyon, bazen de gol olur. Yoksa "tempo yaptın gol yedin" gibi düz bir denklem kurmuyorum.

                İkinci nokta şu: tempo, takımın artılarını da eksilerini de büyütü​r, daha belirgin hale getirir.
                • Geride yerleşim ve uyum sorunun varsa bunlar daha fazla ortaya çıkar, görünür hale gelir, rakibin bu eksiklikleri daha fazla kullanma şansı bulur.
                • İleride tek pası, üçüncü adam koşusunu, topu saklamayı iyi yapan oyuncuların varsa da seni daha fazla gole götürür.
                Yani tempo tek başına iyi ya da kötü değil; eldeki kadroyla neyi belirginleştirdiğine/öne çıkardığına bakmak lazım.

                Yerleşim ile ilgili bir örnek olarak: hoca, zaman zaman Mustafa’yı ileride +1 oyuncu gibi kullanmayı deniyor. Bu bir tercihtir, saygı duyarım. Ama Mustafa ileride kaldığında, topu kaybettiğimiz an arkada eksik yakalanıp pozisyon verdiğimiz pozisyonlar da oluyor.

                Eğer bu tercihin çıktısı şuysa: attığımız gol > yediğimiz gol, bu gayet doğru bir taktiktir. Tuttugu zamanlarda "hobarey" ama tutmadığında da "neden böyle oynattın" diye sallamak bana çok adil gelmiyor. Basit bir risk-ödül dengesi.

                Şimdi topu sana atayım: Tempo artınca ne olacak?
                • Hangi problem çözülecek?
                • Hangi sorunlar daha da belirginleşecek?
                Bence asıl soru bu. Hoca tempoyu bilinçli şekilde düşürüyorsa, belki de "önce şu problemleri maskeleyeyim / stabilize edeyim" demeye çalışıyordur. Problemler çözülene kadar (savunmadaki oyuncuların birbirine ve oyuna uyumu, yeni transflerin gelmesi vb) en az zayiatla durumu atlatmaya çalışıyordur.

                İstatistik noktasında, bence tempoyu futbolda basketbol gibi tek bir net kolonla ölçmek zaten çok zor. Çünkü bazı takımlar (biz de dahil) kontrollü şekilde ve zaman zaman tempoyu artırıyor. Özellikle ikinci yarıların ilk 10-15 dakikasında bunu denediğimiz çok maç var. (Şahsi fikrim) futbolda tempoyu ölçmek, basketbola gore cok daha zor.

                Son olarak şuna da açıklık getireyim: "Cehalet" vb ifadelerim iyi niyetle eleştirenlere değil, forumda belli ajandalarla, bilerek ve isteyerek, art niyetli şekilde her şeyi hocaya yıkmaya çalışanlara yönelik. Onların kim olduğunu sen de çok iyi biliyorsun. Üzerine alınmana gerek yok.

                Özetle: Eleştiri elbette olur. Ama eleştiri, kadronun gerçeklerini ve tercih-sonuç ilişkisini görmezden gelince sağlıklı olmuyor. Anlatmaya çalıştığım bu.




                Dilim döndüğünce cevaplayayım. Tempo artınca;

                * Rakibi eksik yakalana şansın var. Yerleşmeden rakip kaleye daha kolay gitme ihtimalin var. Böylece direncini kırman daha kolay...

                * Bütün oyunu tekdüze oynayamazsın. Oyuna çeşitlilik katarsın. Ofanstaki bu zenginlik sayesinde daha verimli hücum edebilirsin.

