ffice
ffice" />Sevgili Arkadaslar,
Biliyorsunuz, bir baslik açma sinirlamasi var. Bu konuyla ilgili bir anket de düzenlenmisti ama sonuçlandi mi, sonuçlandiysa da uygulamaya geçildi mi bilgim yok. Aslinda, ben de henüz 100 mesaj limitini doldurmus degildim ama yönetici arkadaslar sagolsunlar, lûtfedip bir ayricalik tanidilar. Bununla beraber su anketin bir an evvel sonuçlanmasini da dört gözle bekliyorum. Bu ayricalik, her ne kadar iyi niyetlerle ve benim buna hakkim oldugu düsünülerek yapilmissa da ben yine mahçup olmuyor degilim.
Asagidaki yazi, aslinda bana degil, BMN Ankara?dan sevgili Sinan?a (Barchu) ait. Kendisi henüz 100 mesaj limitini doldurmus olmadigi için, benden rica etti ve ben de bu arzusunu yerine getirmeye çalistim. Ayrica baslik da o yazinin basligidir. Buyrun bu ilginç ve keyifli yaziyi birlikte okuyalim:
?Ben biraz huylu, konulara abuk subuk noktalardan yaklasmayi aliskanlik haline getirmis bir adamim. Bir arkadasima kendimi savunurken, proje yaparken, kullanicinin düsünmedigi kenardaki kösedeki detaylari da hesaba katip, en uç noktalari kurcalamamiz gerekiyor, bu da karakterime yansiyor diyip bi kaç örnekle açiklamistim. Arkadasim biraz sikilmis olacak ki bana, "Benim babam da öyle ama biz ona kisaca fesat diyoruz." demisti. Neyse ister mesleki deformasyon diye adlandirin ister fesat diyip geçin sonuç ayni bende bir terslik var.
Aslinda bu girizgahi ilerde kaçacak kapim olsun diye yapmadim ya da belki onun için yapmisimdir. Dursun orada simdilik, ilerde ne için kullanirsak ona göre adlandiririz girizgahimizi...
Gelelim kaçis kapisini aralik birakmamiza sebep olan düsüncemize. Trabzonspor, sehrimizi en üst düzeyde temsil eden, yurt içi ve yurt disinda taninmasini saglayan, sehirimizin en köklü, en büyük markasi. Belki sehrimize havaalanini bes yildizli oteli de takimimiz kazandirmistir. Sehrimize olumlu katkilarini saymaya devam edebiliriz, pek çok yerde sayisiz defalar bu listeler üretilmistir zaten. Trabzonspor'un Trabzon'a ve hatta tüüüm Karadeniz'e faydalarini ele almis sayisiz liste bulmak mümkün. Yazimin amaci acaba bu listenin tam tersi bir liste üretilebilir mi konusunu irdelemek. Bu listeyi üretebilirsek, belki takimimiza farkli görevler de yükleyebiliriz sonrasinda.
Sehrimiz kisi basi milli gelir de 6$ lik bir farkla, kalkinmada öncelikli bölge olmaktan "kurtulmustur". Yani adam basi cebimizden 10ar milyon eksilseydi, simdi fakir bir sehir hatta devlet yardimi alacak kadar fakir bir sehir olacaktik. Allahtan fazladan 10ar milyonumuz var da kutulduk fakirlikten. Bunu dert etmiyoruz elbette bizim yegane derdimiz bu yil bi sampiyon olmak, gerisi önemli degil. Sehrimiz o kadar bilinçli ki belediye baskanimizi bile Basbakanin Trabzonspor'a olan ilgisi tayin edebiliyor. Zengin hemsehrilerimizin Trabzon'daki issizlige degil Trabzonspor'un transferlerine deva olmasi bekleniyor. Fabrika mi açalim yoksa Denizlispor'dan Özgür'ü mü alalim sorusunun cevabi ise belli. Dünyada baska örnegi var midir bilmem ama Trabzon'un en büyük ekonomik degeri futbol takimi. Bir sanssizlik olmasaydi da Sampiyonlar Ligine girseydik, sehrimize son yillarda gerçeklesmis en büyük nakit girisi olacakti. Biz de tabi bunu çok iyi degerlendirip yabanci futbolcularimizi yenileyecektik. Bu noktada ekonomik boyutu hafifçe kenara alip, sehrin tanitimi hikayesine gelelim.
