Skorun önemli olmadığı maçta önemli noktalara gelirsek rakibin bizden daha hazır ve daha diri bir görüntüde olması bizim daha çok çalışmamız gerektiğini gösteren önemli göstergeler oldu diyebiliriz.
İkinci yarı hakkında konuşulacak pek birşey yoktu çorbaya dönen kimin nerde oynadığı belli olmayan bir görüntü vardı o yüzden sadece ilk 45 dakikalık performansımızı değerlendirirsek;
İlk golü bizim atabileceğimiz bir kaç atak oldu olcanın gününde olmaması,adrianın orta sahada yalnız kalması,abdulkadırın düz bir futbol oynaması,emreninde henüz maç içindeki devamlılığının ve temposunun istenen düzeyde olmaması celtic in daha ağır basmasına sebeb oldu.Vasat üstü olarak Yusufu gösterebiliriz.Defans da bamba ve aykut kötü bosıngva ile mustafa da idare etti diyebiliriz.
Forvet ve orta saha transferi yapılmadığı sürece takıma ivme kazandırmak zor görünüyor.
Bu kadro o kadar kotu degıl sadece hocanın mantelitesi kotu.Yakında Malouda gıbı oyuncular körelir isyan ederler bu sisteme Tıpkı zamanında Szymek'in isyan ettiği gibi
Çünkü sevdim ve ben kalbiyle yaşayanlar zümresindenim.
Küfür edilmeli edilmemeli tartışılır, ama işin bir de realite kısmı var. Nedir? Trabzon'da ve tüm diğer kulüplerde kötü oynayan oyuncuya küfredilir, hakaret edilir. İlk defa Zeki'ye küfür edilmiyor ki. Bunun Trabzon'lulukla da alakası yok. Daha yeni Volkan Şen olayı. Ondan önce bu tribünler Engin'e Burak'a ve Fatih Tekke gibi isimlere de çok küfür etti. Ya bizim taraftar Ogün'ü gitti dövdü, ne çabuk unuttuk. Dayak olayını bir kenara bırakırsak, küfür bu işin doğasında var bir defa futbolcu bunu kabul edecek.
Bakın arkadaşlar futbol sadece teknik kondisyon taktik işi değildir. Futbol biraz da mentalite işidir. Kafada oynanır. 20bin seyircinin önünde ayaklarının titrememesini antreman yaparak engelleyemezsin, güçlü bir karakterle bunun üzerinden gelebilirsin. Manchester'da Eric Cantona gibi taraftara uçan tekme at demiyoruz tabi ama karakter çok güçlü olunca öyle oluyor işte.
Mesele şurada.. Belki Zeki de okuyordur bunu bilemem. Mesele, o küfürü yedikten sonra verdiğin tepkidir. Ağlama tepkisini verebilirsin. Volkan Şen gibi çıkıp gidebilirsin. Eric Cantona gibi uçan tekme atabilirsin. Ya da Burak gibi daha hırslanıp, güvenini daha da arttırıp aynı şutları daha yüksek güvenle denersin. Kaleci ile karşı karşıya kaldığında ayakların titremez. Omuz omuza girdiğinde sen daha güçlü itersin. Topu kaptırdığında daha da hırslanıp hemen geri kazanırsın.
Bilmiyorum futbolcuların psikolojik destek alma durumları nedir. Ama kondisyonları için kondisyoner varsa, kafaları için de psikolog şart. Ve öyle görüyorum ki Barış Memiş'lerden tutun da Fatih Tekke'lere kadar kafası düzgün çalışan adam da çıkmıyor bizim memleketten.. Bence genç ve özellikle Trabzon'lu oyuncuların psikolojik destek de alması gerekir. Küfür karşısında ağlamak veya sahayı terketmek sağlıklı tepkiler değil.
Bir yerde okumuştum. Diyor ki hayatımızının %10'u başımıza gelen şeyler, kalan %90'ı da başımıza gelen şeylere verdiğimiz tepkilerdir. Zeki'nin kariyerinin küçük bir kısmı küfür. Şimdi buna ne tepki verecek, kariyerinin kalan kısmını nasıl şekillendirecek mesele bu.
