Biz yeriz, kimseye yedirmeyizffice
ffice" />[/B]
03/08/05 saat 22:10. Evde büyük bir sessizlik ve bu sessizligi bozan bir kisik ses:
- Bana bir bardak su ile bir agri kesici getirebilir misin?
Suyu gelir, ilacini alir ve elle dokunuldugunda zonkladigi bariz bir sekilde belli olan alnindaki agri dindirilmeye çalisilir. En agir migren ilacidir alinan. Ama ne fayda. Saatler geçer. Bu zaman zarfinda tek yapabildigi kalkip, her gün yazilanlari okumaktan, cevap yazmaktan keyif aldigi bordomavi.net?e girer ve bir veda mesaji yazabilir.
Kizgin degildir, öfkeli bir hali yoktur; çünkü gerçekten yaralidir, kahredici bir üzgünlük, matem yasamaktadir.
Kalbi hüzünle öylesine doludur ki, kizginlik duygusu yüreginde yer bulamamistir. Gün, gece tüm agirligiyla üstüne çullanmaktadir. Ne duyabilmekte, ne konusabilmekte, ne de nefes alabilmektedir. Kara sevdalidir bordo mavi renklere, ama bu kara sevda hiç bu kadar karartmamistir onun yüregini bu geceki gibi.
Ne yapacagini bilemez. Agri da gittikçe siddetini arttirmaktadir. Vücudu çok hizli bir sekilde su kaybetmekte, o ise agzina bir yudum olsa su koyamamaktadir. Sanki bütün Türkiye dönmüs ona hesap sormaktadir. Verilecek cevap yoktur. Ülkesini hançerlemis, o güne kadar önemsedigi tüm degerlere ihanet etmistir sanki.
Tüm mahalle onun rengini bildigi için utanir da çikamaz balkona. Sanki tüm mahalle balkona çikinca yuhalayacaktir onu. 30 derece olan sicaklik büyük yikim sonrasi 40 dereceye yükselmistir onun için. Evin balkonuna çikamamak bir tarafa, camin önüne bile yaklasamaz utancindan.
Gece saat 04:00 olana kadar oturur öylece. Konusulanlari dinler, aslinda hiç duymadan. Kulaklari da terk etmistir onu. Bir tek dogru çalisan uzvu gözleridir, o da gözyaslarini akitabilmek için lazimdir ona.
Düsünür film seridi gibi yasadigi 33 yili. Bu zaman zarfinda bordo mavili renklerin ona yasattiklarini, sanki bu sevdaya veda edercesine. Bunlari düsünürken uyuyakalir.
Sabah gözünü açtiginda Istanbul?un nemli, sicak havasi karsilar onu yeni güne. Basindaki agri geçmis ama önceki geceki siddet nedeniyle hala tahribatini hissettirmektedir. Ayni kalbindeki yara gibi. Kalkar ve sonunda su içebilir. Artik durumla bas edebilmektedir sanki. Kendini dinler. Hala kizginlik duymamaktadir[/B]. Hala hüzünle doludur kalbi ve onca saat sirada bekleyen kizginlik hala kapida beklemektedir. Zaten kime ve neye kizacagini da bilmemektedir[/B].
Basta Gökdeniz?e kizar gibi olmus ama daha sonra maç çikisi onun yüzündeki ifadeyi televizyonda gördügünde, onun için de üzülmüstür. Celaleddin?e sitem etmistir, iki adim geride durmadi diye; ama onu da görmüstür, kafasini duvara yaslayarak aglarken. Sonra top toplayici çocugun salya sümük aglayisini da görmüs ve taraftara da kizamamistir. Kendine de kizmistir, bu kadar sartlandigi için. Ama onun da yapabilecegi bir sey yoktur aslinda. Gerçekten de bordo mavi renklere kizamadigini ve bu sevgiyi kalbinde bastiramadigini anlamistir.
Biraz kendine gelir gibi olunca is telefonunu telesekretere baglar ve bugün çalismayacagini bildirerek döner spor basini haberlerine ve yorumlarina. Bakar gözleri görmeye baslar, gördüklerine inanamaz. Tüm ülkenin güçleri bir olmus, ona degil ama onun sevdali oldugu degere saydirmaktadir, saldirmaktadir. Sanki herkes bu günü beklemistir. Kendi renkdaslarinin degil de digerlerinin saldirmasi, ilk defa yüreginde kizginliga yer açar.