Ankara'da üniversitede okurken KTÜ'de 2 yil okuyup Trabzon'a katlanamayip dönen bir arkadasim vardi. Bizim ulasmak için gün saydigimiz memleketimizden kaçan arkadasimi anlamakta güçlük çekmistim. Ama üniversiteye çikan yokusu her tirmanisinda uzun saçlari sebebiyle basina gelenleri anlatinca durup düsündüm. Haluk Levent de "Alisamadim ben bu sehre" sarkisini bizim sehrimizde üniversite okurken yazmamis miydi? Baska bir arkadas ise övüne övüne tuttugu takimin maçin izleyebilecegi bir kahve buldugunu anlatiyordu. Adam Trabzon'da üniversitede okurken gönül verdigi Fenerbahçe'sinin maçlarini kahvede izleyebiliyormus. Arada bir problem çikiyormus ama olsunmus... Benim üniversiteyi okudugum sehre takimim her geldiginde maçina gidebildim, havaalaninda karsilayabildim, bunlarda da konu edilecek bir sey görmemistim ama adam hakikaten övünüyordu kahvede maç izleyebildigi için. Neyse arkadasimdaki kisilik bozuklugunu da bir tarafa birakalim. Ne demeye övünüyorsa artik.
Babamin görevi geregi bir dönem Içel'de yasadik. Içel üniversitesi, biz oradayken, bir binanin 3-5 kati seklinde kurulmustu. Egitim ögretime 93-94 sezonunda geçtigi söyleniyor. Simdi kampüsleri nasil bilmiyorum ama herhalde bizim KTÜ'nünki gibi degildir. Gelin görün ki, bu sene inceleme firsati buldugum ÖSS tercih kilavuzunda 10 yillik Mersin Üniversitesi'nin puanlari KTÜ'den yüksek. Hatta bazi bölümlerde SütçüImam, Kirikkale gibi üniversitelerin de gerisinde kalmisiz. Bizim bu üniversitede hakikaten bir problem var galiba.
Üniversite ögrencileri bulunduklari sehrin ekonomisine çok ciddi katkida bulunurlar. Ögrenci ekonomisiyle geçimini saglayan sehirlerimiz var. Fakat bizim üniversitemizin ögrencileri genelde Dogu Karadeniz bölgesi mensuplari. Bizim çocuklarimiz yani. Niye diger illerden kimse gelmiyor, gelemiyor? Bunu dert eden kimse var mi? Yoksa üniversiteyle ilgili sorunumuz sadece "Üniversiteli ezik takim taraftarlari" nin sehrimizde yarattigi manevi çöküntü mü? Bizim sehrimizin en büyük ayibi hala Uzun Sokak'ta ezik formasi satan magazalarin varligi mi? Bu sopalanasi ezikler, ne hakla bizim sehrimizde üniversite okurlar. Hadi hasbelkader gelmisler ne hakla o takimi tutmaya cesaret ederler. Neyse üniversite konusu uzadi. Zaten bu üniversite konusunu uzatmak benim huyum vaktinde de bir dönem uzamisti bu meret.
Sehrimizin sorunu çok ama dert eden yok. Varsa yoksa "bordoyla mavi kefenim olsun, Trabzonum bu sene sampiyon olsun.". Trabzon küme düsüyor, Trabzonspor sampiyon olsa ne yazar. 500 yildir sürekli küçülen bir sehre sahibiz. Takim dördüncü büyük olmus, dört büyükten biri olmus, tek büyük olmus neye fayda. Açim ben aç.
Bu sorunlarin çözümü için iki yöntem var. Birincisi siyasi destek. Fakat, en kolay siyaset Trabzon'da. Gelip klübü ziyaret edip formayla fotograf çektirirsen yatirim yapmana da gerek yok. Ya da tam tersi, Trabzonspor'a "yamuk" yaparsan, yaptigin yatirimin anlami yok. Ikincisi sehrin zenginlerinin sehre yatirim yapmasi. Bizim zenginlerden beklentimizi ise yönetime girip transfer yapmasi.
Cebimdeki sigara parama, belediyemin Rus Pazari gelirine, limanimin gelirine talip olan bir takim istiyor muyuz hakikaten. Trabzonsporumuz hep ilklerin takimi olmustur. Benim gönlümde bir ilk daha var. Sehrine yatirim yapan futbol takimi. Yillik transferden biraz kisip her sene sehrimize bir tesis kazandiran bir Trabzonspor istiyorum. Sehrin abisi olmus takimimizin artik hakikaten abilik yapmasini istiyorum. Bir gün sampiyonlar ligine girersek gelecek parayla, en azindan bir kismiyla, sehre yatirim yapilsin istiyorum. Elbette bu isin orta yolu vardir. Bana kalsa her türlü fabrika güzel olur ama yatay marka genislemesi tercih edilmiyorsa, dikey genisleme de yapilabilir. Yani, tüm Trabzonspor ürünleri "made in Trabzon" olsa, her tarafta spor sahalari, alt yapi tesisleri olsa sonra da takimim ligde ikinci olsa. Çok mu kötü olur.?
Saygilar
Sinan
Edited by: momentus

Yorum