Tabi şunu da bu yazıya eklememe müsade edin. Ve umarım Zeki de okuyordur. Zeki hiçbir zaman Gökdeniz veya Ünal veya Hami olamaz. Zeki, Hüseyin Cimşir, Serkan Balcı felan da olamaz. Zeki'nin kapasitesi sınırlı. Zeki'nin herşeyden önce bunu anlaması lazım. Ne olduğunu bilirsen, malzemeyi anlarsan onu kullanabilirsin. Şimdi Zeki belki PTT ligi seviyesinin bir topçusu, şimdi kendine soruyor neden bana küfrediyorlar diye. Aksine, küfür ediyorlar ama olsun, PTT ligi seviyesinde olmama rağmen Trabzon'da oynuyorum diye mutlu olmalı, ve kapasitem dahilinde ne yapabilirime uğraşmalı. Olaya öyle bakarsa o küfürler ona koymaz, hırslandırır. Ama ben Gökdeniz gibi topçuyum diye düşünürse o zaman ağlar işte böyle.
Büyüklerimiz anlatırdı, Efsane Trabzonspor kadrosunda kazma da çokmuş. En çok da Turgay Semercioğlu, Bekir, Hüseyin (soyismi Tok zannedersem, yanlış söylemiş olabilirim) isimleri sayarlar. Ama, tabi kadronun da çok güçlü olmasıyla beraber, sınırlı yetenekleri içinde yüksek özgüvenleriyle beraber milli takımlara kadar yükselmişler. Daha güncel örnek vereyim, daha iyi anlaşılması bakımından... Fenerbahçe'de Dirk Kuyt, Egemen, Galatasaray'da Sabri, Semih, Beşiktaş'ta Veli Kavlak bunlara örnek. Bugün Real Madrid'deki Khedira o seviyenin topçusu mudur mesela ? Ya da Trabzon da Orhan Çıkrıkçı'nın, Tolunay'ın futbol zamanlarını hatırlayanlar belki daha iyi anlayacaklar ne demek istediğimiz.
O yüzden Zeki ağlamayı bırakacak bir defa. Kapasitesinin Fethiyespor seviyesi olduğunu da kabul edecek. Bulunduğu konumun, giydiği formanın ve sırtındaki numaranın değerini bilecek. Küfürleri de sineye çekecek, sindirecek güzelce. Gerekirse o küfürlerden güç de alıp, takımın bir parçası olmak için konsantre olacak, odaklanacak ve motive olacak...
yazdığınız mükemmel yazı için teşekkür ederim.
şu yazabildiğinizi Ts futbol yazarlarının yüzde 99 u yazamaz eminim.üstne kattıkça belki bir yıldız değil ama çok aranan bilinen futbolcu olursun. Egemen bize geldiginde sahadan top ile çıkmayı beceremezdi.
tolunay çok başarılı bir örnekti. hatta adam Tr nin tek ön liberosu idi.
Evet bazen yetenegin sınırlı olur ama özgüven tecrübe
Ahmet Çakar Arda el kol haraketleri yapınca söyle demişti
Futbol sayeside iyi bir tipin olmamasına rağmen Türkiyenin en güzek kızlarından biri ile çıkacaksın
futbol sayesinde 7 sülalale yetecek parayı kazanacak en lüx hayat yaşayacaksın.
Birde bunların üstüne haketmedigin sevgiyi ve populerliği alacaksın
biraz küfür ye ne olur. 1 milyon dolar versen herkes suratına her gün kufur edilse sesini çıkarmaz.
İlk olarak muratt tarafından gönderildi
Zeki meselesinde konuya yanlış bakılıyor.
Küfür edilmeli edilmemeli tartışılır, ama işin bir de realite kısmı var. Nedir? Trabzon'da ve tüm diğer kulüplerde kötü oynayan oyuncuya küfredilir, hakaret edilir. İlk defa Zeki'ye küfür edilmiyor ki. Bunun Trabzon'lulukla da alakası yok. Daha yeni Volkan Şen olayı. Ondan önce bu tribünler Engin'e Burak'a ve Fatih Tekke gibi isimlere de çok küfür etti. Ya bizim taraftar Ogün'ü gitti dövdü, ne çabuk unuttuk. Dayak olayını bir kenara bırakırsak, küfür bu işin doğasında var bir defa futbolcu bunu kabul edecek.
