Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!

Daraltma
Bu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • Pkk lıların saklandığı mağarada yazan yazı :


    Eğer bir asker sizi gördüğü zaman durmadan ateş ediyorsa bilinki o acemidir kurşununun bitmesini bekleyin, bittiği zaman gidin kafasına sıkın.

    Eğer sadece sizi gördüğü zaman ateş ediyor saklandığınız zaman duruyorsa o bir komandodur, kaçın ve canınızı kurtarın.

    Eğer sizi gördüğü zaman ortadan kaybolmuşsa ve etraf sessizse bilinki o bordo berelidir merak etmeyin o sizi bulur.

    Bu arada yine 2 askerimiz daha sehit oldu. Allah ailesine sabir versin. mekanlari cennet olsun. her zaman kalbimizdesiniz kahramanlar her zaman

    Yorum



    • Hakkari'de mayın tuzağı: 2 şehit


      Hakkari'nin Çukurca ilçesinde terör örgütü PKK üyeleri tarafından yola döşenen mayının, askeri aracın geçişi sırasında patlaması sonucu 2 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı.

      Alınan bilgiye göre, terör örgütü üyeleri tarafından Köprülü ile Çığılı köyleri arasındaki yola önceden döşenen mayın, nöbet dönüşü bir grup askeri taşıyan aracın geçişi sırasında patladı.

      Patlamada, 2 asker şehit olurken, 6 asker yaralandı. Yaralılar, helikopterle Hakkari'ye getirilerek, Askeri Hastanede tedavi altına alındı.

      Patlamanın ardından bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

      ŞEHİT ASKERLERİN KİMLİKLERİ BELİRLENDİ

      Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki patlamada şehit olan askerlerin kimlikleri belirlendi.Terör örgütü PKK üyeleri tarafından Çukurca ilçesine bağlı Köprülü ile Çığlı köyleri arasındaki yola önceden döşenen mayının, askeri aracın geçişi sırasında patlatması sonucu şehit olan askerlerin er Sefa Aslan (Yozgat) ile er Serdar Şimşek (Sivas) olduğu belirlendi.

      Şehit olan askerlerin naaşı, Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında düzenlenen törenden sonra doğum yerlerine gönderilmek üzere helikopterle Van'a gönderildi.

      Törene, Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu, Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, İl Jandarma Komutanı Albay Erhan Kubat, Emniyet Müdürü Cavit Çevik ve askeri erkan katıldı.


      ADİ KÖPEKLER SİZE KÖPEK DEMEK İLTİFAT OLUR NE DİYİM SİZE SOYSUZ HAYVANLAR

      Kazimişi gzas vorert

      Yorum


      • Başımız sağolsun
        Türkçe, Turkche olmasın! Dilimizi koruyalım! Türkçeye 29 harf yeter!

        “Ben basit bir '
        iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
        “Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”
        Eduardo Galeano


        "İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar

        Yorum


        • Bİr Komando Subayi'nin Kalemİn'den

          .......ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına
          ateşle karşılık
          vermesi
          sonucu çıkan çatışmada...güvenli görevlisi şehit
          oldu.

          Ya da

          .........ilinde devriye görevini yerine getiren
          .....aracına açılan
          ateş
          sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.

          Ya da

          .........ili kırsalında teröristlerce döşenen
          mayının patlaması
          sonucu...asker
          yaralandı..

          Bu nasıl başlar biliyor musunuz?

          Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının
          buharlaşıp uçtuğunu
          düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter
          damlacıklarından
          geriye
          kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her
          yanını kaplamıştır.

          Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay
          kurumadığı için
          elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun
          içinde vıcık, vıcık
          oynar.
          Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine
          ve elinizi
          sürdüğünüz
          her
          yere siner.

          Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla
          her temas
          edişinde
          çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes
          almanıza sebep
          olur.

          Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden
          omuzlarınızı
          hissetmezsiniz.
          Kült
          ağrıları ancak çantayı sırtınızdan
          çıkardığınızda fark edersiniz.

          Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir
          ayağınızın
          kaplayabildiği
          her
          yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.

          Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin
          sesini, dallardaki
          kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye
          uçuşları yapan
          arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze
          ya da herhangi bir
          yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya
          çalışan sineklerin
          vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden
          havalanan yeşil
          çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı
          tok kanat sesini en
          ince
          ayrıntısına kadar duyarsınız.

          Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki
          arkadaşınızın ve
          arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının
          çıkardığı düzensiz
          seslerin her birini
          ayrı
          ayrı duyarsınız.

          Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes
          alışlarını
          duyarsınız,
          öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.

          Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her
          biri ayrı ayrı
          katılır
          bu senfoniye.

          Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur,
          postalın
          içindeki
          tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su
          toplayıp sonra
          patlayan
          yerlere
          adeta bir deri gibi yapışmıştır.

          En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı
          yıkayıp, çoraplarınızı
          değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o
          anda.

          Çünkü...

          Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın
          arkasında sizi
          beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız
          ve yok etmeniz
          gerekmektedir.

          Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet
          diye, öğretmenler
          bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki
          bebekler
          kurşunlanmasın
          diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin
          diye kahpeliği ve
          ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.

          Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve
          şerefin üzerine
          yemin etmişsinizdir.

          Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz,
          bayrağınız ve
          onurunuzdur.

          İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap
          değiştirmek. İşte bu
          yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz
          sesler güruhu.

          Sonra!..

          Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı
          kestiği gibi,
          makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu
          kestiği gibi...
          Bir
          anda...
          Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin
          vızıltıları, çekirgenin
          kanat sesleri hepsi bir anda biter.

          Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı
          değil, gökyüzünü
          görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız
          birkaç saniye sürer.

          Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et
          kokusudur,
          yüzünüzün
          toprak
          parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz,
          temizlemek için
          çalışmazsınız.

          Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür
          ama kulağınızdaki
          çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri
          yavaş yavaş
          duymaya
          başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama
          başaramazsınız.

          Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın
          sesleri arasında
          "mayın"
          kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda
          ayağınızdaki
          yoğun ağrıyı fark edersiniz.

          Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını
          hissedersiniz.

          Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise
          parçalanmış
          pantolonunuzun
          ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her
          şey o anda başlar.

          Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra,
          nefesiniz biter.
          Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden
          bağırmaya başlarsınız.
          Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden
          ve yine...

          Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "fazla bir
          şey yok, sadece
          küçük
          bir
          yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz
          arkadaşınız konuşurken
          de,
          helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir
          ayağınızın
          olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar
          kafanızın içinde
          "neden ben,
          neden
          ben, neden ben ?"

          Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde
          geçen yıllar
          sonunda,
          dizkapağınızın on iki santim altından takılı
          olan ve her akşam
          yatarken
          veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz
          takma bacak artık
          bir uzvunuz olmuştur.

          Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız
          sayesinde vatan
          var
          olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır
          ki!

          Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi
          havuza, denize
          giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ
          olsun yeter.

          Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle
          Fransız
          televizyonlarında,
          uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe
          sayan programlara
          finans
          sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan
          pişmanlık
          duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.

          Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans
          çocuğuyum diyenleri
          duyar,
          Ali
          Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi
          satanları"görürsünüz. .

          Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz.
          Başlarına çuvallar
          geçirilip
          aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk
          askerlerini
          görürsünüz.

          Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor
          seslerini,
          helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam
          yeminlerini
          duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.

          Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne
          örtülen çaputlara
          "bayrak"
          diyenleri görürsünüz, "uçaklarını çek", "valiyi
          çek" diyen
          başkanları
          ve
          karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.

          Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene
          ateş eden, yol
          kesip soygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın
          döşeyen
          teröristlerin
          sadece
          "ben bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul
          edilip, "suçsuz"
          sıfatıyla
          serbest bırakıldığını görürsünüz.

          Susanları, konuşması gerektiği halde susanları
          görürsünüz,
          konuşanlar
          her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve
          susanlar her
          sustuğunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden
          ölürsünüz her defasında.

          Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize
          akar,
          inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi
          kanınızı akıtmak
          pahasına
          tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.

          Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde
          aradığınız ihanet gelir
          aklınıza,
          o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya
          başlarsınız:
          "Biz
          bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda
          dolaştığımız yılanın
          başı,
          hep
          gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız
          kendinize.

          Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden
          ödendiğini, içinize
          sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu
          vatanı sizin kadar
          sevmediklerini düşünürsünüz.

          Bu vatan onların da vatanı değil mi?

          Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin
          üstüne yemin etmedi
          mi?
          diye sorarsınız kendi kendinize.

          Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir
          askeri okul
          öğrencisi iken her adımda söylediğiniz,
          beyninize ve yüreğinize
          nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza": VATAN,
          SANA CANIM FEDA"

          Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası,
          böyle başlayacak
          işte
          ve hayatınız böyle devam edecektir. Son
          nefesinize kadar
          savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese
          rağmen, bu yolda
          ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.

          Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen
          insanların neler
          yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve
          sizin için neler
          yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin
          istiyorum. Okuduğunuz
          ya
          da
          televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır
          yaşananlar.

          Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki,
          minicik karelerde
          okuduğunuz;
          "...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının
          patlaması
          sonucu,
          bir güvenlik görevlisi yaralandı!" haberi
          aslında o kadar da kısa
          değildir.

          Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına
          geçerken
          unuttuğunuz,
          falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da
          uyuşturucu komasından
          ölen oğluna "şehit" deyip Türk bayrağı örten kadının
          haberine
          ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu
          küçük haber,
          birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla
          unutulmayacaktır.

          Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, "ne
          için?" dendiğinde
          "vatan
          için" diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen
          yapmaya devam
          edeceklerdir.

          Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen,
          sizin
          rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu
          kahramanca
          fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya
          devam edecektir.

          Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik
          örtüsünün
          payandası
          kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için
          akan kanlar,
          feda
          edilen canlar, sıcak yuvalarını, babalarının
          yüzlerini unutan küçücük
          çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.

          Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin
          umurunuzda mı
          bilmiyorum,
          ama birileri bunları yaşadı, birileri hala
          yaşıyor ve emin olun
          yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk
          Bayrağı için birileri
          daha tüm bunları yaşayacak.

          Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam
          biçimi bu.
          Masalarda
          oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor
          değil mi?

          Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine
          koyasınız diye
          "siz"
          diyerek yazdım, sizin onlardan biri
          olamayacağınızı biliyorum.

          "Siz" kim misiniz?
          Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
          Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
          "Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.

          "VATAN SANA CANIM FEDA"
          İstanbul'un 3 Büyüğü varsa, Türkiyenin Tek Büyüğü Var! T R A B Z O N S P O R

          Yorum


          • ...............
            İstanbul'un 3 Büyüğü varsa, Türkiyenin Tek Büyüğü Var! T R A B Z O N S P O R

            Yorum


            • şerefsiz hainler böyle konuşsun diye mi verildi bunca Şehit !!!

              Vatandaşın gözündeki çapağı bile soran yetkililer şimdi nerde !

              İlgili link : http://www.milliyet.com.tr/2007/07/20/son/sonsiy23.asp
              Trabzonspor √
              Hüseyin Avni Aker|Hayri Gür|Halit Ziya Kurbetçi|Şamil Ekinci|Dozer Cemil|Şenol Güneş|
              İki Renk ve Asalet √
              BordoMavi.Net √

              Yorum


              • Tam bir gerizekalı konuşması ....
                "-Ben ALLAH'ın adaletine inanıyorum.." Onur Recep Kıvrak!

                Yorum


                • Allah belasını versin böyle zihniyetlerin..
                  Şampiyonluk için bekliyoruz..

                  Yorum


                  • Şerefsize bak ya! Seni parça parça bölmek lazım. Her parçanıda 7 ayrı bölgemize asmak lazım ibreti alem için! Haysiyetsiz!
                    Türkçe, Turkche olmasın! Dilimizi koruyalım! Türkçeye 29 harf yeter!

                    “Ben basit bir '
                    iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum:
                    “Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!”
                    Eduardo Galeano


                    "İhaneti severim, ama hainlerden nefret ederim." Cesar

                    Yorum


                    • İlk olarak Külünkoğlu tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                      şerefsiz hainler böyle konuşsun diye mi verildi bunca Şehit !!!

                      Vatandaşın gözündeki çapağı bile soran yetkililer şimdi nerde !

                      İlgili link : http://www.milliyet.com.tr/2007/07/20/son/sonsiy23.asp
                      izledim ve yazıklar olsun diyorum konuşması kolay gel böl hadi bizde seni 99 parçaya böleriz babamın memuriyeti nedeniyle Dbakırda 8 yıla yakın bir süre yaşadım çok iyi biliyorum oraları vede her zaman Türklüğü aşağılayıcı sözler söyleyen bölücülerle çok kavga ettim dayakta attım dayakta yedim bu Vatan için değil dayak yemek canımı veririm Osman Baydemir şerefsizinin yüzüne tükürmekte nasip oldu çok ezmeye çalıştılar ama ezilmedim ezilmeyeceğim .....
                      Kazimişi gzas vorert

                      Yorum


                      • İlk olarak Külünkoğlu tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                        şerefsiz hainler böyle konuşsun diye mi verildi bunca Şehit !!!