                * Onuachu sayesinde rakip stoperlerin en az biri çıkamıyor. Ona bağlantı olabilecek başta Zubkov ve Muci var. Soldan üretemiyoruz. Olaigbe'yle kilit açmak çok zor. Bence problem bunların arkasında. Yani ortadaki ikilide. Folcarelli rakipten topu çalmada ne kadar mahirse, top bizdeyken oyunu kontrol edebilecek bir oyuncu değil. Yük tamamen Oulai'de. Çıktığı ilk maçı hatırla, orta alanda dikine kısa penetrelerle eksilttiği oyuncular ve devamında topu kullanışını herkes hayranlıkla seyretti (Peki ona baskı geldiğinde ne yapacağız?). Buradan Kasımpaşa maçının ilk golüne gidelim. Oulai topu çalınca, geriye veya yana oynasa, pozisyona girebilir miydik bilmiyorum. Hızlı düşünüp eyleme geçince, ince pas ve Onuachu'nun bitiriciliğiyle golü attık.

                Sözün özü; oyun hızının artmasını, yenilen gollerin kök sebebi görmek yerine hücum verimliliğini yükseltecek bir araç olarak görüyorum. Yoksa Antalya maçındaki gibi iki ceza sahası karambolünden penaltı çıkarmak haricinde şut çekemeden maç bitiririz.

                jpositve Mesajını alıntılayamadım.

                reis neden 100 milyonluk oyuncuların olduğu takımdan örnek veriyorsun, Ona bakarsan Rijkaard Barcelonada Ronaldinholarla falan nasılk oyun oynatıyordu Galatada nasıl oynattı, Real Madrid efsanesi Del Bosque Beşiktaş, Aragones Fener, Mancini Prandelli Galata falan daha da sayarım burada.
                Hopaspor - Afşinspor maçından malzeme bulamadım.

                Alemsin dostum. Tabii ki özel bir nedeni yok. En son o pozisyon aklımda kaldı. Bunun sorgulanması tuhaf geldi açıkçası. Buluttan nem kapar oldunuz. Şampiyonlar Ligi maçını örnek vermekle neyi amaçlamış olabilirim? Rica ediyorum, sanrılardan sıyrılın. Başkasını bilmem de, ben düşman değilim. Konuya odaklan ya... Adamlar iki pasta net pozisyona giriyor. Biz bunu uygulayabilir miyiz, uygularsak nasıl yaparızı tartışıyoruz. Altı pas içinden pasla çıkmayı bu yüz milyon Euroluk oyuncuların olduğu takımlardan kopyalıyor hocalarımız. City, Liverpool'un santrasını taklit ediyorlar. Onlar yapınca "alkış", Oğuz örnek verince kıyamet!

                bunlar tamamen sizin çıkarımlarınız mı diyim ne diyim. Adam yani bu takım şampiyon olamaza mı inandı, şampiyon olacağımıza inanmıyor. İyi de verdiğiniz Pesic örneği sadece tek maçlık birşey lideri yendiler. EE dünya kupasında Suudi Arabistan'da şampiyon Arjantin'i (burada şikenin kralı dönü) yendi. Herve Renard çıkıp da biz dünya kupasını alacağız mı dedi, hayır tek maçlık olaylar ile belli bir sürede periyodda meydana gelen şeyler çok farklıdır.
                Yorumdan çok olanları yazıyorum. "Şunu demedi, sen sallamışsın" diyebiliyor musun?

                City'yi örnek veriyorum, "Yüz milyonluk oyuncular" diyorsun.
                Pesic'i örnek veriyorum, "Tek maç" diyorsun.
                Yorum şeklime, metoduma, örneklerime de siz karar verin oldu olacak... Böyle bir muhabbetin adına diyalog veya tartışma mı diyelim? Şekilden ziyade içeriğe odaklansanız? Kazanmak ve başarmak için inancın payına / önemine, liderin tavrına dikkat çekmiştim. Aksi yöndeki, başka örnekleri de siz verin. Niçin daha iyiyi, başarıyı gösterenler taşlanıyor, anlamıyorum.

                Koç ne demek? "İnsanları bir noktadan (Daha ileri) bir noktaya taşıyan" kişi. Futbolda teknik direktör, basketbolda baş antrenör olarak çevrilse de genel olarak koç deniyor. Bu meslekte, diğer meslekler gibi "Ben doydum, daha öğrenmeyeceğim" denmez, değil mi? Seksenine merdiven dayamış Pesic'in sözleri Tekke'ye de ilham olsun isterim. Tetim gibi "Ben ders almam, sers veririm" gübi davranmakta da özgür tabii ki...

