http://www.claretandblueclub.com/candb/overseas.html bizim için yazdıklar yaznın linki bu..
Duyuru
Daraltma
Henüz duyuru yok.
Drogheda United Kapanma Tehlikesiyle Karşı Karşıya!!!
Daraltma
X
-
Ulan damardan girmiş be. Gelde bu kulübe yardım etme.İlk olarak Drogheda United'ın resmi sitesi tarafından gönderildiTürkiye deki arkadaşlar
Drogheda United ve Trabzonspor'un bağı sadece Bordo&Mavi renklerinden kaynaklanmıyor.Türkiye ve Drogheda arasındaki bağ geçmiş yüzyıllara dayanıyor.1845 de Osmanlı padişahı Sultan Abdulmecid o dönemdeki açlık ve salgın hastalıklar sebebiyle Kraliçe Victoria ya Drogheda halkına verimesi için para ve yiyecek yardımında bulundu.Bu cömertlik Drogheda ve Drogheda halkı tarafından hiç unutulmadı.
Kardeşliğimizi,Drogheda United ve Trabzonspor kardeşliğimizi bir dernekle güçlendiriyoruz.Bizlerin itibarı, takımlarımıza olan sevgi ve tutkumuza denktir.Damarımızı kessek kanımız Bordo ve Mavi akar.Klübümüz olmadan bizler sanki yokuz.Klübümüz herşeyimiz.
Takımıızın sıkıntılı zamanlarında her zaman destekçisi olan tüm taraftarlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
Lütfen,bugün Bordo&Mavi klübe katılın ve özel bir parçası olun. Sonsuz Teşekkürler
Yorum
-
Misafir
Bu konu hakkında bildiklerim:
İrlanda'da 1800'lü yıllarda patates'ten başka bir şey yetişmiyordu. Bu yüzden insanların yiyecekleri başka birşey yoktu. Ve artık sürekli patates yemekten dolayı ölmeye başladılar. Bu ölüm sayıları binlere ulaştı. Evveliyatını tam bilmiyorum ama bu durumu öğrenen Osmanlı bu ülkeye bir kafile yolladı. Bu kafile de sebze ve meyve yetiştiricileri ile yanlarında götürdükleri tohumlar vardı. İrlandalılar ile birlikte tohumları diktiler. Ve artık patates dışında sebze-meyve yetişmeye başladı. Ölümler azaldı. Ki bunun sonucunda "İrlanda Irkı" Osmanlılar sayesinde kurtuldu.
Gönlümden geçen şudur ki: Trabzonspor ile Drogheda arasında resmi bir bağ kurulmalıdır. Taraftaların gönüllerinde ki bağı resmiyete dökerek taraftarların istekleri gerçekleştirilmelidir. Açıkçası Türk Taraftarlar (Özellikle Trabzonsporlular) için hazırlanan sayfayı okuduğumda etkilenmemek, duygulanmamak elde değil... Yabancı bir futbol takımının sitesinde Türk bayrağı görmek, inanılmaz!
Yorum
-
Kıtlığın sebebi patateslere dadanan bir mantar ve Britanya'nın abartılı vergileriydi. Kıtlık o kadar etkili oldu ki sağ kalmayı başarabilenlerin çok büyük bir kısmı ABD'ye kaçtı. Bugün ABD'deki İrlandalı sayısı İrlanda'dakinden kat be kat fazladır.İlk olarak Bir_Bilen tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleBu konu hakkında bildiklerim:
İrlanda'da 1800'lü yıllarda patates'ten başka bir şey yetişmiyordu. Bu yüzden insanların yiyecekleri başka birşey yoktu. Ve artık sürekli patates yemekten dolayı ölmeye başladılar. Bu ölüm sayıları binlere ulaştı. Evveliyatını tam bilmiyorum ama bu durumu öğrenen Osmanlı bu ülkeye bir kafile yolladı. Bu kafile de sebze ve meyve yetiştiricileri ile yanlarında götürdükleri tohumlar vardı. İrlandalılar ile birlikte tohumları diktiler. Ve artık patates dışında sebze-meyve yetişmeye başladı. Ölümler azaldı. Ki bunun sonucunda "İrlanda Irkı" Osmanlılar sayesinde kurtuldu.
