Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk!

Daraltma
Bu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • İlk olarak Harun-61 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
    Tartışmaya meğil vermeden, sadece öğrenmek için soruyorum.Ermeni olup fakat Türk vatandaşı olan birisine zorla bu andı söyletmek doğru mu ?
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı 66.madde......

    I. Türk Vatandaşlığı
    Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
    Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.


    Burada Türklük tanımı bir etnisiteyi değil vatandaşlık bağını gösteriyor....

    Bir mahzuru olmaması lazım diye düşünüyorum.
    Ne mutlu Türk olana değil , Ne mutlu Türk'üm diyene !

    "Cahilin karşısında kitap gibi sessiz ol." Mevlana

    Yorum


    • Ne mutlu Türk olana değil "Ne mutlu TÜRKÜM diyene!"

      Çok net. Gelişigüzel söylenmiş, bir gaz cümlesi değil. Kesinlikle hedefe giden balistik bir mermi gibi tam on ikiden vuran bir cümle. Anlatmak istediği şeyi anlatan bir cümle.
      Forum Kurallarına aykırı gördüğünüz mesajları ve üyeleri kullanıcı panelinde bulunan (ikaz tuşu) tıklayarak raporlamanızı rica ediyoruz..
      Ayağa KALK!

      Yorum


      • İlk olarak Harun-61 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
        Tartışmaya meğil vermeden, sadece öğrenmek için soruyorum.Ermeni olup fakat Türk vatandaşı olan birisine zorla bu andı söyletmek doğru mu ?
        Kim zorla söylüyor? İstemeyen susar. Sustuğu için tepki gören birini görmedim.

        Yorum


        • İlk olarak Harun-61 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
          Oguz kardes, ne demek istedigimi gayet iyi anladigini zannediyorum.
          Bizde Alman vatandasiyiz, bizde mi o zaman "alman" oluyoruz?

          Anladım abi. Tartışmak için yazmadım. Sen zaten "Türk vatandaşı" demişsin ki, onu hatırlattım: Doğru yazmışsın. Anayasaya göre "Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" (66. Madde). Buradaki bağ; hukuki bağ, vatandaşlık bağı. Soy, sop, köken, kan bağı değil (Bu maddeye tarihi meselelerden dolayı bazı noktalardan itirazım var ancak konumuzla direkt ilgisi olmadığı için geçiyorum).

          Faik Abi ve Yiğit yazmış aslında. Benimki tekrar olmuş. Milli kimliği bir "hissediş" olarak görüyor Türk Sosyolojisi (Yukarıdaki itirazım bununla ilgili). Ne diyor Gökalp: "Dili dilimden, dini dinimden olan Türk'tür." Ömer Seyfettin de "Türkçe konuşan Türk'tür" diyor en yalın haliyle. Bu isimler cumhuriyetin kuruluş döneminde Türkçü kesimin düşünürleri, o nedenle paylaştım. Yani konu çok basit.

          Almanya anayasası, hukuku, sosyolojisi sizi nasıl kabul ediyor; inan ki bilmiyorum. Bu konu Mesut Özil meselesinde pop-kültür seviyede tartışıldı. Çok takip edemedim.

          Yalnız şu var: Bizim topraklarda en sert kalem diye bilinen, adı şehir efsaneleriyle kafatasçıya çıkmış merhum Nihal Atsız Bey bile "Türk doğanlar ve kendini Türk hissedenler" şeklinde bir kabullenişi seslendirmiştir. Hal bu iken, konunun uzatılmaması taraftarıyım. Okumak istemeyen okumasın, hiç dert değil. Lâkin iki üç farklı etnik kökene mensup çocuk için milyonlarca Türk çocuğunun "Türklüğünü" haykırmasına engel olmak konjonktürün siyasi iktidara dayattığı bir açmazdı (Tabii zihinlerinde yatan Türklük düşmanlığına eski defterleri açmamak için girmiyorum. Bunları Şehitler Ölmez başlığında tek tek yazmıştım. Şimdi yazmıyorum. O dönemki açılımcı, barış çığırtkanları gelip yazsın diye bekliyorum.). Hatadan dönüldü. Bunu kabul edip susmak en hayırlısı olacaktır. Yok, "biz inada bindireceğiz, okunmasına izin vermeyeceğiz" diyen olursa da, keyfi bilir. Selin önünde durulmaz.
          Akıl, öfkeyi ve onunla kolayca birleşen bilgisizliği yener. Aklı kullanmak biraz zahmet, çaba gerektirir.

