Konstantiniyye Oteli : Zülfü Livanelinin dili güzel insanı sıkmıyor ama bu kitapta bı Serenad bi Kardeşimin Hikâyesi tadı almadım ama sıkılmadan okunabilir sıkıntı yok..
Uçurtma Avcısı : Tavsiye üzerine okudum. kısa sürede bitirdim..Beğendiğim ve onerebilecegim kitaplar arasında ki yerini aldı.. Konusu güzel ilgiyle okunabilir.
Carl Sagan : Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
Öncelikle tubitak yayınevine teşekkür etmek gerekiyor böyle bir hizmeti sundukları için. Kitabın orijinalinde nasıl bilmiyorum ama bu ve başka bir tubitak kitabının son sayfalarında kitap içinde geçen başka kitap isimlerinin tek tek isminin yazılı olduğunu gördüm. bu müthiş bir şey. şu ingilizce işini çözersem bir gün işime çok yarayacak.
Görüşleri sevilir sevilmez benimsenir benimsenmez ama Carl Sagan gerçekten çok büyük bir bilim insanı. Bunu bilime olan bakış açısından dolayı diyorum. Yaptığın işi gönülden sevmenin ne kadar önemli olduğunu gördüm ben bu kitapta. pek çok insan atlantis gibi uzaylılar gibi varlığı kanıtlanmamış şeylerin ne kadar büyüleyici olduğundan bahsederken o bize evrenin halihazırda ne kadar büyüleyici olduğundan bahsediyor. gerçekten de öyle. gözümün önünde yahut ötesinde olan şeyler yeterince inanılmaz değil mi ? pek çok hayvanın kendine has özellikleri mesela. bir arının bir ipek böceğinin veyahut her türlü zehire bağışıklığı bulunabilen bir bal porsuğunun. binlerce yıllık ağaçlar milyonlarca yıllık vadiler en eski insanlardan kalma mimariler yazılar her şey ama her şey yeterince inanılmaz değil mi ? güneşin ayın dünyanın ve diğer gezegen ve yıldızların belli bir sistem dahilinde hareketleri bütün o muhteşem doğa olayları sadece birkaç yüz kilometre üzerimizde bulunan coğrafyaların harikulade farklı özellikleri. dünya baştan aşağıya inanılmaz zaten. Ama işte burnumuzun dibinde ve bütün problem burada. sanki sahip olduğumuz her şey çok normalmiş gibi büyünün falın kayıp kıtaların uzaylılar ve ufoların ne kadar inanılmaz şeyler olduğunu düşünüyoruz. Sagan bilimin sürekli olarak hata yapan hatta bulduğu doğrularda bile sürekli hata arayıp daha genel bir ortamı kapsayacak doğruları aradığından bahsediyor. dünyanın en saygın işini yapan bu insanların bu denli alçak gönüllü davranması gerçekten takdire şayan. öte yandan kendi meslektaşlarını da eleştirmekten geri durmuyor sagan. bütün bilim insanlarının - eğer yanlış hatırlamıyorsam - yarı kadarının askeri amaçlarla bilim yaptığını söylüyor mesela. diğer bir deyişle birileri dünyanın nasıl daha iyi bir yer olacağının hesabını yaparken bir kesim de kendi yaptığı oyuncakların koca bir ülkeyi nasıl haritadan sildiğini görmek istiyor. kuşkusuz yapılan bombalar da bilimsel açıdan bakınca bir icat. ama iş sonuçlara gelince bizi ne kadar geriye götürdüğüne gelince bilimsel bir hükmünün olmadığını da görüyoruz. bir ülkeyi yok ettiğinizde onu sadece fiziksel olarak yok etmezsiniz onun geleceğini gelecekte dünyaya kazandıracağı şeyleri de yok edersiniz. bilim adamlarının bilimin popülerleşmesi ile ilgili kaygıları olduğunu düşüncesine ise karşı çıkıyor sagan. aksine söylediğimiz gerçekler bilinsin daha çok insan tarafından kabul edilsin istiyoruz diyor. Sagan medyadan ciddi anlamda yaka silkmiş bir adam. medya gerçekleri değil insanların ilgilerini çekecek şeylere yöneliyor çünkü. ufo hikayelerinden birinden de bunu temel alarak bahsediyor. adamın biri dağlarda kendi uçağıyla gezinti yaparken belli belirsiz bir cisim görüyor ve onların tabaklar gibi devindiğini söylüyor. elbette bunların pek çok uçan cisim olma ihtimali vardır. canlı veya cansız. oysa medya bunu direkt olarak ufo denen şeye yoruyor ve adam sonradan kendi anlatsa bile çare olmuyor. başlangıcı bu değil bu meselenin ama etki artırıcı olduğu kesin. yine ingilterede şu tarlalara şekil çizme işinden bahsediyor. sanırım bir filmde de konusu olmuştu. bunu ayarlayan iki tane yaşlı adam esasında. en başta sadece can sıkıntısından yaptıkları işi medya ilgi gösterince daha da ileriye götürüp anlaşılmaz şekillerle taçlandırmaya çalışıyorlar. bu çok uzun zaman devam ediyor hatta ingiltere kraliçesi bile duruma el konulmasını istiyor. adamlar sonradan durumu anlatıyorlar ama medya hiç oralı olmuyor ve para kazanmak için yalan haber satmaya devam ediyor.