Gönlümden geçen şudur ki: Trabzonspor ile Drogheda arasında resmi bir bağ kurulmalıdır. Taraftaların gönüllerinde ki bağı resmiyete dökerek taraftarların istekleri gerçekleştirilmelidir. Açıkçası Türk Taraftarlar (Özellikle Trabzonsporlular) için hazırlanan sayfayı okuduğumda etkilenmemek, duygulanmamak elde değil... Yabancı bir futbol takımının sitesinde Türk bayrağı görmek, inanılmaz!Stand-upçı başkan istemiyoruz!
Yorum
-
1845'li yıllarda Britanya'da büyük bir kıtlık baş gösterir.Kıtlık ve susuzluğun etkisiyle salgın hastalıklar başlar, kısa zamanda kuzeyden güneye tüm Britanya'yı etkiler.Avrupa'nın hasta adam'ı, Osmanlı Devleti, o yıllarda dosta düşmana halen güçlü olduğunu göstermek adına çeşitli faaliyetlere girişmiştir, ilerleyen senelerde aşırı lüks harcamaların da amacı budur.Temelinden sarsılan büyük imparatorluğun yıkılışını geçiktirmek, yıkılışı bile şanına yakışır biçimde sağlamak, düşmana güçlü gözükmek adına yalnızca göz boyamaya çalışmaktır.Bu amaçlarla Sultan Abdülmecid döneminde Britanya'yadaki insanlara az da olsa yardım etmek, ölü sayısının bir milyonu geçtiği coğrafyayı daha fazla ceset tarlasına döndürmemek adına 3 gemi gönderilmiştir.Gemiler erzak doluydu, yiyecek yemek bulamayan, hastalıklardan iflahı kesilen halk için bu yardımlar çok önemliydi.O dönemde bile İngilizler limanlarını Osmanlı gemilerini açmadı.Osmanlı gemileri de yüklerini, İrlanda'nın kuzey doğusundaki Drogheda kasabasına indirdiler.İlk olarak Bir_Bilen tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüleDikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama şu ayrıntı gözüme çarptı.
Drogheda'nın logosunda Ay-Yıldız var. Portsmuht'un da logosunda Ay-Yıldız var.


Burdan 5 yıl sonrasına geçelim.5 yıl öncesinde limanlarını Osmanlı yardımına açmayan İngilizler, aradan geçen süreçte Osmanlılar ile yaptıkları çeşitli gizli anlaşmalarla oldukça sığ da olsa diplomatik ilişki kurmuşlardı.Elde İngiliz-Osmanlı ilişkilerine dair fazlaca sahih bilgi bulunmamakla birlikte, 1850 yılında Portsmouth limanına eğitim amaçlı giden iki geminin bu anlaşmalar sonucunda limana yanaşabildikleri düşünülmektedir.Britanya'da yaşanan kıtlığın etkileri o dönemde de sürmekte idi ve limana demirleyen, kimi kaynaklarda İngiliz yapımı olma ihtimallerinden bahsedilen Mirat-ı Zafer ve Serag-Bahri isimli gemilerinin mürettabatından salgın hastalıklara yakalanıp ölenler olmuştur.Seyir ve topçuluk eğitimi için gittikleri Portsmouth'ta hayatlarını kaybeden 26 asker, o deönemin kendine has şartları nedeniyle Anadolu'ya getirilememişler ve öldükleri topraklara gömülmüşlerdir.1902 yılında kabristan haline getirilerek etrafı çevrilen mezarlık, T.C. Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1985 yılında şehitlik statüsüne alınmış, 1993 yılında da bugünkü halini almıştır.