Hüzün yavas yavas kaybolmaya ve yerini nefrete birakmaya baslamistir. Nefret duymaktadir ama kendi renklerine degil, bu renklere savas açmis tüm digerlerine. O an fark eder ki, zaten yogun top atisi altindaki mevziini tamamen 38 yillik düsmanlarina teslim etmistir[/B]. Barut gibidir simdi. Derken televizyonda Agaoglu?nun konusmasini izler. Daha sonra Baskanin sabaha karsi LigTV?ye yaptigi açiklamalari izler. Ardindan Senol Hoca?yi izler. Bunlarin hepsi Trabzonun degerleridir, onun için degerdirler ve simdi her ikisi de baski altinda ezilmis, bunalmis, hasta görünüslü olmuslardir. Buna tahammül etmek, önceki gecedeki yikima tahammül etmekten daha zor gelir ona.
Kararini degistirir. Bu yüreginde bu sevda ona bitmeyecegini göstermistir. Bu sevda ve bu sevdanin getirdigi hüzün, sevinç ve askla yasayacaktir ilelebet anlasilan. Bu en zor sinavi da basariyla geçmistir sevdalari.
O zaman bir daha anlar ki bordo, maviden nasil ayrilamiyorsa ben de Trabzonumdan ayrilamam. Benim yerim burasi. Tam burasi. Bu hüznün, coskunun merkezi. Tam burasi. Dogru yerdeyim ve mevziime geri dönecegim diye düsünür. Bu savas daha bitmedi ve bitmeyecek. En dip seviyeleri gördük ve oradaki oksijensizlige ragmen, yasamasini, hayatta kalmasini bildik diye düsünür. Bir gece önce onu terk eden sevk geri dönmüstür. Belki bu sefer daha da kuvvetli olarak.
Degerlerini elestirmeyecek midir? Yanlislari görmeyecek midir? Her sey toz pembe midir? Hayir, asla! Ama kendi degerimizi biz yücelttik, onu tekrar tozunu alarak parlatacak da bizleriz diye düsünür. Sorumlulara hesap soracak, bunu sakinlestigi ve objektif olarak bakabildigi zamana birakacaktir. Ama disaridan saldirilara, hor görmelere, asagilanmalara asla taviz vermeyecektir.
Bu 9.1 siddetindeki deprem ona sadece zarar vermemis, attigi sevgi temellerinin saglamligini böyle büyük bir sarsintida test etmis ve en önemlisi hiç pismanlik duymadigini fark etmistir.
Avatarini yeniler ve mevziine döner.
Bu satirlarin yazari bu 24 saat boyunca bu kadar karman çorman duygulari bir arada yasamis ve yipranmistir; ama hepinizin de, ne kadar kizarsaniz kizin, bunlardan farkli hissetmedigini bilmektedir.
Zaman destek zamani, birbirimize?
Simal Yildizi
ffice" />[/B]03/08/05 saat 22:10. Evde büyük bir sessizlik ve bu sessizligi bozan bir kisik ses:
- Bana bir bardak su ile bir agri kesici getirebilir misin?
Suyu gelir, ilacini alir ve elle dokunuldugunda zonkladigi bariz bir sekilde belli olan alnindaki agri dindirilmeye çalisilir. En agir migren ilacidir alinan. Ama ne fayda. Saatler geçer. Bu zaman zarfinda tek yapabildigi kalkip, her gün yazilanlari okumaktan, cevap yazmaktan keyif aldigi bordomavi.net?e girer ve bir veda mesaji yazabilir.
Kizgin degildir, öfkeli bir hali yoktur; çünkü gerçekten yaralidir, kahredici bir üzgünlük, matem yasamaktadir.
Kalbi hüzünle öylesine doludur ki, kizginlik duygusu yüreginde yer bulamamistir. Gün, gece tüm agirligiyla üstüne çullanmaktadir. Ne duyabilmekte, ne konusabilmekte, ne de nefes alabilmektedir. Kara sevdalidir bordo mavi renklere, ama bu kara sevda hiç bu kadar karartmamistir onun yüregini bu geceki gibi.
Ne yapacagini bilemez. Agri da gittikçe siddetini arttirmaktadir. Vücudu çok hizli bir sekilde su kaybetmekte, o ise agzina bir yudum olsa su koyamamaktadir. Sanki bütün Türkiye dönmüs ona hesap sormaktadir. Verilecek cevap yoktur. Ülkesini hançerlemis, o güne kadar önemsedigi tüm degerlere ihanet etmistir sanki.
Tüm mahalle onun rengini bildigi için utanir da çikamaz balkona. Sanki tüm mahalle balkona çikinca yuhalayacaktir onu. 30 derece olan sicaklik büyük yikim sonrasi 40 dereceye yükselmistir onun için. Evin balkonuna çikamamak bir tarafa, camin önüne bile yaklasamaz utancindan.
Gece saat 04:00 olana kadar oturur öylece. Konusulanlari dinler, aslinda hiç duymadan. Kulaklari da terk etmistir onu. Bir tek dogru çalisan uzvu gözleridir, o da gözyaslarini akitabilmek için lazimdir ona.
