Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk!

Daraltma
Bu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • İlk olarak farabi tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
    İsteyen siyasal yönüyle benimsemeyebilir , ancak Atatürk'ün bir metod olarak devrimciliğin yol haritasını çıkardığını kimse inkar edemez .

    Atatürk'ün bu millete armağan ettiği en büyük mirasta ilericiliktir . Bize ilerlememiz gereken yolu işaret etti , neredeyse bir yüzyıl geçti , biz hala o yöne bakacağımıza Atatürk'ün parmağına bakıyoruz .
    Prensipte haklısın tabii ki ama şöyle de bir şey var:

    Geçen yıl bir kitap okumuştum NTV yayınları -gelecek 50 yıl- Çeşitli bilim adamları, düşünürler önümüzdeki 50 yıl olacakları tahmin etmişler. Yazılanları %70 i geçmiş ile ilgili idi.

    Gelecek aslında geçmiştedir diye de bir söz var.

    İleriye bak ama dön arada da geçmiş 'e bak. Yoksa yönünü şaşırırsın.

    Daha aşamadığımız çok şey var çünkü.

    Bize olan da tam bu aslında.

    Yorum


    • Sen ne muhteşem bir insansın ki bir ulusun kaderini kurtardın

      Sen ne muhteşem bir insansın ki bugünlerde yaşanacakları tek tek 90 yıl öncesinde gördün

      Sen ne muhteşem bir insansın ki bütün dünyaya korku salan bir komutan iken tüm dünyaya "mecbur kalmadıkça savaş cinayettir" dedin, bununla da yetinmeyip "yurtta sulh cihanda sulh" dedin

      Sen ne muhteşem bir insansın ki, şimdilerde onlarının başlarını kapatamamalarının suçlusu olarak gösterilen sen, onlara yeryüzünde seçme ve seçilme onurunu veren ilk insansın

      Sen ne muhteşem bir insansın ki bu toprağın insanına onların bir ırgat olmadıklarını, onların birer insan olduğunu hatırlattın

      Sen ne muhteşem bir insansın ki bütün dünyayı önümüzde saygıyla eğilir hale getirdin

      ve herşeyden önemlisi

      Sen ne muhteşem ve ne olağanüstü bir insansın ki

      Öylesine hayran bıraktın ki bizi kendine

      Sana olan hayranlığımızdan hep seni bekledik belki bir gün çıkıp tekrardan geleceksin, hep ebediyete göçmüş senden bekledik bizi bugünlerden de kurtarman için

      Senin bize öğrettiklerini yapmaktansa biz hep senin bize öğrettiklerini yine senin yapmanı bekledik.
      En son Kaya tarafından düzenlendi; 04.03.2010, 19:40.

      Yorum


      • Mustafa Kemal , bu ülkeye "başka milletlerin tarihinde görüldüğü gibi " ısmarlama getirilmiş bir önder olmadığı içindir ki ; milletin onur mücadelesi verdiği yıllarda eğer Mustafa Kemal olmasaydı , Erdal İnönü olurdu , asker olmasaydı sivil olurdu ... Ancak , mutlaka biri olurdu .

        Bu satırları okuyan , nefes alan yaşayan her Türk evladı gerektiğinde ismini tarihe yazdırmaya kadirdir . Osmalının siyasi olarak allak bullak ve askeri kadrolarının , siyasi makamların büyük hızla yıkıma uğratıldığı , üstelik yıkımında kilit görevler almış sabetaycıların merkezinde örgütlenmelerin başkenti olmuş Selanik gibi bir şehirde son yüzyılın en büyük askeri yetişebiliyorsa bu 2010 istanbulunda da , Ankarasında da Trabzonunda da Diyarbakırında da bunun gerçekleşmesi mümkündür .

        Atatürk bana göre olağan üstü bir insan değildi . İnsan olmasının gereği olarak şerefli ve asil bir yaradılışı vardı . Bu yaradılışının gereği olarak vatan ondan boynunun borcu olan hizmeti aldı . Atatürk bir şey bahşetmedi , bu toprakların evladı olarak , edindiği birikimlerle bir ideoloji kurgulayarak gereğini yaptı . Bu gün Türkiye coğrafyasında aynı şeref ve asalete kim sahip olursa olsun , bilsinki Atatürk'ten hiç bir farkı yoktur .

        Bizden , bizim vasıflarımızdan biri olduğu içindir ki , bu gün bile Ata'dan taban tabana zıt düşünce dünyasına sahip olanlar dahi ona minnet duymaktadır .

        Yorum


        • Birazcık reklam ama müthiş bir reklam bence.

          ">" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350">
          Özkan SÜMER

          Yorum


          • İlk olarak farabi tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
            Mustafa Kemal , bu ülkeye "başka milletlerin tarihinde görüldüğü gibi " ısmarlama getirilmiş bir önder olmadığı içindir ki ; milletin onur mücadelesi verdiği yıllarda eğer Mustafa Kemal olmasaydı , Erdal İnönü olurdu , asker olmasaydı sivil olurdu ... Ancak , mutlaka biri olurdu .

            Bu satırları okuyan , nefes alan yaşayan her Türk evladı gerektiğinde ismini tarihe yazdırmaya kadirdir . Osmalının siyasi olarak allak bullak ve askeri kadrolarının , siyasi makamların büyük hızla yıkıma uğratıldığı , üstelik yıkımında kilit görevler almış sabetaycıların merkezinde örgütlenmelerin başkenti olmuş Selanik gibi bir şehirde son yüzyılın en büyük askeri yetişebiliyorsa bu 2010 istanbulunda da , Ankarasında da Trabzonunda da Diyarbakırında da bunun gerçekleşmesi mümkündür .