İkisini birleştirelim şimdi.1919 yılında, İrlanda'nın Drogheda kasabasında bir futbol kulübü kuruluyor, adı Drogheda United.Kulübün amblemi, şehrin amblemi ile aynı figürü taşıyor, Osmanlı yardımlarına şükran adına ay ve yıldız.Geçen sezon İrish Eircom'u lider kapattılar, UEFA 2. önelemesinde Helsingborg'a elendiler.
Diğer yanda limanlarını açmayan krallık.5 yıl sonra Osmanlı ile kurulan ilişki, sonucunda yaşanan ölümler.Mürettebattan ölenlerin ve hayatta kalarak geri dönenlerin, halen ülkede var olan salgın hastalıklarda halka yardım ettiğine dair iddialar da mevcut.Eğer bunu göz önüne alırsak, Drogheda'da, İrlanda Cumhuriyeti'nde yaşananların güneydoğu İngiltere'de de yaşandığına ihtimal vermek mümkün.Ancak Portsmouth kulüp tarihinde de bahsedildiği, oralarda kabul gördüğü şekliyle, 3. Haçlı Seferi sırasında, 1191'de Kıbrıs adasını alan İngiltere kralı I. Richard, Aslan Yürekli Richard, 1194'te zamanın en önemli limanlarından biri olan bu şehre bu armayı Kıbrıs'tan getirmiş.Burda hemen şu soru geliyor akla, 1191'de ay-yıldız Kıbrıs'ta ne arıyor?Bu noktayı tarihçilere bırakalım
Hepsinden değerlisi, 23 Mayıs 2006 tarihli The Sun haberi.İşi gereği Yemen'de bulunan bir İngiliz vatandaşı, şahsi arabasında tek başına iken radikal dinci gruplara mensup birkaç kişi tarafından durduruluyor.Elleri silahlı, hatta AK-47 sahibi bu şahısların kendisini öldüreceğini ya da rehin alınacağını düşünen Tony Restall, ilginç bir biçimde herhangi bir sorun yaşamadan serbest bırakılıyor.Nedeni ise arabasının ön camında bulunan sticker, Portsmouth kulüp logosu.
Noat Samisaşimdi eski bir kaleme yeni bir deftere ihtiyacım var.çalışma zamanı.
Yorum
-
Şu anda İngiltere'de bulunan Futbol kulüplerinden 1. Ligde bulunan Portsmouth FC; Ay-yıldızlı amblemi ile dikkati çekmektedir…Bu takımı sultan Abdulhamit'in kurdurduğu iddia ediliyor...
-Portsmouth Futbol Kulubü'nün tarihi yeniden mi yazılacak?
-Portsmouth Futbol Kulubünü II.Abdülhamid mi Kurdu?
netpano.com sitesinde yer alan bir habere göre, bu ingiliz takımını Sultan Hamit kurduruyor. Oktan Keleş'ın roman olarak kaleme aldığı yazıda bu iddiayı belgelerle nlatıyor.İşte netpano'daki haber:
SIRDAŞ
1. Bölüm
Yer Yıldız Saray’ı. Saat gece biri gösteriyor. Saray’ın koridor ve bir odası hariç, diğer her tarafı karanlık. Koridor ve tek odada yanan gaz lambaları ve mumlardan sızan ışık, zifiri karanlığı ve kasvetli havayı adeta deliyor. Dışarıda hafif bir lodos var. Rüzgarın ıslığı bahçedeki ağaçların dallarını neşelendiriyor. Her yerde sessizlik hüküm sürüyor. Çıt çıkmıyor…
Bu derin sessizliği iki kişinin ayak sesleri bozuyor. Ayak sesleri ışığı yayan tek odaya doğru yöneliyor. Ve nihayet odanın kapısına bir el iki kere vuruyor: Tak!Tak!