          Yorum


          • Tesekkürler Arkadaslar...
            *
            * Ağızdan çıkan söz muallakta kalmaz, ya sağ tarafa yazılır ya da sol tarafa *

            ~Tasavvuf, Dünya adamını ALLAH adamı yapma Sanatı'dır ~

            Yorum


            • İlk olarak Harun-61 tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
              Tartışmaya meğil vermeden, sadece öğrenmek için soruyorum.Ermeni olup fakat Türk vatandaşı olan birisine zorla bu andı söyletmek doğru mu ?
              Ermeni vatandaşlarımız yüksek sesle söylemek zorunda değil, eşlik edip renk katmaları kafi.

              Yorum


              • İlkokulda okumak için can atardık, aklımıza ırkçı bir anlam gelmezdi, yaş kemale erince de ırkçı bir anlam gelmedi hiç aklıma...

                Ama birileri buradan yürürse, bugün andımız iptal olur, yarın İstiklal marşı (ki orada da kahraman ırkım der...), sonra da ülkenin adına kadar gider bu işler...

                Hoş bir kesim bunları da dile getirdi zamanında değişsin diye de...

                Ona daha tenezzül edemiyorlar şimdilik...
                Arafilboylu

                Ve mikrofonlarımız Avni Aker'de...

                Yorum


                • İlk olarak İlker Yazıcıoğlu tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                  İlkokulda okumak için can atardık, aklımıza ırkçı bir anlam gelmezdi, yaş kemale erince de ırkçı bir anlam gelmedi hiç aklıma...

                  Ama birileri buradan yürürse, bugün andımız iptal olur, yarın İstiklal marşı (ki orada da kahraman ırkım der...), sonra da ülkenin adına kadar gider bu işler...

                  Hoş bir kesim bunları da dile getirdi zamanında değişsin diye de...

                  Ona daha tenezzül edemiyorlar şimdilik...
                  +61
                  Trabzonspor'un yaptığı transferlerin kampa yetiştiği, tarihte ilk defa görüldü.

                  Yorum


                  • Ruhu şad olsun.
                    Akıl, öfkeyi ve onunla kolayca birleşen bilgisizliği yener. Aklı kullanmak biraz zahmet, çaba gerektirir.

                    Yorum


                    • en çok özlenen, sonsuza dek unutulmayacaksın büyük önder Atatürk
                      sadece aşk bizimkisi

                      Yorum


                      • Her geçen yıl daha derinden arıyoruz ve anıyoruz. İyi ki varsın, Fikirlerin daima yaşayacak.
                        Bize Her Yer TRABZON!

                        Trabzon Bir Sevda
                        Trabzonspor Bir Destan ...

                        Yorum


                        • Takvimlerin Bu Yaprağı Siyah Kalacaktır (Arif Nihat ASYA)



                          Yaşasın diye çok bağırdık. Ve henüz yaşayacak çağdaydı. Yaşamadı.

                          Sıhhati için ettiğimiz dualar geri geldi.

                          Şair “Ömrüne katmak için Tanrı ömrümden alsın” diyordu. Şair sesini Tanrı’ya duyuramadı.

                          O’nun bu yurdu kurtarmakta gösterdiği harikayı, fen O’nu kurtarmakta gösteremedi ve büyüklük O’nda kaldı.

                          Karların, kışların, çöllerin, mermi rüzgarlarının yıkamadığı bir gövdeydi. Ve daha altmışında bile değildi.

                          Eli, meçhul asker abidesindeki ele benzerdi.