            Atatürk bana göre olağan üstü bir insan değildi . İnsan olmasının gereği olarak şerefli ve asil bir yaradılışı vardı . Bu yaradılışının gereği olarak vatan ondan boynunun borcu olan hizmeti aldı . Atatürk bir şey bahşetmedi , bu toprakların evladı olarak , edindiği birikimlerle bir ideoloji kurgulayarak gereğini yaptı . Bu gün Türkiye coğrafyasında aynı şeref ve asalete kim sahip olursa olsun , bilsinki Atatürk'ten hiç bir farkı yoktur .

            Bizden , bizim vasıflarımızdan biri olduğu içindir ki , bu gün bile Ata'dan taban tabana zıt düşünce dünyasına sahip olanlar dahi ona minnet duymaktadır .
            Yazılarınızın tümüne baktığım zaman, hepsini bir bütünlük içinde okuduğum zaman "halkın, Atatürk diye ahlanıp vahlanacağına, durduğu yerde hala daha daha Atatürk kalkıp tekrardan gelecekmişçesine bekleyeceğine, Atatürk'ün gösterdiği yolda birşeyler yapma çabası içine girmesi gerektiği" mesajını alıyorum.

            ve buna da başından sonuna katılıyorum.

            ancak satır aralarında bazı cümleler var ki katılmak mümkün değil. O cümleler de koyu renkle işaretlediklerim.

            bunlar hakkında da tek tek fikirlerimi söylemek isterim.

            birincisi Mustafa Kemal olmasaydı, şu an Türkiye Cumhuriyeti olmazdı en azından olsa bile bu yönetim biçimine ve devlet yapısına sahip bir Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. "Mutlaka biri olurdu" sözü bence doğru bir söz değildir. Zira Mustafa Kemal devrimleri hızla gerçekleştirirken, o "mutlaka olabilecek" birilerinin daima bir takım çekinceleri olmuştu ve hatta kimi yakın silah arkadaşları Mustafa Kemal'in devrimleriyle uyum gösterememişlerdir. Mustafa Kemal'e "alternatif" olarak görülebilecek şahısların hepsi o veya bu sebepten Mustafa Kemal'e göre eksiği olan isimlerdi.

            Tarihe objektif bir gözle bakabilen diğer devlet adamlarının da dile getirdiği üzere Atatürk olağanüstü bir insandı ve yaşadığı topraklara borcundan çok daha fazlasını ödedi ve bu topraklara, bu toprağın insanlarına onların unuttuğu "insan olmanın gerektiği şerefi" onlara hatırlattı. Bu toğrağın insanına, ırgat olmadığını insan olduğunu hatırlattı.

            Son olarak da Atatürk ile taban tabana zıt düşünceye sahip olan daha doğrusu "düşünceye sahip" denemeyecek, başkalarının düşüncelerinin uşağı olan kesimlerin de Atatürk'e minnet duyduğu, hepimizin yıllardır kendini kandırdığı bir husustur. Çünkü o örümceklenmiş beyinler Ata'ya minnet duymaktan öte Ata'ya hergün küfür ediyorlar. Minnet duyar tarzda gözükmelerinin de tek bir nedeni var : "g.t korkusu" . Ancak ülkemiz üzerindeki değişim bu yönüyle ve bu hızıyla devam ettiği sürece artık bu ağız oyununu oynamaya da gerek duymayacaklar. Zaten ufak ufak dile getirilmeye de başlandı gerçek duygular.

            Yorum


            • İlk olarak İlker ToSun tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
              Yazılarınızın tümüne baktığım zaman, hepsini bir bütünlük içinde okuduğum zaman "halkın, Atatürk diye ahlanıp vahlanacağına, durduğu yerde hala daha daha Atatürk kalkıp tekrardan gelecekmişçesine bekleyeceğine, Atatürk'ün gösterdiği yolda birşeyler yapma çabası içine girmesi gerektiği" mesajını alıyorum.

              ve buna da başından sonuna katılıyorum.

              ancak satır aralarında bazı cümleler var ki katılmak mümkün değil. O cümleler de koyu renkle işaretlediklerim.

              bunlar hakkında da tek tek fikirlerimi söylemek isterim.

              birincisi Mustafa Kemal olmasaydı, şu an Türkiye Cumhuriyeti olmazdı en azından olsa bile bu yönetim biçimine ve devlet yapısına sahip bir Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. "Mutlaka biri olurdu" sözü bence doğru bir söz değildir. Zira Mustafa Kemal devrimleri hızla gerçekleştirirken, o "mutlaka olabilecek" birilerinin daima bir takım çekinceleri olmuştu ve hatta kimi yakın silah arkadaşları Mustafa Kemal'in devrimleriyle uyum gösterememişlerdir. Mustafa Kemal'e "alternatif" olarak görülebilecek şahısların hepsi o veya bu sebepten Mustafa Kemal'e göre eksiği olan isimlerdi.

              Tarihe objektif bir gözle bakabilen diğer devlet adamlarının da dile getirdiği üzere Atatürk olağanüstü bir insandı ve yaşadığı topraklara borcundan çok daha fazlasını ödedi ve bu topraklara, bu toprağın insanlarına onların unuttuğu "insan olmanın gerektiği şerefi" onlara hatırlattı. Bu toğrağın insanına, ırgat olmadığını insan olduğunu hatırlattı.

