Hesaplipazar
Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Trabzon Tarihi

  1. #1
    OYılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.09.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2,982

    Standart Trabzon Tarihi

    Trabzon tarihini akedemik araştırmalı belgelerden alıntı yaparak sizlere aktarmak istedim inş. yararlı , hoş , güzel bir başlık olur Trabzon Tarihini uzun olarak aktaracağımdan sıkılabilirsiniz Farklı 1-2 kaynağa göre Trabzon tarihi ;



    Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe'nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Değirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zağnos dereleri yerleşimi güneyden kuzeye derin boğazlarla bölmüştür. Tabakhane ve Zağnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. İşte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşılığı olarak "trapezos" kelimesinden geldiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.Ö. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığı "Anabasis" adlı antik kaynakta rastlanmaktadır.

    İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu'dan sonra M.Ö. 7. Yüzyılda Karadeniz'e de gelerek kıyılarda koloni kentleri kurmuşlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır ve birçok araştırmacı, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşamaktaydılar.


    Aynı yüzyılda Karadeniz Bölgesi Kafkasya'dan gelen Kimmerler ve onların ardından İskitlerin akınlarına uğramıştır. Ancak bu akımların kolonilerin kuruluşundan önce mi yoksa sonra mı olduğu konusu tartışmalıdır. M.Ö. 6. Yüzyılda ise Trabzon Perslerin egemenliğine girerek, Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmıştır.

    Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında tüm Anadolu'da Pers hakimiyetine son vermiştir.

    İskender'in ani ölümünden sonra oluşan karışıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes'in oğlu Mithridates, yerli halkın desteğiyle Karadeniz'de Pontus Devletini kurmuştur. Trabzon, M.Ö. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmıştır.

    M.Ö. I. Yüzyılda batıda güçlenen Romalılar Anadolu'yu da işgal etmeye başlamışlardır. Roma kralı Pompeius'un Pontus Kralı V. Mithridates'i Kelkit vadisinde bozguna uğratması üzerine Pontus Krallığı dağılmıştır. Böylece Trabzon , M.Ö. 66 yılında Roma yönetimine girmiştir. Roma'da Avgustus'la birlikte M.Ö. 27 yılındanitibaren imparatorluk dönemi başlamıştır. Avgustus'un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adı verilen vasallık içinde yer almış, İmparator Tiberius zamanında (M.S. 14-37), diğer bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sınırları içinde kalmıştır. İmparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayrıcalığına kavuşturulmuştur. Trabzon bu dönemde "ünlü" ve "zengin" kent tanımlamasıyla tarihçilerin kitaplarında yer alır. Roma İmparatorluğunun doğu sınırının savunmasına önem veren Vespasian zamanında (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmiştir.

    Ünlü Roma İmparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta olduğu gibi Trabzon'da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmuş, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakın zamana kadar kalıntıları görülebilen yapay bir liman inşa edilmiştir Hadrian'dan sonra Trabzon'un parlak dönemi sona ermiş, 244 yılında para basma yetkisi elinden alınmıştır. Roma Döneminde basılan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma İmparatorlarının büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus Krallığı döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmiş ve Grekçe yazı kullanılmıştır.

    Trabzon, 276 yılında tüm Doğu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğramış, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmıştır. Roma İmparatorluğunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius'tan oluşan dörtlü idare zamanında Trabzon'da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz.

    Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon'da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğini başlatmıştır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrılmaya başlanmış, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuştur.
    Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya düzenledikleri baskınlarda Doğu Karadeniz ve Trabzon'a gelmişlerdir.

    Bizans İmparatorluğunun 1204 de IV. Haçlı seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos'un İstanbul'dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara'nın da yardımıyla Trabzon'da 1204 yılında bağımsız olarak Komnenos Krallığını kurmuşlardır. Anadolu Selçukluları ile evlilik bağı oluşturarak ve vergi ödeyerek siyasi varlıklarını sürdürebilen Komnenos Krallığı, I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşamıştır. Gümüşhane'deki gümüş madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I'in sikkeleri üzerinde "en mutlu" ünvanı yer almaktadır.