İçerinden ise kendinden emin ve gelenleri bekler bir tavırla, gür bir ses tonu yankılanıyor: “Gir!” Kapı hafifçe aralanıyor ve gelen iki kişiden biri olan Yaver Ali Rıza Efendi odaya giriyor. Diğer kişi kapı dışında bekliyor. “Gir” sesinin sahibi ise 2. Abdülhamid Han…Ali Rıza Efendi kısık bir ses tonuyla; “Hakanım, beklediğiniz DERVİŞ geldi” diyor. Abdülhamid Han bunun üzerine: “Bekletme hemen içeri al misafirimizi” karşılığını veriyor. Yaver Ali Rıza, Derviş’i içeri buyur ediyor. Derviş, “Destur Sultanım” diyerek sağ ayağını kapıdan içeri atarak odaya giriyor. “Selamünaleyküm geceniz hayır olsun Sultanım” diyor.
Abdülhamid Han karşılık veriyor: “İnşallah ‘hayır’ gecemize sizinle teşrif etmiştir.” Derviş, “İnşallah” diyerek sağ elini kalbine götürerek Mevlevi usulü baş kesiyor ( baş eğiyor)… Abdülhamid Han oturduğu yerden doğrulur gibi yapıp, Derviş’e eliyle yanındaki koltuğu oturmasını işaret ederek; “Buyurun” diyor. Derviş; 75-80 yaşlarında, ak saçlı, kalın ak kaşlı, pos bıyıklı ve seyrek bir parmak uzun ak sakallı, kırmızı yüzlü, bodur sayılabilecek orta boylu fiziksel özelliklere sahip bir şahsiyet.
Derviş, Hakan’ın işaret ettiği koltuğa, “Bismillah” diyerek oturuyor. Sultan Abdülhamid Han, Yaveri Ali Rıza Efendi’ye sesleniyor: “SIRDAŞ gelsin!” ve ekliyor; “Yaver, tez hazırlığını yap, yarın sabah Rumeli’ye, Selanik’e hareket edeceksin!”
Yaver Ali Rıza tebessüm ve hüzünle karışık bir ses tonuyla: “Ferman Devletlimindir,” diyerek geri adımlarla büyük bir edep içerisinde dışarı çıkıyor…
Kapı tekrar iki kere vuruluyor: “Tak!” “Tak!” İçeriden yine aynı sesin sahibi: “Gir!” diyor. Kapı açılıyor; uzun boylu, siyah uzun paltolu, 60 yaşlarında, pala bıyıklı, bir dinç ihtiyar içeri giriyor…
*
Yıl 1912.
Yer Beylerbeyi Saray’ı. Saat gece bir. Ulu Hakan, üç yılı biraz aşkın bir zamandır kaldığı Selanik’teki Alatini Köşk’ünden İstanbul’a dönmüştü.Yıldız Sarayı’ndaki buluşma sanki tekrarlanıyordu. Yıldız Sarayı’ndaki o gecenin tablosu, bir kez daha oradakilerin gözleri önünde canlandı. Ama aradan geçen zaman süresince bir çok farklılıklar da olmuştu. Derviş artık iyice yaşlanmıştı. Sırdaş’ta; o 60 yaşlarındaki uzun boylu, siyah uzun paltolu, pala bıyıklı, dinç ihtiyar değildi. Abdülhamid Han da belki o gür sesini kaybetmişti ama hüzünlü mağruriyetini hala muhafaza ediyordu. Derviş ve Sırdaş, Sultan’ın gösterdiği koltuklara oturmuşlardı. Sultan Abdülhamid Han, Sırdaş’a dönerek; “Aç bakalım Kara Kaplı Defter’i” dedi. Sırdaş; “Ferman Sultanımındır’ diye cevap verdi. Abdülhamid Han göz ucuyla Derviş’e baktı. Bu bakışı fark eden Derviş’te baş eğerek saygıyla; “Ferman Padişahımındır” diyerek elini kalbine götürdü. Abdülhamid Han, sanki bilerek göz ucuyla bakmış gibi karşılık verdi: “ Koca Derviş, yıllar önce bana ; ‘seni tahta padişah olarak oturtmuyoruz. Seni buraya yeni kurulacak Cihan Devleti’nin temellerini atman, Osmanlı’nın yıkılışını uzatman ve dünyayı oyalaman için Hakan olarak oturtuyoruz’ demiştiniz.” Şimdi ise; ‘padişahım’ diyorsunuz, diyerek sanki yıllar öncesinin içinde kalan ukdesini; biraz sitem biraz içine sindirmiş biraz da Koca Derviş’in hafif edepli tebessümünden anlaşılan; latifeli, bir anlamla Abdülhamid Han’ın bu kelimeleri sarf ettiği gözlerden kaçmamıştı.