              Son olarak da Atatürk ile taban tabana zıt düşünceye sahip olan daha doğrusu "düşünceye sahip" denemeyecek, başkalarının düşüncelerinin uşağı olan kesimlerin de Atatürk'e minnet duyduğu, hepimizin yıllardır kendini kandırdığı bir husustur. Çünkü o örümceklenmiş beyinler Ata'ya minnet duymaktan öte Ata'ya hergün küfür ediyorlar. Minnet duyar tarzda gözükmelerinin de tek bir nedeni var : "g.t korkusu" . Ancak ülkemiz üzerindeki değişim bu yönüyle ve bu hızıyla devam ettiği sürece artık bu ağız oyununu oynamaya da gerek duymayacaklar. Zaten ufak ufak dile getirilmeye de başlandı gerçek duygular.
              Genel olarak katılıyorum. Mutlaka biri olurdu bencede yanlış bir cümle. Atatürk olağanüstüden daha olağanüstü bir insandı. O yüzden böyle adamlar için mutlaka biri daha olurdu diyemeyiz. Ve bu millet çok şanslıdır ki Ulu Önder bizlere nasip olmuştur en kötü zamanlarımızda.

              Atatürk ile taban tabana zıt düşünceye sahip olanların Atatürk'e minnet duyduğu hususu doğru bir husustur. Senin bahsettiklerin vatan hainlerine giriyor. Bilinçli yada bilinçsiz vatan hainlerine giriyor. Zamanında onların büyüklerini en çok acıtan kavram Mustafa Kemal'dir. Onlardan gelenleri, yada onlardan gelenler tarafından beyinleri yıkananları bu hususa katamayız. Onlar bilinçli yada bilinçsiz vatan hainliği kısmına giriyor ki her ne kadar vaziyet iyi görünmese de bu millet hepsinin hesabını illa ki soracaktır.

              Burası çok güzel aynen de öyle:
              "Tarihe objektif bir gözle bakabilen diğer devlet adamlarının da dile getirdiği üzere Atatürk olağanüstü bir insandı ve yaşadığı topraklara borcundan çok daha fazlasını ödedi ve bu topraklara, bu toprağın insanlarına onların unuttuğu "insan olmanın gerektiği şerefi" onlara hatırlattı. Bu toğrağın insanına, ırgat olmadığını insan olduğunu hatırlattı."

              Yorum


              • Bu milletin esaret altında yaşayamayacağı kararı , Atatürk'ün tek başına aldığı bir karar değildir . Bu bir millet iradesidir . Bu irade doğru zamanda yetenekli Devlet-i Aliye (yüce devlet) subayları ile değerlendirilmiştir . Atatürk bu milletin bir ferdi ise , Atatürk olmasaydı Kurtuluş mücadelesi olmazdı denemez . Kurtuluş mücadelesinin , Anadolu'nun çeşitli yerlerinde daha öncesine uzandığı gerçeği inkar edilemez .

                Bağımsızlık her koşulda elde edilirdi saptamasının öznelliği , bağımsızlık için her koşulda mücadele edilirdi "sabit gerçeğini" zedelemez . Karmaşa , o gün bir amaç uğruna birleşen unsurların devlet kurulma sürecine girildiğinde ne amaçla tek tek tasviyeye uğratıldığının tam bilinememesinden kaynaklıdır . Atatürk olmasaydı milli mücadele olmazdı demek , Türk milletin geçmişine ve karakterine yapılabilecek en büyük hakarettir . Neresinden bakarsam bakayım bana rasyonel bir tespit gelmiyor , süreçlerle bağlantısı olan bir önerme gelmiyor .

                Maalesef bu gün pek altı çizilmeyen konulardan biri Atatürk'ün asker kimliği dışında başarılı bir toplum mühendisi olduğudur . Ata , Avrupa kültürlerine ve yaşam şartlarına oldukça hakim-bilen bir entelektüeldi . Şüphesiz cumhuriyet yıllarında izleyeceği devrimler haritasının oluşturulmasında ve baskın devlet ideolojisinin belirlenmesinde , Atamızın kendi dünya görüşü belirleyici rol oynadı .

                Yine buradan hareketle , o günün kadrolarında aynı devrimleri yürütecek başka lider yoktu , ya da aynı ideolojiye sahip olsada , kendi dünya görüşünü baskın olabilecek yetkinliğe ulaştıracak yetenekte lider yoktu demek doğru bir saptama olabilir , buna bir açıdan katılırım . Ancak Atatürk'ün dünya görüşüne oldukça zıt duran ; örneğin Hilafeti kaldırmayıp bağlarını derinleştiren , ezanı aslı gibi okunması gibi dini var olan kurallarla yaşamaya imkan veren ve yazı alfabesi olarak fusha metinlerin okunmasını kolaylaştıracak bir form benimseyen lider de yeni bağımsız devletin kuruluşuna öncülük edebilirdi düşüncesi de aynı oranda mümkündü . Bu olasılığı da yok sayamam . Çünkü defaatle tekrarladığım gibi , kurtuluş ve reformlar sıralı süreçler olduğu kadar , kurtuluşu takip eden reformların farklılık göstermesinin bir evvelki adımın sonuçlarını değiştirmeyeceği matematiğini kabul etmemiz gerekir .

                Ben kendimi yaşanmış , ya da yaşanmadığı için bir kesimce özlem duyulan tüm bu devlet politikalarının doğruluğu ya da yanlışlığı ile alakalı iyidir kötüdür deme yetkinliğinde görmüyorum . Bu ülke şu an sosyalist bir cumhuriyette olabilirdi , sosyal demokrasi cumhuriyeti de olabilirdi , islam esaslarına göre şekillenmiş bir cumhuriyette ... Daha iyi kavramının "neye göre iyi " sorusuyla başlayan göreceliği ile bu meselelerden ortak sonuç çıkarılması olanaksız . Kurtuluş mücadelesi paydasının , ideolojik paylarını olmazsa olmaz göstermekte bana göre uygun değildir .