    I. Bayezid'in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa'daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet'in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon'u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir.

    Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey'dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah'a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon'da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon'da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur.

    Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon'da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında, Rusla
    r Trabzon'a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşaltılıp Maçka'ya taşınır.

    Çaykara'da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of'ta Baltacı, Arsin'de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon'a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon'a girer. Rusların Trabzon'da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler.

    1917'de Rusya'da "Bolşevik Devrimi" olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon'dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ'da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat'a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey'in komutasında üç koldan Trabzon'a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girer.
    Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon'a üç kez gelir; l924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca "ATATÜRK GÜNÜ" olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir.
    Kazimişi gzas vorert

  2. #2
    OYılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.09.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2,982

    Standart

    İktisadi durum.
    Trabzon, büyük bir ticaret yolunun denize açılan bir kapısı ve şark ile garbı birleştiren bir ticaret merkezi olark (bk. Fallmerayer, s.318), Ortaçağlarda muhtelif milletlere mensup tüccarların mallarını mübadele ettikleri mühim bir Pazar yeri oldu; Kafkasy ve Rusya ile deniz yoluyla ticari münasebetleri olan Konyalı ve Suriyeli müslüman tacirler, Sivas’ta toplanarak Trabzon’a gelir, buradan Kafkasy’ya giderlerdi (bk.Defremery, 7 A, 4 eme Serie, XIV, 461 v.d.; d’Ohsson, Des peuples du Caucase, s.26). Ortaçağlarda yünlü kumaşlar, keten ve ipekli mamüller burada işlenerek dışarı ihraç ediliyordu. XIII. Asrın sonlarında, Karadeniz’deki ticaretlerini diğer devletlerden daha ziyade geliştiren Cenevizliler (bk. Pachymeres, Bonnea tab’ı, II, 3109, XIV. Asrın başından itibaren, karadan ve denizden Trabzon’a ulaşan ticaret yollarının inhisarını üzerlerine aldılarsa da, bu ticaret 1320’den sonra Venediklilerin eline geçince, gelirinin büyük bir kısmını harici ticaretle temin etmek mecburiyetindebulunan Trabzon, 1340’tan sonra ticri ehemmiyetini kaybetti (bk. W.Heyd, Histoire du commerce du Levant au Moyen- Age, trc. F.Raynaud, Amsterdam, 1959, II, 92 v.d9. Osmanlılar devrinde tekrar inkişafa başlayan Trabzon, İran üzerinden gelen ticaret kervanlarının son durağını teşkil etti. Trabzon’un büyük limanı olan Çömlekçiye ilaveten Kanida, Tuzluçeşme, Taşdirek, Kemerkaya, Mumhane-önü ve Moloz gibi küçük limanlar her türlü ihracat ve ithalata açıktı. Bilhassa, yeni teşkilattan sonra, şehir içinde çeşitli sanayi kolları kurulup gelişmeye başladı. Bunlardan birideketen bezi imalatı sanayii idi.Eyalet köylerinde yetiştirilp, halkın geçim kaynaklarından biri olan keten, şehirde imal edilerek tüccarlar tarafından başa yerlere sevk ediliyordu. Dışardan kumaş getiren tüccarlar, yerine keten bezi alıp gitmekte idiler. XIXI. Asrın başlarına kadar Haleb, Şam, Bağdat ve Hindistan2a kadar yapılan başlıca ihracat kenevire inhisar ediyordu. Dışardan kumaş getiren tüccarlar, yerine keten bezi alıp gitmekte idiler. İstanbul ile Rusya’ya şarap, tütün ve fındık gönderilirdi(bk. Minas, ayn. eser. s.58).Reşid