                          Parmağının gösterdiği yere bir millet koşardı.

                          Gözlerini bir kere dolaştırmakla bir ufuk çizerdi. O, yurdunun ufuklarını da böyle çizdi.

                          Sesi kumanda etmek için yaratılmış seslerdendi. İçerde ve dışarda dediği olurdu.


                          Anası anaların, babası babaların en bahtiyarı oldu. Ulusunu ise ulusların en bedbahtı iken en bahtiyarı yaptı.


                          Fakat bu yurda baş oluşu ile 30 Ağustos bayramını yaptığımız, 23 Nisanı, 29 Ekimi yaptığımız adam bize bir matem günü de armağan bırakarak gitti. Takvimlerin bu yaprağı siyah kalacaktır.


                          Artık bir daha görür müyüz, diye yolunu beklemeyin. Türk bayrağına sarılmış tabutunun arkasından bakan gözlere bayrağın kızıllığı doluyor.


                          Daha dün “Atamız var, öksüz değiliz” diye levhalar hazırlamıştık, yalanmış. Atamız yok: öksüzüz!


                          Bu yurda, bu ulusa gösterdiği ihtimamın, dikkatin onda birini, yirmide birini, ellide birini kendi şahsı için, kendi sıhhati için; kendi şahsına ve sıhhatine gösterseydi, daha çok yaşardı. Şahsını en sonraya bıraktı ve kendisine sıra gelmedi.



                          Milleti ona on yedi milyonluk bir cenaze alayı yaptı. Ve O’nu yolcu etmeye üç günlük, beş günlük, on günlük yoldan dostlar koşup geldiler.

                          Bana sorarsanız taşına destanının ilk mısraları kazılmalı, altına da “Gerisi milletinin hafızasında” diye yazılmalı; başka söz istemez.


                          Türk bayrağı O’nun aziz ölüsünü gölgeleyecek ve şu yurdun yükseklerinden yapılacak türbesini bir Bozkurt bekleyecektir. Başka süs istemez.

                          Vasiyetnamesi anayasa, mirası istiklâl olan bir vatan babasıydı.

                          Ey O’nun çocukları; gidiniz, mezarının başında yurdunun istiklâl marşını söyleyiniz. Başka ses istemez.
                          Akıl, öfkeyi ve onunla kolayca birleşen bilgisizliği yener. Aklı kullanmak biraz zahmet, çaba gerektirir.

                          Yorum


                          • Güzel insan...

                            Yorum


                            • 888753eb2bf4e40d960762ec0e0f1f0d.jpg


                              Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.

                              Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam
                              nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu
                              ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
                              birdenbire beş adım sağında onu gördü.

                              Paşalar onun arkasındaydılar.
                              O, saati sordu
                              Paşalar: 'Üç', dediler.
                              Sarışın bir kurda benziyordu
                              Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
                              Yürüdü uçurumun başına kadar,
                              eğildi, durdu.
                              Bıraksalar
                              ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
                              ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak
                              Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.
                              En son Gökhan Uzun tarafından düzenlendi; 23.08.2019, 15:26.
                              Ben Trabzonspor kaptanıyım . Başka bir kaptanın ardından sahaya cıkmam.
                              (Dozer) Cemil Usta
                              Trabzonspor amatör ruhtur... Trabzonlu değil Trabzonsporlu olabilecek topçular istiyorum..