                Dünyada reform(yeni düzen) hareketleri yaşamış tek millet değiliz . Örnekleriyle biliyoruz . Reformlar , ayakta tutulabildiği sürece kutsanır . Şu an Atamızın bir kısım reformların eleştirilebilen düzeye inmesinin başlıca sebebi de ayakta duracak gücünü yavaş yavaş kaybetmesidir . 100 yıl önceki reformlarımızı ayakta tutabilmek için önce bu saptamayı doğru yapmak gerekir . İnsanları gerici yobaz diye ( neye göre ... ) ötekileştirmek ve "arı" bir vatan sahipleri zümresi yaratma cabası ancak Atatürk'ün belirlediği esasların daha da yıpratılması sonucunu ortaya çıkaracaktır . Güçler ittifakını görmeliyiz . 30 sene önce ayrık ayrık fikir grupları şu an asgari mütabakat sağlayabilecek düzeye geldi . İttifak kanatlarının tümü yakın geçmişe kadar dışarıda aşağıda ayak altında tutulan-tutulmaya çalışılan kesimdi . Bundan başka bir tek ortak paydaları yok , ne bir inanç birliği ne bir ideolojik birlik .

                Bu hesaplaşmaların içine alınan ulusal değerlerimizi görmek üzüntü vericidir . Demek ki dayattığımız devlet politikası kapsayıcı nitelikte değil , dolayısıyla devlet politikalarının varlık kaynağı aşındırılıyor . O halde mesele nasıl bu boyuta gelmiştir , bunun sebepleri incelenmelidir . Aksiyonun kendisinden daha önemli olan bir şey varsa o da aksiyonu ortaya çıkaran sebeplerdir .

                Bana anti Atatürkçü imasında bulunmayın , çünkü öyle değilim . Olaylara ortadan , hatta gerektiğinde karşı yakadan bakamazsak hiç bir değerimizi gerektiğince koruyamayacağımızı aklımıza kazımamız gerekir . Fikirde hile yaparak , kendi vicdanımızı yanıltırak , başkalarını da aynısını yapabileceğimiz düşüncesine kapılmamak gerek .

                Yorum


                • @ Farabi

                  yazında ismimi kullanmıyorsun ancak içeriği itibariyle benim yazıma da bir cevap niteliği taşıdığını düşündüm.

                  öncelikle yazının son cümlesindeki "Bana anti Atatürkçü imasında bulunmayın , çünkü öyle değilim" cümlene bir anlam veremedim, en azından ben sana böyle birşey söylemedim, forumda da okduğum yazılar itibariyle sana bu ithamda bulunan bir kimse yok. Ama benim yazdıklarımdan sana böyle bir ithamda bulunduğum mesajını çıkardıysan ya yazdıklarımı yanlış anladın yada ben kendimi iyi ifade edemedim. ama bu yanlış anlaşılmanın ne şekilde olduğu önemli değil sonuçta sana karşı böyle bir ithamımın olmadığını bilmeni isterim.

                  onun dışında "Atatürk olmasaydı da bu kurtuluş mücadelesi verilirdi" düşüncesini kabul edilemez bir varsayım olarak görüyorum. Bu milletin şahadeti esarete tercih edeceği düşüncesi kabul ettiğim bir düşünce ancak mesele topluma bu düşünceyi aşılamak ve bunun arkasında dirayetli bir şekilde durmakta yatıyor zaten ve Mustafa Kemal'in sihiri de burada ortaya çıkıyor zaten. Bu toplumun kurtuluş savaşı döneminde her kesimden bireyiyle savaş verdiğini söylerken, yaşanan değişime köstek olan iç isyanları bu derece fazla ve şiddetli yaşanmış bir toplum olduğunu da unutmayalım. Mustafa Kemal bütün bunların üstesinden gelebilecek düzeyde zeka, cesaret ve güce sahip ülkenin tek insanı olmasından öte yaşadığı yüzyılın tek ismidir. Geriye dönük bir şeyi, yaşanmamış bir şeyi ispatlamak mümkün değil, dolayısıyla da bu konuda iddaalı konuşmak mümkün değildir ancak tüm bunlara rağmen son derece emin bir şekilde Mustafa Kemal olmasaydı bu mücadeleden bu şekilde galip ayrılanılamayacağını, belirli bir mücadele verilmiş olsaydı bile bunun bir millet olmak adına değil de bir ümmet uğuruna yapılacağını söyleyebilirim.

                  Mustafa Kemal bu toprağın insanlarına Türk'lüğün önemini ve millet olmanın büyüklüğünü öğretti ve bu amaç doğrultusunda mücadele verdirdi. Mustafa Kemal dehası bu mücadelenin öncüsü olmasaydı bizler hala daha çöllerde bizim askerlerimizi sırtından vuran "ümmet kardeşlerimiz" Arapların vizyonuyla aynı sınırlara sahip bir vizyonda savaş veriyor olacaktık.

                  Mustafa Kemal olmasaydı bu mücadelenin yapıl(a)mayacağının en güzel kanıtı Cumhuriyetimizin kurulmasından 87 yıl sonra bile bu modern rejimin düşmanlarının azımsanmayacak kadar çok olduğu ve hatta kimi zaman idarenin başında olabildikleridir. 87 yıl sonra artıklarının bile bu nüfus ve bu nüfuzda olabildiği bir zihniyetin takdir edersinki o mücadelenin verildiği yıllarda da sayısı oldukça fazla idi.

                  Bu teslimiyetçi, "ver kurtul"cu zihniyetin üstesinden gelebilecek tek isim Mustafa Kemal'di ve o yüzden de bu işi başaran o oldu. Eğer bu, herkesin yapabileceği bir şey olsaydı tonla osmanlı subayı arasından Mustafa Kemal bu işe kalkışmazdı.