Paşa 1833/18342te Sivas valisi olduğu sırada, Trabzon’a giden ticaret yolunu emniyet altına alınca (bk. Rosen, Gesch.der Turkei, Leipzig, 1867, ı, 214), yeni kervan sayesinde, Erzurum ve Trabzon üzerinden taşınan malların değeri 100 milyona çıktı ise de bundan Türklerin hissesine düşen sadece 15 milyon idi (bk. N. Jorga. Osmanlı tarihi, trc. B.S. Baykal, Ankara, 1948, V, 445 V.D9. xıx.asrın sonund Malatya, Erzurum ve Bitlis taraflarına keten, keten bezi (Trabzon salnamesi, 1287, s. 118 v.d), İran ile İstanbul’a ipek ve pamuklu kumaş, keten bezi, yemiş, zeytin yağı, tütrün, iplik sevkediliyordu (Ahmed Rifad, ayn. esr. IV, 232). Şehirdeki ikinci sanayi kolu, mum imalatı idi. Gerek başka yerlerden, gerekse eyalet sınırları içindeki yerlerden gelen balmumu, mumhane (şem’hane)’de işlenerek mum yapıldıktan sonra, batmanı (6-8 kilo) 84 veya 108 akçeye satılırdı. Öte yandan Trabzon ibrişimi İstanbul’a sevk ediliyordu (Kanunname-i Sultani ber mucb-iörf-i Osmani, aşr. R. Anheger. H.İnalcık, Ankara, 1956, s.439. Başka bir sanayi koluda gemi yapımı idi. Ticari bakımdan faal olan şehirde, halkın bir kısmı ticaretle uğraşır ve ticaret için deniz yolunu tercih ederdi. Bu yüzden şehirde gemi yapımında kullanılan zift ve boyacılık gelişti. Bununla beraber, halkın başlıca geçim kaynaklarından birisi de balıkçılık idi 8 balıkçılık için bak. Mehmed Aşık, ayn. eser. Var. 29b; Evliya Çelebi, II, 92; Deyrolle, s.8 v.9. Kanunnamelerde her balık çeşidinden ayrı ayrı öşr alınmasının belirtilmesi balıkçılığın balkyağı çıkarılmasında ve hristiyan mahallelerinde testi (vesikalarda: sabur) hesabı ile satılmaka idi.
    Trabzon’un çarşısında dünyaca tanınmış kuyumcular bulunur, buhurdanlık, kılıç, gülsuyu kutusu, Gorgor-oğlu ve aşçı bıçakları burada işlenir. Trabzon baltası adı ile çok aranan bir çeşit alta yapılırdı. Ayrıca sedef kakmalı küçük masa, sanduka, rigdan ve Hindistan’dan başka yerde yapılamayan divit (hokka) takımı yapımı gibi el sanatları çok gelişmiş idi (Evliya Çelebi, II, 91). XIX. Asırda, tüfek ve tabanca yanında, güzel havlular, ipek ve pamuk çarşaflar,ipek kuşaklar ve tahta mamulat satılırdı (Şakir Şevket, s.39). Trabzon’da büyük çarşı, han ve en iyi binaların bulunduğu varoş, şehrin en işlek yeri olarak inkişaf etmiştir. XIX.asırda Avrupalı ve İranlı tacirler ile konsoloslar burada oturuyorlardı. 1869’da Trabzon çarşısını gezen Deyrolle, burada İran, Horosan ve İzmir’in en güzelhalılarını Haleb, Diyarbekir ve ursa’nın en güzel kumaşlarını , en pahalı taşları, antika silahları, eski devirden kalmış paraları görmüş idi. Seyyahbupazarı tarif ettikten sonra, burada gördüğü meyva bolluğundan, nalbantlardan, kuyumcular ve diğer yiyecek satanlardan bahseder, ayrıca pazarın en dikkate değer kısmının arabacılar, saraçlar, kunduracılar, çizmeciler ve bakırcılar olduğunu zikreder 8Deyrolle, s.11, 15).
    İklimin müsait durumu dolayısıyla, eyalet sınırları içindeki topraklarda çeşitli mahsüller elde edilmekte idi. Bağlarında yetişen nefis üzümlerinden şıra ve şarap yapılarak ihraç edilirdi. Umumiyetle pirinç (Rize’de), ve çeşitli hububat, sebze vekavun (Yeni Cuma mahallesi kavunu), karpuz ile çeşitli meyveler halk için mühim birer geçim kaynağı idi; fındık ve zeytin daha çok eyaletin şimal-i garbi sahillerinde, yani Sürmene, Akçaabat, Trabzon ve Giresun civarlarında yetiştirilirdi. Önce Akçaabat’ta ekilen tütün sonradan bütün Trabzon bölgesine yayılmış, yalnız Trabzon kazasında yılda 20.000 batman kadar tütün yetiştirilmeye başlanmış olup, yıllık 10.000 lira gelir sağlıyordu. Mehmed Aşık (ayn.esr, var.29b)’a göre, Trabzon’un armudu (kiraz armudu, bey armudu, gülabi armudi), üzümü (beyler üzümü, frenk üzümü), elması (Sinop elması), kirazı, inciri (badincan inciri), turunç ve narı bol ve nefis idi. Trabzon’amahsus siyah kiraza benzerkarayemiş denilen meyve , Beşiktaş’ta Yahya Efendi tarafından yetiştirilmeye çalışılmış ise de tutmamıştır
    Kazimişi gzas vorert