Bakın arkadaşlar futbol sadece teknik kondisyon taktik işi değildir. Futbol biraz da mentalite işidir. Kafada oynanır. 20bin seyircinin önünde ayaklarının titrememesini antreman yaparak engelleyemezsin, güçlü bir karakterle bunun üzerinden gelebilirsin. Manchester'da Eric Cantona gibi taraftara uçan tekme at demiyoruz tabi ama karakter çok güçlü olunca öyle oluyor işte.
Mesele şurada.. Belki Zeki de okuyordur bunu bilemem. Mesele, o küfürü yedikten sonra verdiğin tepkidir. Ağlama tepkisini verebilirsin. Volkan Şen gibi çıkıp gidebilirsin. Eric Cantona gibi uçan tekme atabilirsin. Ya da Burak gibi daha hırslanıp, güvenini daha da arttırıp aynı şutları daha yüksek güvenle denersin. Kaleci ile karşı karşıya kaldığında ayakların titremez. Omuz omuza girdiğinde sen daha güçlü itersin. Topu kaptırdığında daha da hırslanıp hemen geri kazanırsın.
Bilmiyorum futbolcuların psikolojik destek alma durumları nedir. Ama kondisyonları için kondisyoner varsa, kafaları için de psikolog şart. Ve öyle görüyorum ki Barış Memiş'lerden tutun da Fatih Tekke'lere kadar kafası düzgün çalışan adam da çıkmıyor bizim memleketten.. Bence genç ve özellikle Trabzon'lu oyuncuların psikolojik destek de alması gerekir. Küfür karşısında ağlamak veya sahayı terketmek sağlıklı tepkiler değil.
Bir yerde okumuştum. Diyor ki hayatımızının %10'u başımıza gelen şeyler, kalan %90'ı da başımıza gelen şeylere verdiğimiz tepkilerdir. Zeki'nin kariyerinin küçük bir kısmı küfür. Şimdi buna ne tepki verecek, kariyerinin kalan kısmını nasıl şekillendirecek mesele bu.
Tabi şunu da bu yazıya eklememe müsade edin. Ve umarım Zeki de okuyordur. Zeki hiçbir zaman Gökdeniz veya Ünal veya Hami olamaz. Zeki, Hüseyin Cimşir, Serkan Balcı felan da olamaz. Zeki'nin kapasitesi sınırlı. Zeki'nin herşeyden önce bunu anlaması lazım. Ne olduğunu bilirsen, malzemeyi anlarsan onu kullanabilirsin. Şimdi Zeki belki PTT ligi seviyesinin bir topçusu, şimdi kendine soruyor neden bana küfrediyorlar diye. Aksine, küfür ediyorlar ama olsun, PTT ligi seviyesinde olmama rağmen Trabzon'da oynuyorum diye mutlu olmalı, ve kapasitem dahilinde ne yapabilirime uğraşmalı. Olaya öyle bakarsa o küfürler ona koymaz, hırslandırır. Ama ben Gökdeniz gibi topçuyum diye düşünürse o zaman ağlar işte böyle.
Büyüklerimiz anlatırdı, Efsane Trabzonspor kadrosunda kazma da çokmuş. En çok da Turgay Semercioğlu, Bekir, Hüseyin (soyismi Tok zannedersem, yanlış söylemiş olabilirim) isimleri sayarlar. Ama, tabi kadronun da çok güçlü olmasıyla beraber, sınırlı yetenekleri içinde yüksek özgüvenleriyle beraber milli takımlara kadar yükselmişler. Daha güncel örnek vereyim, daha iyi anlaşılması bakımından... Fenerbahçe'de Dirk Kuyt, Egemen, Galatasaray'da Sabri, Semih, Beşiktaş'ta Veli Kavlak bunlara örnek. Bugün Real Madrid'deki Khedira o seviyenin topçusu mudur mesela ? Ya da Trabzon da Orhan Çıkrıkçı'nın, Tolunay'ın futbol zamanlarını hatırlayanlar belki daha iyi anlayacaklar ne demek istediğimiz.
O yüzden Zeki ağlamayı bırakacak bir defa. Kapasitesinin Fethiyespor seviyesi olduğunu da kabul edecek. Bulunduğu konumun, giydiği formanın ve sırtındaki numaranın değerini bilecek. Küfürleri de sineye çekecek, sindirecek güzelce. Gerekirse o küfürlerden güç de alıp, takımın bir parçası olmak için konsantre olacak, odaklanacak ve motive olacak...
Yorum