                  Velhasıl sözün özü, senin de kendin söylediğin o güzel deyimindeki gibi Atatürk'ün işaret ettiği yola bakmak yerine Atatürk'ün parmağına bakmak ne kadar yanlışsa, Atatürk'ün yaptıklarını "insan olmanın şerefi"ne indirgemek de bana kalırsa bir o kadar yanlıştır.

                  Bunun doğru olmadığının en güzel kanıtı da ülkenin çok partili düzene geçtiğinden bu yana ülkenin başına gelen siyasi akımların bir çoğunun güce tapan, teslimiyetçi zihniyetler olmaları ve Cumhuriyet tarihinin büyük kısmında da iktidar olabilmeleri, kednilerine bir taban bulabilmeleridir.

                  Yorum


                  • Sevgili İlker ,
                    Kenarından değil , tam ortasından konuşmak gerekiyor . Uyarım yalnız size dönük değildi , yazdığım son mesajdaki ifadelerin ardından gelecek olası ithamlara yönelikti . Bu ülkede birşeyi olduğu gibi anlamaya çalışmak , olduğundan çok farklı algılanıyor .

                    Yazdıklarında anlamadığım bazı hususlar oldu .

                    Bu milletin şehadeti esarete tercih edeceğini kabul ediyor ama Atatürk olmasaydı ( x paşa yada y efendi ) kuzu kuzu işledikleri , ekmek yedikleri toprakların mülkiyetini bırakıp , sömürge bölgesi olmamıza kimse ses etmeyecekti diyorsunuz . Bunu mantıksal olarak birbirine bağlayabilmek mümkün değil .

                    Milletin büyüklüğünü sistemleştiren Mustafa Kemal değil , fransız devriminin kasası olan bazı aileler olduğunu biliyorum. O aileler ki ilerleyen yıllarda bununla dünyayı avucunun içine almıştır . O günden yana bu bilinç hiç bir coğrafyayı da büyütmedi . Ancak devlet bölmek ve pazar çalışmaları yapmak için bilinen en etkili politika olarak tarihte önemli bir yer almıştır .

                    Atanın kurgusu devlet ulusu . İfademiz , bu ülkenin ferdi olan herkes diye başlar . Bu yönüyle de tü kaka denen ama hakkında sadece cahilce atıp tutulan ümmet ( İslam'a inananlar ) anlayışının paralelinde bir mantık içerir . O dönem çok yoğun şekilde gündemde olan milliyetçilik akımları ve özellikle Balkan demografisinin yeni haritalar çizdirmesi , şüphesiz Türkiye'de de kayıtsız kalınacak bir gelişme olamazdı . Nitekim pek çok akımda olduğu gibi ( Türkiyenin elbette bir sosyalist akımlar tarihi de var , konusu olmadığı için değinmiyorum ) bunun da harici fikir kaynakları olduğu hatta mega ideanın ( pan ) Macaristan Hristiyanlarının Hun kökleri irdelemesiyle ortaya çıkan düşüncelerin köklerinden beslendiğini gördükçe hiç bir siyasi akımın bağlı bulunduğu coğrafyadan bağımsız-özgün açıklanamayacağına inancım artmaktadır .

                    Zaten Atanın geliştirmeye çalıştığı ideoloji bütünü , ne olursa olsun ülke ordusunun ve yönetiminin büyük bölümüne egemen İttihat ve Terakki'de etkin olan düşüncüleri görmezden gelemezdi . Halkın isteklerini görmezden gelme lüksüne sahipti ancak bu fırkanın lider kadrosuna yaklaşımda aynı şeyleri söylemek hayli güç .

                    Aslında yüce devleti yıkıp , yeni düzen koymak için bu günün isviçre-fransa topraklarını merkez üssü alan , o dönemin masonik faaliyetlerinde dünyanın en önemli bölgeleri arasında yer alan makedonya coğrafyasında en yoğun çalışmalarını yapmış , hatta burada 3. orduyu tamamen safına katmış bir örgüt olan İttihat ve Terakki'nin çalıştaylarında ortaya koydukları ve lider kadroların ortaya koyduğu fikirler incelendiğinde , Mustafa Kemal paşanın bir dünya görüşü oluşturmasına katkı sağladığı açıkça görülür .

                    Balkanlarda pek çok cemiyet ile ilişki sahibi olan İttihat ve Terakki'nin 2 meşrutiyet arasındaki faaliyetleri , aynı süreç içerisinde Osmanlı'nın Balkanları kaybetmesi , Ermeni cemiyetleri ile yapılan iş birlikleri ve ortak çalıştaylar , sonraki yıllarda halen başımıza iş açan ermeni olayları , Abdulhamit'in Filistin coğrafyası ile alakalı tutumu ve aynı süreçte örgüt üyelerin o bölgedeki faaliyetleri , inanılmaz boyutlarda devleti borçlandıran , takip eden yıllarda ülkeyi dünya harbine sokan ve daha Osmanlı'yı yıkıma uğratan onlarca olayda etkinliği görülmesi başka bir konu . Sonuçta o dönemin şartları içerisinde çok etkin ve insanların dünya görüşünü etkileyen bir siyasi akımdı .