  3. #3
    OYılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.09.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2,982

    Standart

    Trabzon halkı. Trabzon fethedildiği zaman civarda bulunan Laz’lar, islamiyet ile temasa gelere, Şaf’i mezhebini kabul ettiler. Evliya Çelebi, Trabzon’a eski Lezgi vilayeti der, Mehmed Aşık, Trabzon’un garp ve cenup taraflarındaki dağları Çepni ve Lezgi dağları olarak adlandırır. Katip Çelebi’de bölge kavmini Lezgi yani Mergil, Gürcü, Abhaz (Abaza), Çerkez ve Laz olarak saydıktan sonra, bu sonuncuların Trabzon’a en yakın bir yerde oturduklarından, Trabzon’un cenub-i şarkisindeki dağlarda Çepni ve Lz’lar ile birlikte yaşayan Türkmenlerden bahseder.

    Laz tabiri, fark gözetilmeksizin, Karadeniz’in cenub-i şarki kısmındaki ahaliyi ifade için kullanılmıştır. Halbuki, kendine Laz diyen ve Lazca konuşan halk bugün Hopa ve Pazar (Atina) kazalarında oturmaktave yavaş yavaş dillerini unutmaktadır. Trabzon’un cenubunda bulunan Çepni (bugünkü Çetni9’ler ise, XIV. Asırdan beri bu bölgeye yerleşmiş, Kürtün, Giresun, Torul ve Görele arasındaki bölgeye dağılmışlardır. XIX. Asrın başında, Görele’de Çepnileri gören Minas bunların garip adetleri hakkında bilgi verir.Bu Çepnilerin XVIII. Asırda Trabzon ve Giresun arasındaki mıntıkkada, karada ve denizde, bir huzursuzluk unsuru oldukları bilinmektedir

    Fetihten sonra, burada eski ailelerin nesline rastlanmamaktadır. Şehirde kalıp müslümanlığı kabul ederek Osmnlı imparatorluğunun diğer müslüman halkı ilı karışmış olanlara Rumlar, krumlides diyorlardı; bu ismin Girit’in meşhue bir müslüman- hristiyan ailesinin (bu aile için bk pashley, Travels in Crete, I, 105 V.D9 ismi ile ilgili olduğu söylenebilir. Şemseddin Sami, Trabzon’dan 12 saatlik bir mesafede bulunan Kurum karyeleri adındaki 9 karye halkının, müslüman oldukları halde, eski Yunanca’ya yakın bir lisanı konuştuklarına işaret eder


    Kazimişi gzas vorert

  4. #4
    OYılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.09.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    2,982

    Standart

    Bildiğiniz, bizim bilmediğimiz bilgiler varsa aktarabilirsiniz saygılar
    Konu OYılmaz tarafından (21.04.2008 Saat 15:34 ) değiştirilmiştir.
    Kazimişi gzas vorert

  5. #5
    macka61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.04.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    32
    Mesajlar
    11,505

    Standart

    bu güzel bilgileri bizimle paylaştığın için sağol renkdaşım

  6. #6
    Trabzonspor Kongre Üyesi

    BMN Yönetim Kurulu
    Kaya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.07.1999
    Nereden
    İzmir
    Yaş
    37
    Mesajlar
    25,807

    Standart

    1. Bölgenin yerli halkı Milat'tan binlerce yıl önce Ortaasya'dan göç etmiş Turani ırka mensup insanlar (kavimler)dır.

    2. Bölge muhtelif zamanlarda çeşitli devletler tarafından sömürge olarak kullanılmak üzere (Yunan ve Fars-Pers-asıllı) işgal edilmiş, bu maksatla kısa süreli koloniler kurulmuştur.