                        Vatandaşın gözündeki çapağı bile soran yetkililer şimdi nerde !

                        İlgili link : http://www.milliyet.com.tr/2007/07/20/son/sonsiy23.asp
                        Sasirmaya gerek yok arkadaslar. Avrupa bunu yillardir söylüyor. AB üye üyesi olabilmek icin attigimiz imzada "Türkiye eyaletlere bölünürse müzakereler yeni kurulacak devlet icin de gecerli olur" seklinde bir madde var. Avrupa zaten gizli kapakli eyaletlere bölünmemiz gerekiyor ve su anda Israil haric bu bölgedeki tüm ülkeler icin bölünme planlari yapilip haritalari bile cizilmis. Türkiye'nin en az 5 parcaya bölünmüs bir ülke olarak hesapliyorlar. PKK da Avrupa'nin eskiden beri bir numarali kapi iti oldugu icin bu agizlari Avrupa veriyor onlara. Aslinda her sey birbiriyle öylesine baglantili ki. Leyla Zana isimli kancik köpek, kemigini yedigi sahibinden aldigi emirler dogrultusunda bu konusmayi yapti. Isminizden emin oldugunuz gibi buna da emin olun.
                        Bizim çektiğimiz, adamlığın bedeli.

                        Yorum


                        • ule seni parça parça bölmek lazım aslında o seni pohpohlayıp buralara çıkaranın önlerinde ibreti alem olsun diye ya artık dayanamıyoruz bunlar nasılda boyle konuşturuluyo başka ülke hakkında konuşulsa o ülke türkiye'ye yüklenmeye başlardır ama bu köpekler kendi topraklarımızda bunları bize diyebiliyo artık yazıklar olsun ne diyim bunları asmıcan da ne yapacan apo gibi 5 yıldızlı otelde mi beslicen
                          En son bordo61 tarafından düzenlendi; 20.07.2007, 19:11.
                          Biz sevdadır Trabzon , yorozundan başlayıp ziganasında bitmeyen

                          Yorum


                          • O konuşmayı yaparken varya orda toplanan diğer adilerle birlikte ateşe vereceksin orayı. Bunları kökten yakacaksın ama .........
                            "-Ben ALLAH'ın adaletine inanıyorum.." Onur Recep Kıvrak!

                            Yorum


                            • ahhh ulenn ahhh!!!
                              sen bunlarla beraber bunları bu şekilde konuşturanlarında çenesinin kapanmasını sağla YARABBİM...kor ateşlerde yak bunları YARABBİM...

                              ahh ulen be rahmetli saddam bu itlerin kafasına kimyasal silah attı zamanında ama köklerini tam olarak kurutamadı....bi uçakla tepelerinden kimyasal ilaçı bırakacaksın hepsinin!
                              hepsini tek tek resimdeki gibi bağlayıp resmini çekeceksin!
                              Vasiyet ; Bordo Mavi mezar taşı
                              ''NUFUS CÜZDANINDA TRABZON YAZIPTA İSTANBUL TAKIMLARINA GÖNÜL VERENLERLE GÖNÜL BAĞIMIZ OLMADIĞI GİBİ AYNI ORTAMDA OLMAKTA RAHATSIZLIK VERİR ''

                              Yorum


                              • Nerde şimdi o ''ABye girelim, AB ye girelim'' diyen mallar!! Önce kendini düşün girdiğimiz zaman ne olacak de!! Ama yok! Neymiş çok iyi okuma şartları olacak. Başlarım şartına!! Anadolum elden gidecek de ben okumayı düşünecem!!
                                Allah'ım yurdumuzu bölmek isteyenlerin ciğerlerine kor bir ateş düşür. Nasıl ki, bizim ciğerimizi yakıyorlar. Onları da yak Allah'ım.
                                Bir bordon var bir de mavin
                                Sevgin ömrünü yedi senelerin...

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                En aktif kullanıcı yok.
                                Yükleniyor...
                                X