                    Yeni bir insan tasviri ve yaşam modeli , ayrıca merkeziyetçi tutumu ( ahmet rıza ) , beynelminel(avrupa) toplum esaslarına uyum ve latin alfabesi ile eğitim ( i.t. kurucusu ve üstad ibrahim temo ) gibi pek çok inkılabın düşünce tohumları atamıza gökten zembille inmemiştir . İslam dininin esaslarının değişikliğine yönelik reformlarlarda yine çoğunlukla jön türklerin çeşitli uzantılarından çıkışlıdır . Hatta bazı konuşmalarında , bu günün "gerçek ılımlı islamcı" söylevlerine benzer ifadeleriyle dinin sabit(kurallarıyla belirlenmiş) konumunu eleştirdiğini biliyoruz . 30'lu yılların ilk çeyreği , ezanın hutbenin türkçe okunmasının zorunlu hale getirmesinden , büyük atamız Fatih Sultan Mehmet'in aksi olmaması için şerhettiği Ayasofya'nın kadir gecesinde ibadete kapatılmasına kadar pek çok tartışmalı kararı içerir . Ata , içinde bulunduğu toplum şartlarıyla büyüyen ve etkileşen bir kişiliktir . Herkesin olduğu gibi . Bunda garipsenecek bir durum yok . Benim garipsediğim , Atatürk'e Hz. Mehdi muamelesi yapılmasıdır .

                    Musta Kemal , bu toprakların bir ferdi olarak büyüdü , doğal olarak bazı fikirlerden etkilendi , bazılarından etkilenmedi . Örneğin Ziya Gökalp'ten faydalandı , prens Sabahattin'den etkilenmedi . Dünyayı gözlemledi , vicdanı ve mantığı çerçevesince ölçtü ve tarttı . Tüm bunlardan kendi dünya görüşünü ortaya çıkardı . Bunu neden ilahlaştıracak derecede kutsarız ? Mustafa Kemal kusursuz bir insan mıydı ? Mümkün değil , kusur insanın doğası . Dünya da bir tek insan gösterin ki tek bir kusurdan dahi noksan olsun .

                    ...

                    Merkeziyetçi cumhuriyetçi rejimin korunup korunmaması , milli mücadelenin olup olamayacağına dair delil gösterilemez . Bir eski mesajımda iyice izah ettiğimi sanıyorum . Bir sonraki süreç , bir evelki adımın varlığını ya da yokluğunu etkileyemez, ancak varolup olmadığını açıklamada yer alır . Ancak bir önceki adım bir sonraki adımın varlığını ya da yokluğunu etkileyebilir , sonrasında gelişen süreçlere yön verebilir .

                    Bu teslimiyetçi ve "ver kurtul" cu kesim kimdi , merak ettim doğrusu . İdeolog , düşünür ve akım olarak ... Eğer bunları ortaya net koyabilirsek ve cumhuriyetin kurucu kadrolarını karşılaştırabilirsek daha sağlıklı hareket ederiz . Devleti var eden halkı ise ; bu halk Güneyde Kuzeyde ve Batıda çoktan direnişe başlamış ve esareti reddediyorsa , Atatürk'ün üstesinden geldiği kesimin bir iki paşa , bir kaç siyasetçiden fazlası olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor .

                    Diğer anlayamadığım , sırttan vuran araplar meselesi ... Balkanlardan kopmamızın altında yatan stratejiler olduğu gibi , Hicaz , Filistin ve Güney Mezapotamya ( Osmanlı zamanındaki ismi söylense kıyamet kopar ) yani genel adıyla arap coğrafyasından kopmamızı sağlayan stratejilerin olmadığını düşünmek herhalde büyük saflık olurdu .

                    Pek çok arap milliyetçisinin sıkı sıkı savunduğu Osmanlı zulmü , işkencesi , ihaneti fikirlerini ortaya çıkaran kaynaklara uzanmak gerekir . Şahsen , bu meseleye girerken Arap halklarında Abdulhamit'e ve onu deviren İttihatçılara ,bunun yanında ittihatçıların uygulamalarına derinlemesine bakmak gerektiğini düşünüyorum . Cihat çağrısına uymuyan bazı arapları değerlendirirken , Cihat'ı yayınlatan fırkaya bakışı bilmek gerekiyor .

                    Türkiyede bu ihanetin , üzerine inşaa edildiği iki temeli var . Birincisi Şerif Hüseyin . Diğeri Emir Faysal . İkisi birbirinden hayli bağlantısız konular . Şerif Hüseyin hadisesinde Camal paşanın büyük bir taktik hatası vardı . On binlerce Osmanlı altının heba edilmesi bir yana dursun , İngilizlerin kullanabileceği büyük bir siyasi boşluğa mahal verdik .

                    Daha sonraki süreçte yaşanan Suriye hadisesi için , aslında şu an arşivlerde gizlilik şartı düşmüş oturumlara bakmak bile bazı sonuçlar doğuracaktır . Suriye halkının Hilafet devletini reddettiğine yönelik ne gibi bir kanıt var ?

                    Kaldı ki , esaret tehlikesindeki hilafet devletinin kurtuluş mücadelesinde , Hindistan'dan Mısır'a , Libya'dan Türkistan'a yer alan coğrafyada Türkiye'ye akan milyonlarca altının muhasebesini bilmeyen bir milletiz . Osmanlı'nın cephelerinde savaşan ve kayıplar veren Suriye ve Irak arapları tümenlerinin de esamesi okunmaz . (35 36 41 42 21 22 23 24 39 25 26 27 43 44 ) Libya'nın cihata ne şekilde katkı sağladığını , nerelere asker gönderdiğini , hatta ve hatta yıllar sonrasında hangi türklere orada önemli görevler verildiğini , eşine az rastlanır şekilde başbakanlığa devlet başkanlığına dahi layık görüldüğünü bilmemekteyiz . Öğrenmemekteyiz . Hal böyle olunca , söylemlerimizi ezberler üzerine oturtuyoruz .