    3. Bu koloni devletlerde mahalli halk Turani, idareciler ise işgalcinin siyasi temayüllerine göre değişen ırklara mensup yabacılar idi.

    4. Bu koloni devletlerin, en güçlü oldukları zamanlarda bile hükümranlıkları bulundukları şehir surlarının içi ile sınırlı kalmış; sur dışı ise Turani kavimlerin, Oğuz-Türkmen ve Çepni'lerin hakimiyeti altında olmuştur.

    5. "Yabancı" istilacı ve işgalcilerin kesif olarak geldikleri geçici zaman aralıklarında bölgede yoğunluğu teşkil etmleri yüzünden; o "belirli" zaman aralıklarında işgalcinin dil ve kültür öğeleri "moda" olabilmiştir.

    6. Bu durum, binlerce yıllık tarihi geçmişe ait kültür öğelerinin zamanın yıpratıcı etkisi ile yok olması neticesini doğurmuş; nisbeten yakın tarihi "modaların" izleri ise günümüze kadar intikal etmiştir.

    7. Genel'den özel'e inecek olursak; evet bölgede Yunan asıllı oldukları ısrarla öne sürülen bazı sömürgecil gruplar M.Ö. 800'den itibaren görülmüşlerdir. Ama onlardan evvel M.Ö. binlerce yıldan itibaren Karadeniz'e Ortaasya'dan gelip yerleşen Tibaren, Muski, Halib, Haldi, Kohl, Gas ve Gud'lar Turani ırka mensupturlar. O halde neden mesela Trabzon'un ilk isminin Turanca "Tibaren" olduğu unutularak ısrarla Elence'den bozma Trapezus tercih edilmekte, anlaşılır şey değildir!..

    Kazara yaşanılan birkaç yıl, binlerce yıllık geçmişe ve binlerce yıllık geleceğe ipotek koyabilir mi?
    Konu Kaya tarafından (22.04.2008 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
    “Her kim kendini kıymetli bilirse, onun tevazudan nasibi yoktur.”
    Malik bin Dinar

  7. #7
    Özkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.03.2007
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2,454

    Standart

    Alıntı yaptığımız kaynakları yazmamız çok şık olur, bence.

    Doğu Karadeniz'deki Grek yönetimi, hâkimiyeti hiç bir zamân olmadı. Pontuslar, sanılanın aksine Grekler'le ilgisi olmayan bir topluluk idiler. Pontus Krallığı'nı -başkenti Amasya idi- kuran Mydridates hânedânı Philip oğlu Büyük İskender'in Pers kökenli bir komutanının soyundan geliyordu.

    Konuyla ilgili güzel bir yazı için bkz. http://www.turan.tc/pontusdosyasi/ Bu yazıdaki "Turanlı" sözcüğünden anlamamız gereken ise Ural-Altay halklarıdır.

    Lazlar'ın ve Gürcüler'in etnogenezindeki Kuman-Kıpçak etkisine ise daha önce -yanlış anımsamıyorsam- "Salı Konseri" başlığında değinilmişti.
    Stand-upçı başkan istemiyoruz!

  8. #8
    Özkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.03.2007
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2,454

    Standart

    Ts_oSe_61 ile birbirimize yolladığımız özel iletileri, kendisinin de izniyle, buraya ekliyorum.


    Alıntı Ts_oSe_61 Nickli Üyeden Alıntı
    Sanırım sizinle daha önce yazışmışlığımız var yine Trabzon üzerine bir şeyler söylemek istiyorum Trabzon ismi rumcamı Türkçemi bazı söylemler var hatta gürcüce diyenlerde var
    Alıntı Ts_oSe_61 Nickli Üyeden Alıntı

    (Alıntıdır)

    Trabzon isminin eski "Trapezus" kelimesinden gelme olasılığı fazladır. Daha önce burada yapılmış olan bir kalenin masaya benzemesi ve koloni kurmak üzere buraya ilk gelen madencilerin buldukları masa şeklindeki taşlar nedeniyle "masa" anlamındaki "trapeza" adı, zamanla "Trapezus", "Trapezunda" isimleriyle "Trabzon"a dönüşmüştür.