Düsünür film seridi gibi yasadigi 33 yili. Bu zaman zarfinda bordo mavili renklerin ona yasattiklarini, sanki bu sevdaya veda edercesine. Bunlari düsünürken uyuyakalir.
Sabah gözünü açtiginda Istanbul?un nemli, sicak havasi karsilar onu yeni güne. Basindaki agri geçmis ama önceki geceki siddet nedeniyle hala tahribatini hissettirmektedir. Ayni kalbindeki yara gibi. Kalkar ve sonunda su içebilir. Artik durumla bas edebilmektedir sanki. Kendini dinler. Hala kizginlik duymamaktadir[/B]. Hala hüzünle doludur kalbi ve onca saat sirada bekleyen kizginlik hala kapida beklemektedir. Zaten kime ve neye kizacagini da bilmemektedir[/B].
Basta Gökdeniz?e kizar gibi olmus ama daha sonra maç çikisi onun yüzündeki ifadeyi televizyonda gördügünde, onun için de üzülmüstür. Celaleddin?e sitem etmistir, iki adim geride durmadi diye; ama onu da görmüstür, kafasini duvara yaslayarak aglarken. Sonra top toplayici çocugun salya sümük aglayisini da görmüs ve taraftara da kizamamistir. Kendine de kizmistir, bu kadar sartlandigi için. Ama onun da yapabilecegi bir sey yoktur aslinda. Gerçekten de bordo mavi renklere kizamadigini ve bu sevgiyi kalbinde bastiramadigini anlamistir.
Biraz kendine gelir gibi olunca is telefonunu telesekretere baglar ve bugün çalismayacagini bildirerek döner spor basini haberlerine ve yorumlarina. Bakar gözleri görmeye baslar, gördüklerine inanamaz. Tüm ülkenin güçleri bir olmus, ona degil ama onun sevdali oldugu degere saydirmaktadir, saldirmaktadir. Sanki herkes bu günü beklemistir. Kendi renkdaslarinin degil de digerlerinin saldirmasi, ilk defa yüreginde kizginliga yer açar.
Hüzün yavas yavas kaybolmaya ve yerini nefrete birakmaya baslamistir. Nefret duymaktadir ama kendi renklerine degil, bu renklere savas açmis tüm digerlerine. O an fark eder ki, zaten yogun top atisi altindaki mevziini tamamen 38 yillik düsmanlarina teslim etmistir[/B]. Barut gibidir simdi. Derken televizyonda Agaoglu?nun konusmasini izler. Daha sonra Baskanin sabaha karsi LigTV?ye yaptigi açiklamalari izler. Ardindan Senol Hoca?yi izler. Bunlarin hepsi Trabzonun degerleridir, onun için degerdirler ve simdi her ikisi de baski altinda ezilmis, bunalmis, hasta görünüslü olmuslardir. Buna tahammül etmek, önceki gecedeki yikima tahammül etmekten daha zor gelir ona.
Kararini degistirir. Bu yüreginde bu sevda ona bitmeyecegini göstermistir. Bu sevda ve bu sevdanin getirdigi hüzün, sevinç ve askla yasayacaktir ilelebet anlasilan. Bu en zor sinavi da basariyla geçmistir sevdalari.
O zaman bir daha anlar ki bordo, maviden nasil ayrilamiyorsa ben de Trabzonumdan ayrilamam. Benim yerim burasi. Tam burasi. Bu hüznün, coskunun merkezi. Tam burasi. Dogru yerdeyim ve mevziime geri dönecegim diye düsünür. Bu savas daha bitmedi ve bitmeyecek. En dip seviyeleri gördük ve oradaki oksijensizlige ragmen, yasamasini, hayatta kalmasini bildik diye düsünür. Bir gece önce onu terk eden sevk geri dönmüstür. Belki bu sefer daha da kuvvetli olarak.
Degerlerini elestirmeyecek midir? Yanlislari görmeyecek midir? Her sey toz pembe midir? Hayir, asla! Ama kendi degerimizi biz yücelttik, onu tekrar tozunu alarak parlatacak da bizleriz diye düsünür. Sorumlulara hesap soracak, bunu sakinlestigi ve objektif olarak bakabildigi zamana birakacaktir. Ama disaridan saldirilara, hor görmelere, asagilanmalara asla taviz vermeyecektir.
Bu 9.1 siddetindeki deprem ona sadece zarar vermemis, attigi sevgi temellerinin saglamligini böyle büyük bir sarsintida test etmis ve en önemlisi hiç pismanlik duymadigini fark etmistir.
Avatarini yeniler ve mevziine döner.
Bu satirlarin yazari bu 24 saat boyunca bu kadar karman çorman duygulari bir arada yasamis ve yipranmistir; ama hepinizin de, ne kadar kizarsaniz kizin, bunlardan farkli hissetmedigini bilmektedir.
Zaman destek zamani, birbirimize?
Simal Yildizi

Yorum