                    Mesele Arap halkının ihanet edip etmemesi mi ? . O halde , bir kaç emirin ihaneti Arap halklarının tümüne mal edilebiliyorsa , T.B.M.M.'ye karşı yapılan İzmit ayaklanması , Anzavur(Balıkesir) ayaklanması , Düzce ayaklanması , Afyon-Kütahya(Çerkez Ethem) ayaklanmaları , Konya Ayaklanması , Isparta ayaklanması , Yozgat ayaklanması ve daha çoğunu hangi halka mal edeceğiz . Buralarda ihanet eden halk , ne halkıdır ?

                    Bana birisi Arap "halkının" ihanetini belgeleriyle açıklarsa , bende inanırım . Bana birisi bu sancağın bir şey ifade etmediğini anlatırsa , ona da inanırım .



                    Konu neden bu kadar sağa sola çekildi , onu da anlamadım . Söylediğim kısa ve net ; olayları ve insanları değerlendiriken şu mitoloji dilini bir kenara bırakalım . Tarihimizden edindiğimiz deneyimler ve önderlerimizden gördüğümüz ilkelerin geleceğimize yön vermesi gerekiyor . Bunun için her aksiyonu ve öznesini olduğu gibi kabul etmemiz ve ne olursa olsun sahip çıkmamız gerekir .

                    Sahip çıkmak diyorum , o kadar vakit-irtifa kaybetik ki ...

                    Atama duyduğum minneti ifade etmem için mutlaka onu kutsamam mı gerekir ? Ona , insan muamelesi yapmam sevgimden neyi alıp götürebilir ?

                    Sanırım fazla uzattım İşe de geç kaldım . Sevgilerimle ...
                    En son Serdar A tarafından düzenlendi; 13.04.2010, 08:09.

                    Yorum


                    • @ Farabi

                      bütün söylediklerinden çıkan ortak mesajı bundan önce yazdığım mesajda da söylediğim gibi doğru buluyor ve kabul ediyorum. yani ben de Mustafa Kemal'in parmağına bakmaktansa, parmağının işaret ettiği yola bakmayı tercih eden insanlardanım (hatta bu deyimi de oldukça beğendim, sağda solda mutlaka kullanırım ) ancak senden ayrıldığımız temel konu Mustafa Kemal'in yaptıklarını "insan olmanın şerefine" indirgeme konusu. Diğer bütün ayrı düşülen noktalarda bunun üzerine kurulmuş konular zaten.

                      benim yazımla ilgili anlam veremedini söylediğin kısımlarla ilgili açıklamamı da yapayım.

                      *evet bu toprağın insanın mayasında şahadeti esarete tercih edecek bir yapının varlığına inanıyorum ancak aynı topluluğun bir kısmı için kişisel özgürlüğünden çok daha önce gelen bir hissiyatları var o da dinleri. Ve bu halkın dini duyguylarını sömüren herkes onlara esareti "özgürlük" gibi , çağdaşlığı ve özgürlüğü ise "dinsizlik" gibi sundu ve halkın üzerine oynanan bu oyun o zamanda da amacına ulaşmaya muktedirdi bu zamanda da amacına neredeyse ulaşmış durumda. Bu yüzden o devirde Mustafa Kemal gibi bir irade onların gözünü açmasaydı, onların gözünü açmaya en azından onların gözünü bu denli açmaya (o devir için konuşuyorum zira gözler yine kapanmış vaziyette) kadir bir insanın çıkacağına dair inancım sıfırdır. ama dediğim gibi bunun kanıtı yok sadece kuvvetli bir inanç.

                      *Merkeziyetçi cumhuriyetçi rejimin korunup korunmaması , milli mücadelenin olup olamayacağına dair delil niteliği taşır kanımca. Çünkü bugün bu rejimin karşısında duranlar o gün o milli mücadelenin karşısındaydı. (örneğin Potemya köyünün bir ferdi olan başbakan) Neden bu Potemya örneğini verdiğime açıklık getirmeye yazdıklarınızdan anladığım bilgi birikimden dolayı gerek duymuyorum.

                      *Bu teslimiyetçi ve "ver kurtul" cu kesim siyasi islamın ülkemizdeki temsilcileri ve bunların yandaşlarıdır. Çünkü nedense dinlerini özgür bir şekilde yaşamalarının en büyük sağlayıcılarından biri olan Mustafa Kemal'i bu ülkenin bir kısmı hala daha dinlerini yaşamalarının önündeki engel olarak görüyor.

                      Sözün özü :

                      Bu topralar üzerine emperyal güçlerin insanlık tarihinin başından beri emelleri vardır ve bu topralar Türkiye Cumhuriyeti adı altında anılmaya başladığı andan itibaren de bu güçlerin bu topraklar üzerine olan iştahları kabardı. Ve bu emperyal güçler bu topraklarda yıkımı sağlamak üzerine kurdukları her oyuna oldukça fazla destekçi bulmuştur ve şu anda da bulmaya devam etmektedir.

                      Şu dönemlerde de, o milli mücadele yıllarında iç isyan çıkartanların torunlarının aktif rollerde olmaları da bir tesadüf değildir.

                      Evet Mustafa Kemal'den bahsederken hamaset yapmaya gerek yoktur çünkü Mustafa Kemal'in buna ihtiyacı yoktur. Onun yaptıkları, bu toprağın insanına verdikleri en usta edebiyatçının bile kelimelerde ifade edebileceği hamasetin çok daha ötesindedir. Eğer Mustafa Kemal'in yaptıkları "insan olmanın şerefi" ise, kusura bakmayın ama Mustafa Kemal bu işe kalkıştığında bu topraklarda çok şerefsiz vardı.

                      Bilgi paylaşımı ve fikir alışveriniz için teşekkür ederim.