kitapta tarih ve siyaset ile ilgili çok ciddi bilgilerin yer aldığı bölümler de var. özellikle cadı avları ile ilgili bölümler epey ilgi çekici. kitapta benim gibi bilime sadece ilgisi olan bir adamın anlayamadığı yegane bir yer de bulunuyor. O da Maxvell ile ilgili bölüm. 15-20 sayfa sürüyor sanırım ki zaten anlamak için bir üniversitede altı yıl fizik okumak gerekir falan diyordu bir formül için o da normal. bilim kavramı ile ilgilenen herkesin başucunda olacak bir kitap olacağını düşünüyorum ve tavsiye ediyorum. pek çok filozof ve bilim insanı aynı zamanda yazar değildir ama Sagan düşündüğü her şeyi çok yalın ve herkesin anlayabileceği şekilde anlatmış. Kendisine bu emeğinden dolayı minnet duyuyor ve ruhunun şad olmasını diliyorum.
-İlker Yazıcıoğlu Arkadaşımın hedeiyesi idi bu kitap. Hacminin büyüklüğü nedeniyle şimdi bitirebildim ( 622 sayfa )
-Tesla 'nın değerinin neden anlaşılamadığı , neden yeterince tanınmadığı konusunda doyurucu cevaplar aldım. Zaten amacımda bu idi....
-Teknik terimlerin fazlalığı nedeniyle zaman zaman sıkıcı geldiği yerler oldu. ama genel olarak akıcı bir eserdi
-Onlarca kaynak kitaptan , dergilerden, müzelerden ,kişilerden yardım alınarak 15 yılda oluşturulan bu esere oldukça fazla emek verildiği okunurkende anlaşılıyor.
-Kitapta fazla sayıda çizim , resim ve fotograflarda kullanılmış....
-Amerika'nın endüstri devrimiyle ilgili önemli izleride bulabiliyor , Edison , Marconi gibi diğer kaşiflerle ilgilide önemli bilgiler edinebiliyorsunuz.
-Tesla'nın olağanüstü yeteneği tartışılmaz ancak icatlarını doğru pazarlayamaması ve bazı konulardaki inatçılığı nedeniyle hem yeni icatların ortaya çıkamaması hemde yaşadığı maddi sıkıntıları da görüyor ve "yazık oldu" diyoruz. Hem kendisi hemde dünya için....
-Kapitalist sistem ve serbest piyasa ekonomisinin bazı yerlerde bilimin önünü açtığını ama önemli durumlarda da engel olduğunu anlatıyor. Bir mucit eserlerinin geliştirilmesi ile uğraşmıyor sadece adeta bir pazarcı gibi bunu satmak , patentini almak durumunda kalıyor , aylarca bekliyor buda bilimin ilerleme sürecini bürokratik engellerle yavaşlatıyor. Keşke o zamanlarda devlet desteği olsa belki bugün çok daha ileri bir konumda olabilirdik insanlık olarak.
-Sonuç olarak güzel şeyler öğrendiğim merakımı giderdiğim doyurucu bir eserdi benim için. Bu türü sevenlere tavsiye ederim.
İlker Arkadaşımada bir kez daha teşekkür ederim.
Ne mutlu Türk olana değil , Ne mutlu Türk'üm diyene !
"Cahilin karşısında kitap gibi sessiz ol." Mevlana
Beğenmene sevindim Faik hocam. Tesla ile ilgili yazılan en iyi 2 kitaptan biridir.(Bence tabi)...
Hazır yazmışken, dün bitirdiğim kitabı yazayım ben de, oldukça ilginçti. Ölüm, intihar konusu işleniyor kitapta.
Ölüme yürüyen filozoflar, idam edilenler, ,intihar edenler vb...
İlginç bir kitaptı, kimi yerler felsefe okumayı tercih etmeyen arkadaşlara sıkıcı gelebilir ama kitap aslında felsefe kitabı değil. O yüzden rahatlıkla okunabilir felsefeye mesafeli yaklaşanlar tarafından...
-Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan en yeni çıkan bu kitabı geçenlerde almıştım. Dayanamadım hemen okudum....
-Zweig'in 28 yaşında yazdığı ilk roman denemelerinden birisi bu...
-Deneme derken aklınıza basit , sıradan ,özensiz bir eser gelmesin. Oldukça profesyonel , akıcı bir eser meydana getirmiş....
-Kısaca konusu : Üniversite eğitimi için hayatında ilk sefer köyünden ayrılıp Viyana'ya gelen Berger'in yaşadığı uyum süreci ve zorluklar anlatılıyor.