                              Yorum


                              • "geç geldim geçitlerden geçerek...
                                soluk soluğa yoksul ovalardan, kayalara tutuna tutuna, ellerim paramparça...
                                devedikeni bozkırlardan yürüye yürüye, ayaklarım paramparça, vardım ama...
                                vardım, son dakikada vardım halkın kapısına,
                                tan sökerken vuruyorum, vuruyorum bir mektup var ...
                                geç geldim, güç buldum ama geldim, ama buldum...
                                gelinceye değin neler çektim...
                                kırk haramiler sardı beni, mektubu vermedim...
                                zalimler düştü ardıma, mektubu vermedim...
                                inançsızlar ormanında yolumu yitirdim,
                                para dediler vermedim, pul dediler vermedim...
                                zengin sofralar serdiler, bir lokma yemedim...
                                uykular sundular düş altını;
                                uyumadım, mektubu vermedim, mektubu getirdim...
                                ben bu mektubu 10 kasım perşembe aldım.
                                yola çıktım...
                                çok iş geçti başımdan, o günden bu güne veremedim!
                                çok iş geçti başımdan, bir türlü veremedim!
                                geçtim içli ve yanık bir ulusun gözyaşı pınarlarından...
                                trenine ateşler yakılan köylerden...
                                gece vakti ala mahşer istasyonlar...
                                ağıtların ulu şafağından...
                                geçtim umutlu ve yenik...
                                köy entitüsü gönen'de bir sabah çocukların halay halkasından, imece sevinciyle...
                                eşit rüzgarlarla boy atan halk çiçeği , kahrolasıca ellerinde geriliğin!
                                geçtim yaparak, yaratarak aydınların köprüsüyle karşı kıyısına halkın...
                                aşık veysel bağlamasıyla halkevlerinden,
                                sivas-erzurum demiryolunda genç mühendislerin dağdan dağa attığı köprülerden...
                                geçtim savaşa karşı, barışı kutsayarak...
                                polonya'da atlı karıncalar dönerken, savaş geldi, çocuklar vuruldu bahçelerde...
                                yurtta barış, dünyada barış, bayraklarda barış...
                                gül açan misak-ı milli sınırlarından...
                                geçtim uygarca, aydın...
                                anadolu güneşinde kızaran insanca üzüm nakışı aydınlığın,
                                sevinin , çalışmanın, açılmış kitapevlerinde yaprakları uygarlığın...
                                eflatun'un, şiller'in, çehov'un evrenlerinden...
                                geçtim fakir ve kırgın...
                                silolarca çürüyen yoksul buğdayın acısından,
                                yeşil keşfinden, sivas düzünden,
                                tutsak köylerimin insan, insan tüttüğü, sonsuz "ağa" topraklarından...
                                geçtim dargın ve utançla!
                                "demokrasi, demokrasi" diye laf ebelerinin bir taş üstünde söyledikleri on yalan!
                                isıtmadan yüreğini üşümüş halkımın, kardeş çorbasını soğutan ayrılık, gayrılıktan!
                                geçtim yunus emre'ce inanmış "tanrı uludur, tanrı uludur " diyen müslüman türkçenin, halepli arapçaya kul olduğu beş vakitlerden...
                                din tüccarlığında soyar halkımın gönlünü, oy alır satar çarşılardan !
                                geçtim öfkeyle ve aldanmış! bölüşürler bir ulusun rızkını bir büyük yağma oyununda,
                                derin açlığında uyurlar çırılçıplak vatandaş çocukların gecesinden...
                                geçtim lanetleyerek ve hınçla!
                                oturmuşlardı benim aşımın başına, son çorbama kaşık çalan o utanmaz suratları gördüm... geçtim o korkunç talan sofrasından!
                                ve toz... ve duman...
                                işte geçtim ellerim paramparça, ayaklarım paramparça ama mektubu getirdim!
                                diriliş, uyanış, kurtuluş içinde...
                                ister okuyun, ister okumayın...
                                ben görevimi yaptım! bu mektubu kapınıza bıraktım ...
                                yaşamak da ölmek de elinizde...
                                ben başkan'ın yanına dönüyorum;


                                yeni mektupları olabilir bir umut çayırı gibi süren kuşaklara !


                                bağımsız, halkçı ve kardeş,
                                Mustafa Kemal Türkiyesi'ni kuracaklara !


                                Ceyhun Atuf Kansu
                                Bazı insanlar, seninle sadece boş zamanlarında konuşur. Bazı insanlar ise seninle konuşmak için zamanını ayırır.
                                Elazığ'lı.

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                En aktif kullanıcı yok.
                                Yükleniyor...
                                X