                Süreç ile an ayrımına katılıyorum. Yalnız bir ekleme yapayım. Sizi hedefe ulaştıracak süreç, anlardan teşekkül eder. Yani Antalya maçını, dışarıda mı bırakalım? "O öylesine bir maçtı" deyip geçemeyiz. "An" kelimesini bilerek sık kullanıyorum, hocaya atıfla. Diyor ya rakipler içün "Anlarda Avrupa'nın hatta Dünya'nın en iyi oyuncularıydı"... Şimdi sen bu örneğimi daha doğrusu alıntımı da beğenmezsin Sevgili jpositve.
                En son Oğuz ZEYTİN tarafından düzenlendi; 3 gün önce.
                Akıl, öfkeyi ve onunla kolayca birleşen bilgisizliği yener. Aklı kullanmak biraz zahmet, çaba gerektirir.

                Yorum


                • Sana güveniyorum, başaracaksın kral.
                  "The North Remembers" (Kuzey Unutmaz)

                  Yorum


                  • 1 derbi kazanamadi, ne ligde ne kupada, gelen giden cakiyor.
                    Igdir suan antalyasporu 2:0 yeniyor üstelik dk 15. Sen ne is yapiyorsun?

                    Yorum


                    • İlk olarak lazminator61 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                      1 derbi kazanamadi, ne ligde ne kupada, gelen giden cakiyor.
                      Igdir suan antalyasporu 2:0 yeniyor üstelik dk 15. Sen ne is yapiyorsun?
                      Antalyaspor, Igdir macina U19 takimi ile ciktigi icin olabilir mi sayin mackolik kullanicisi?
                      Yahsi Bati 51:28

                      Yorum


                      • İnşallah kendi fikrine aşık olma sendromuna yakalanmadın Sayın Tekke yoksa naneyi yedik.



                        Yorum


                        • Hem Avcı gibi defansif al vere dayalı set oyunu oynatmaya başladı hem de ısrarla taktikle alakasız Oğuz Aydın ve Ahmet Kutucu istiyor. Yine Oğuz haberleri çıkmaya başladı bu kez fenere kazıklatacak bizi.

                          Seni taktisyen diye bu kulube antrenor yapip 90 milyonluk sozlesme veren futbol cahilleri yonetim istifa sesini duydugu an ilk seni kovacaklar. Bilgin olsun set oyunu reis.
                          "Dağlardan yağmur gibi geçtiler, çayırlardan yel gibi estiler. Günler batıdan battı bile, tepelerin ardından gölgeler içine. Nasıl bu hale geldik?"

                          Yorum


                          • .
                            En son Tarjeta Amarill tarafından düzenlendi; 3 gün önce. Sebep: Yanlış başlık

                            Yorum


                            • Kibirli ve bi o kadar pısırık. Başarılı olma şansı yok.

                              Yorum


                              • Hocanın takıntılı olduğunu, kafasına göre adam yediğini yazdık ama türlü bahaneler öne sürüp akladılar.

                                Bugün sakat olmasa alamazdık dediği Bouchaouri, sakatlıktan döndükten sonra hızlı ve çabuk oynuyor, oyunu yavaşlatmıyor diye oynatılmıyor. 45 dknın tek iyi adamı, devre arası çıkartıyorsun. Rezalet bir oyuncu yönetimi. Buna güvenip 20 milyona adam alsan, iki hafta sonra Konya'ya kiralarsın. Hep oyuncular suçlu, hep oyuncu çalışmıyor.

                                Sikan haksız, Arda haksız, Baniya haksız, Bouchouari haksız. hoca haklı. hadi ya. Bırak git. Egosunu takımın önünde gören, hak yiyen adamla olmaz. Allah müsaade etmez buna.
                                ( ゚д゚)

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                En aktif kullanıcı yok.
                                Yükleniyor...
                                X
                                WhatsApp Resmi İletişim