-Fiziksel gelişim ve ruhsal değişim süreci tamamlanmadan şehre gelen ana karakter yaşadığı uyumsuzluk nedeniyle içine kapanır sadece kısıtlı kişilerle iletişim kurar. Yaşadığı evdeki diğer bir kiracı arkadaşıyla yaşadığı bir takım olaylar nedeniyle ondanda uzaklaşır tam hayata küsecekkken evsahibesi kadının kızının hastalığı kızıl ile uğraşınca yeniden hayatın anlamını keşfeder.
-13 yaşındaki kıza büyük bir ilgi gösteren yazar Onu kaçınılmaz sondan kurtarırıken kendisi aynı hastalığa yakalanır.
-Tam her şey düzeldi derken kaderi O2na büyük ve trajik bir oyun hazırlar....
-Yazarın anlatım yoğunluğu bu kitapta tam olarak vücut bulamasada yinede ilerde muhteşem bir yazar olabileceğine dair önemli işaretler veriyor bu kitapta. Daha önce de okumak isterdim ama ne yapalım yayınevi şimdi çıkardı.
-Başka yayınevlerinden okumadığım Zweig eserlerine de rastladım Trabzon Kitap Fuarı'nda ama almadım , okumadım. Çünkü çeviri de çok önemli benim için. İş Bnakası'nın kitapları bu anlamda çok güzel ve özenle hazırlandığı için ilk tercihim olur. Yenilerini de en kısa zamanda çıkarırlar inşallah....
-Kitapla ilgili eleştirilecek tek bir konu var bana göre. Oda şu ; Yazar bildiğiniz üzere kısa roman yazmayı savunan bir kişi. Bu kitapta da buna dikkat ettiğine göre bu düşüncesi daha genç yaşlarda oluştu demektir.
Ancak yazar diğer kitaplarında oluşan anlatım derinliğine ve yoğunluğuna bu kitapta henüz ulaşamadığından romadan ziyade uzun bir hikaye şeklinde olmuş. Olaylar bazı yerlerde hızla ilerlemiş. Arada sanki anlatılması gereken yerler kalmış gibi boşluklar oluşmuş gibime geldi...
-Yinede güzel bir eserdi doğrusu. Dostlarıma her Zweig kitabında olduğu gibi tavsiye ederim.
Ne mutlu Türk olana değil , Ne mutlu Türk'üm diyene !
"Cahilin karşısında kitap gibi sessiz ol." Mevlana
Zweig kitapları çok başarılı, çerez niyetine iyi gidiyor.
Yalnız çeviri olayı neden bu kadar farklılık gösteriyor ben de anlayamadım.
Bir Kalbin Ölümü - Bir Yüreğin Çöküşü
Yakan Sır - Yakıcı Sır
Yayınevleri okuyucuyu kitabın isminden kendi tarafına çekme çabası içine giriyor ve bu edebi anlamda olumsuzluklar oluşturabiliyor çeviri kitaplarında çevirmenlere çok dikkat etmek gerekiyor mesela jane austen bir kitabı var gurur ve önyargı isminde biz bunu aşk ve gurur olarak biliyoruz yanlış çevirinin bir sonucudur bu.Aslında filmlerim isimlerinde daha çok karşılaşılır
Türkiye'de geçen romanları okurken diğerlerine göre çok daha fazla keyif alıyorum,İstanbul ve özellikle Beyoğlu'nda geçenleri okurken ise 3 kat daha fazla.
2003'te yayımlanmış güzel bir polisiye ve gerilim romanı.Konu Beyoğlu'nda geçiyor,İstiklal ve Beyoğlu'nu bilen insanlar için mekanlar ve isimler çok tanıdık gelecek,3 yıl Beyoğlu'nda yaşayıp şu an orayı özleyen biri olarak güzel nostalji yaptırdı bana,özlediğimi farkettim
Okuması çok rahat,anlatımı düzgün.4 günde bitirdim kitabı.
Spoiler vermek istemiyorum ama kitabın sonlarına kadar olayın çözülmemesinden işkillenmiştim,sonunu 'yok artık canım' tepkileriyle okudum.
Kitap 408 sayfa,Everest yayınlarından 68. baskısı var bende.Yalnız bir şikayetim var basım konusunda,bazı kelimeler yanlış yazılmış doğrusunu siz tahmin etmek zorunda kalıyorsunuz.Şimdi net bir örnek yok aklımda ama mesela 'yarını düşünerek hareket ettik' yazılması gerekirken 'yarım düşünerek hareket ettik' yazılmış.Bu tarz bazı harf hataları var nedenini anlamadığım bir şekilde ve bir iki tane de değil.Bu tarz şeylerden rahatsız olanların aklında olsun bu bilgi.D&R'dan orjinal aldığım kitapta böyle hatanın olması canımı sıktı.
Yorum