    Türkiyede bazı il isminin kökeni mesela benim yaşadığım yer olan Bolu , Poli isminden gelmektedir

    Konuyla alakası yok ama sizle yazıştığımızda Lezgiler üzerine tartışıyorduk Trabzon halkının yüzde 70 e yakını Lezgilerden gelmedir ama Trabzondakiler Lezgi nedir bilmez benim büyük dedem dedelerim hep anlatırmış Lezgilerden geldiğini anlattığına göre Trabzon fethedildikten sonra Lezgiler yerleştirilmiştir Şu an Kuzeykafkasyada yaşayan Lezgilerle Trabzondaki halkın genetik özellikleri benzemektedir Evliya çelebinin Seyahatnamesinde Trabzona lezgi vilayeti denildiği görülür bölgede Laz-Lezgi isim benzerliğinden Trabzonlular Lazdır damgası süregelmiştir Lezgilere, Çeçen diyenlerde var Kıpçak Türkleri diyenlerde var burda amacım bölücülük ,yıkıcılık vb.. bir amacım yoktur asla olamaz Trabzon vatana ihanet edecek en son ildir saygılarımı sunarım


    Alıntı Özkan Nickli Üyeden Alıntı
    Merhaba,
    Alıntı Özkan Nickli Üyeden Alıntı

    Bölücülük, yıkıcılık gibi bir amacınız olmadığına emînim. ... Buradaki tartışmamızın konusu anayasal ve kültürel kimlik değil, etnik kimliktir.

    Daha önce gerçekten de dediğiniz gibi Lezgiler konusunda yazışmıştık. Lezgiler bugün Dağıstân, Âzerbaycân, Rusya ve ülkemizde Balıkesir civârında yaşıyorlar ve konuştukları dilin ne Türkçe ile ne de Gürcüce ile ilişkisi var. Lezgice Kuzeydoğu Kafkas dillerinden olup Çeçence'ye de benzer. http://en.wikipedia.org/wiki/Lezgian_language

    Trabzonumuzun adına gelince, benim bildiğim kadarıyla Trabzon'un ilk adı Tibaren ve tıpklı Rize gibi İskitler'in bir kolu tarafından kurulan bir şehir. Bu yüzden tıpkı Rize gibi Trabzon da İskitçe bir sözcük. Tibaren'in anlamını hatırlamıyorum ama İskitler'in aynı adı taşıyan bir kolu vardı ve Anadolu'ya Orta Asya'dan Kimmerler, Urartular, Amazonlar gibi Ural-Altay halklarıyla birlikte gelmişlerdi. İskitler de tıpkı yukarıda adı geçen kavimler gibi Ural-Altay halklarındandı.

    http://www.heyamola.org/etnik-tarih-4.html (Bu sitenin anasayfasında yer alan Etnik Târîh bölümü titizlikle hazırlanmış. Vaktiniz varsa okumaya değer.)


    Bölgedeki Yunanca yer adlarının yaygınlığı ise bölgeye yerleşen Grek kolonilerinin ve bunlarla birlikte gelen Ortodoks misyonerlerin etikisiyle olmuştur. Misyonerler ve Roma orduları bölgedeki otokton halkı ve sonradan gelen Kıpçaklar'ı (Ki bunların büyük bir kısmı daha sonra Rûm, Laz, Gürcü adlarıyla anılacaktır.) Hristiyânlaştırarak Grek dilini ve kültürünü bu halklara yaymışlardır. Doğu Karadeniz'de sıkça görülen Grekçe yer adları ve günlük hayâtımıza giren koliva gibi sözcükler buradan gelmektedir.

    İzninizle, bu yazışmayı siteye de ekleyelim.

    İyi geceler.
    Stand-upçı başkan istemiyoruz!