                      Sevgilerle

                      En son İlker ToSun tarafından düzenlendi; 13.04.2010, 21:36.

                      Yorum


                      • 1-Che Guevara, 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantası...ndan; “Atatürk’ün Büyük NUTKU’nun” çıktığını...”

                        2- Fidel Castro nun:12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den ABD NİN BİLGİSİ OLMAMASI şartıyla "Atatürk'ün Büyük Nutuk Kitabını" istediğini...
                        Ve: "Devrimci M.Kemal ATATÜRK varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar?" dediğini,

                        3- 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao'nun ilk sözlerinin : "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm. ."olduğunu,

                        4- Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

                        5- 1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde,danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler
                        vermezdim" dediğini,

                        6- 1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına
                        Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini

                        veee..

                        7- 2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk
                        resimlerinin kaldırılmasının istendiğini, biliyor muydunuz?
                        Traktörlerle Türküler Geçsin Alt Başımdan Mezarlığın,
                        Seher Aydınlığında Taze İnsan Yanık Benzin Kokusu

                        Yorum


                        • Atatürk'ün Fikir Sofrası belgeselinde anlatılan bir anıda şu olaylar geçiyor;
                          bir akşam yemeğinde bıldırcın hazırlanıyor fakat yemekler geldiğinde Atatürk bıldırcın yemek istemediğini söylüyor. sofrasındakilerden birisi bunun nedenini sorduğunda Atatürk bir anısını anlatıyor. buna göre paşaya gittiği bir yurt gezisinde bir kafes içinde birkaç bıldırcın hediye edilmiş. Atatürk odasındayken kafesin kapısını açmış ve bıldırcınlar paşaya sığınmışlar. bu anıyı anlattıktan sonra Atatürk soruyu soran kişiye dönüyor ve "bana sığınan hayvanı ben nasıl yerim" diye cevap veriyor.

                          Yorum


                          • Bu başlık neden tartışmalara sebebiyet veriyor hala anlamıyorum...

                            Mustafa Kemal Paşa'yı saygı ve sevgi ile ansak yeter bize bu başlıkta...
                            “Her kim kendini kıymetli bilirse, onun tevazudan nasibi yoktur.”
                            Malik bin Dinar

                            Yorum


                            • 7 8 yıl öncesine kadar Atamıza karşı nötrdüm. Çünkü hakkında pek bişeye sahip değildim. Pek bilgim yoktu.. Ama yaşımızı aldıkça hakkında okuduklarım ve duyduklarımdan sonra ona saygım sonsuz. Seviyorum seni Atam..
                              Mario Alberto Kempes - El Matador

                              Yorum


                              • İlk olarak farabi tarafından gönderildi
                                Cehalet ve hurafe olan ne idi ?

                                İlker , emperyal güçlerden kasıt nedir ? Düğüm sanki devletler üzeri bir yapının içinde , ne dersin ? Ayrıca , şerefsizler kimlerdi , o kısmı da pek anlamadım . Halkın kendisi şerefsiz miydi mesela ? Benim için önemli ölçüt halkın kendisidir , araplar , türkler ya da kürtler farketmez . Halkın iradesini duruma göre yok sayıp duruma denklem içine almamak bana göre çok samimi değil .

                                Çıkan iç isyanların sebepleri içinde 23'de kurulan cumhuriyet ile 24'de var olan cumhuriyet arasındaki farklarla bir ilişkisi olabilir mi ? Bu ülke muazzam bir değişim geçirdi . Gün geldi Ezanın aslı yasaklandı , gün geldi insanlar zorla şapka giydirildi . Olayları kendi dönemleri içerisinde değerlendirmek gerek . Oldukça dışa kapalı olan Anadolu kırsalında inkılapları uygulamaya koymak şüphesiz cumhuriyetimizin kurucu kadrolarınca pek kolay olmadı . Yani otoriteye her baş kaldırı , her tepki bir vatan hainliği midir ? Hadi günümüz örnekleriyle kıyaslayalım , 77 Mayıs'ında ölen 34 işçi , yahut yaşı büyültülerek asılan 17 yaşında bir çocuk vatan haini midir ?

                                Devletin varlık sebebi , halkıdır . Atamız Mustafa Kemal'in , ya da evvelki onlarcasının varlık sebebi de içinde yeşerdiği halkıdır . Bunu unutmamak gerekir .
                                Anlaşılan "Atatürk'ün işaret ettiği yola bakmaktansa onun parmağına bakmak"ten şikayetçi olmanın dışında pek de anlaşabileceğimiz bir konuda değiliz şu anda

                                *emperyal güçler : çoğu zaman batılı devletler
                                *"şerefsizler" : bugün var olan rejimin, o zamanlarda da milli mücadelenin karşısında duranlar (ister halkın bir kısmı, ister idarecilerin bir kısmı)
                                *iç isyanların sebebi : bu toprakların Türkler'e kalmasına razı olmayacak batılı devletlerle, ümmetten millete geçişle beraber bu toprakların insanına verilen en büyük afyon olan dinin tüccarlığını yapan islam tacirlerinin çıkarlarının örtüşmesi.
                                *77 mayısındaki işçilerin kıyımı ve 17 yaşındaki gencin idamı : iki olayın da azmettiricileri o günlerde milli mücadelemizde savaştığımız devletler. o günlerde nasıl içimizden insanları kullandılarsa bu iki olayda da tabancayı tutanlar içimizden olsa da şarjöre mermiyi koyan ve ona o aklı verenler yine o emperyal güçlerdi. dolayısıyla onlar vatan haini değil, vatansever oldukları için öldürüldü.

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                En aktif kullanıcı yok.
                                Yükleniyor...
                                X