Hakan kafasını sallayarak, Sırdaş’a : “Sıradaki nedir?” diye sordu. Sırdaş elindeki siyah deriden yapılmış, altın kaplama sırma ile Ay Yıldız’lı işlemeli, kenarlarında dört adet yine sırma Hilal işlemeli, ‘Kara Kaplı’ denilen defteri açtı. Bir çok kağıttan birini çekerek okumaya başladı:
(Kara kaplı…Ortadaki Büyük Osmanlı Ayyıldızı Osmanlı Devleti’ni,dört hilal de dünyanın dört köşesinin sembolü)
“ Hakanım, 1890’lar…İngiliz sinsiliğine karşı taarruz planı…” Hakan’ın “Oku!” talimatı üzerine, Sırdaş devam etti: “İngilizlerin gizli teşkilat grubu, İstanbul’da Spor Fitbol Takımı kurup, fiili ( operasyonel) ve bilgi toplama istihbarat çalışmaları yaptıkları tespit edildi. Rum ve Ermeni gençlerden oluşan bu takım; İstanbul ve Ali Osmaniye’de bir çok zarara (karanlık olaya ve faaliyete) imza attılar.” Yüce Hakan emir buyurdu: “Derhal İngiltere’de bir Fitbol Takımı kurulsun, ‘Gök Ordu’ denile ismine. Teşekkülü için masraflar Devlet-i Aliye’nin hazinesinden icra edile.” Bu konuşmadan üç gün sonra Sırdaş; “ Takımın arması uygun mu Hakan’ım?” diyerek avucunda; kırmızı düğmeye benzer, Hilal ve Yıldızdan oluşan, kehribarımsı bir maddeden, küçük bir akçe büyüklüğünde parçaları göstermiş…”(aşağıdaki resim)

Hakan ise; “ Osmanlı Ayyıldızı’na (biraz ek yapsanız, dört iklim,dört diyarı remzeden bir şekle soksanız), bu yıldızı 8 köşeli yapsanız, daha iyi olmaz mı?” demiş, “Ferman Sultanımındır” denilerek çalışmalar başlatılmıştı…
Yıl 2009…
“İngiltere’de araştırdım. Abdülhamid Han'ın kararını verdiği Futbol Kulübünü andıran takım vardı İngiltere'de... Arması ve renkleri tıpkı Sırdaşın kayıtlarındaki gibi…
Tabi bu takım hakkında bir çok rivayetler bulunuyor. Ama anlaşılan bu takım belki de hem Osmanlı’nın (İngiltere'ye uzanan büyük hedeflerinin bir işareti) ama en önemlisi, Ulu Hakan’ın (İngiliz istihbaratına) karşı deklarasyon operasyonuydu,” düşüncesi bende kuvvetli bir kanaate dönüştü. İngilizler, casuslarıyla İstanbul’da ‘oyun’ oynarken kendi anavatanlarında mukabele-i bilmisil faaliyeti ruhları bile duymamıştı. Başka bir deyişle, İngilizler, casuslarıyla İstanbul’da ‘aşık’ atarken, kendi ülkesinde ‘kaşık’ atanları ıskalamışlardı.
Şu anda İngiltere'de bulunan Futbol kulüplerinden birinin amblemi aşağıda görülmektedir. 1. Ligde bulunan Portsmouth FC; Ay-yıldızlı amblemi ile dikkati çekmektedir…

kaynak:
şimdi eski bir kaleme yeni bir deftere ihtiyacım var.çalışma zamanı.
Yorum
En Aktif Kullanıcılar
Daraltma
En aktif kullanıcı yok.
İnşallah kapanmaz kulüpleri.
Yorum