  9. #9
    ÜNAL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Nereden
    Ankara
    Mesajlar
    6,246

    Standart

    TRABZON TARİHİ

    Trabzon'un kuruluşu M. Ö. 2000 yıllarına inmektedir. Erzurum dan geçen ve İran sınırına varan, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Moskların olduğu tarih kitaplarında yer almaktadır.

    Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle sıralanabilir.

    I. Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen devir (M. Ö. 2000-M. Ö. 750).

    Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazı kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve Marların gelerek tarım ve balıkçılık ile meşgul olduklarını bildirmektedir. Orta Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının denize ulaştığı yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde de Ege kıyıları halkınca biliniyordu.

    Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu gösterir. "Colehide-Kolşit" denilen şimdiki Gürcistan'ın bir kısmını ve oradan batıya doğru Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mıntıkanın ormanlarının zenginliği ve dağlardaki madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan çok önce geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu dilden dile dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın post" un bu bölgenin zenginliğinden kinaye olduğu söylenir. Her halde buraların servetine alâmetti. Bazı rivayetlere göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir kavim tarafından bulunmuştur.

    II. Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).

    Bu devir M. Ö. 8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı ortalarına kadar süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yılında Sinop'tan kolonizatör Miletliler Trabzon'a gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve tüccarları olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli merkezlerinden Milet şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya Mileliler diye tanınırlar.

    Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan ve herşeyden önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö. 785 yılında savaşla Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop Şehri bu insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her tarafına, alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış ve yerleşmişlerdir.

    Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve Giresun ile birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmişler ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir surette yerleşmişlerdir.

    Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi olan sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı komutan ve filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında Sinop'a belli bir vergi ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuşan Sinop'a mensup Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra memleketlerine deniz yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların gemilerinin önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer kısmının ise karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor.

    Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya ulaşan ticaret yolları üzerinden akan alışveriş hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü Trabzon'da çok büyük servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u her sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her tarafına ve boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu.

    M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla birlikte devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti.

    III. Devir: Roma Devri (50-395)

    Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi Trabzon'a da "Serbest Şehir" ünvanı ve imtiyazını bırakmışlardı. Trabzon Romalılar için doğuda bir üs ve iaşe merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve Karadeniz'in en işlek iskelesi, en canlı ticaret merkezi haline gelmişti.

    Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem veriyorlardı. Roma imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda şimdiki Kalepark / Güzelhisar'ın denize doğru uzanan kayaların altını oydurarak bir liman yaptırmıştı. Osmanlı devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman sonraları kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir.

    Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman, Avrupa-Asya ve Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. İçten veya denizden gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı surla çevrili olan ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu antrepoya boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına kadar ulaşan tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında kurulan bugünkü manasıyla bir serbest bölge idi.

    Trabzon'un asıl şehirden bir buçuk iki kilometre doğuda bulunan bu transit limandan başka dahili ticarete mahsus bir limanı daha vardı. Bu ikinci liman şehrin denize paralel giden kale duvarının önünde ve bugünkü moloz mevkiinde idi. Doğu taraftan şehir surlarının denize uzatılmış bir kolu ve bir kulesi tarafından korunan Moloz Limanı son yıllara kadar ayakta kalabilmiş, ancak sahil yolunun açılmasıyla birlikte kalıntılarının önemli bir kısmı yok olmuştur.

    Bundan sonra Trabzon ve Doğu Karadeniz Bizanslılar ile Müslümanlar arasında el değiştirdi. 733 yılında Müslümanlar bölgede yeniden hakim olmuşlarsa da bu durum uzun sürmedi ve Trabzon 739 yılında Bizanslılar tarafından geri alındı. Ancak şehir surların dışında Müslümanların hakimiyeti uzun yıllar devam etti.

    Bizanslılar devrinde Trabzon Irak'ın da iskelesi idi. Abbasiler ilk devirlerde İstanbul'dan Müslümanlara satılmak üzere ticaret eşyasının gönderildiği başlıca liman Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi sürette oturan Müslüman tacirler vardı. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini göstermektedir.



    karalahana.com

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •