Hesaplipazar
Sayfa 1 Toplam 5 Sayfadan 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Toplam 111 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 25 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kalandar

  1. #1
    Nuray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04.12.2006
    Yaş
    33
    Mesajlar
    468

    Standart Kalandar

    “Kalandaris kulandaris
    Erkek uşak dişi buzak
    Ver Allah ver
    Dolsun bucak” (Sürmene Macuka)

    Bir Trabzon manisinde geçen “Bekarlar neler çeker, Kalandar sovuğunda!” sözlerinden kışın en soğuk günlerine denk gelen Kalandar ayını (Ocak) köylülerin pek dışarı çıkmadan evlerinde aileleriyle birlikte geçirdiğini anlayabiliriz. Kalandar kelimesi Trabzon’da Yılbaşı gününe (13 Ocak/24 Aralık) ve bugünün gecesinde yapılan eğlenceler ve mahalli takvimde yılın ilk ayına verilen isimdir. Anadolu’da ve Trabzon dışındaki Karadeniz illerinin mahalli takvimlerinde, Ocak ayı için yaygın olarak zemheri terimi kullanılır, aynı gece benzer eğlenceler yapılmakla birlikte Kalandar gecesi gezmelerinde oynanılan seyirlik köy tiyatroları için (Karakoncoloz ya da momoyer oyunları) Rumca yerine farklı bir terminoloji kullanılırdı. Kalandar geceleri, köyün genç ve çocukları, kemençe (bazı köylerde tulum ya da şimşir kaval) eşliğinde horonlar oynayarak toplanır, köydeki tüm evleri tek tek gezerler koliva [1], fındık, meyva, ceviz vs. toplarlardı. Evlerin önüne gelen çocuklar yine köyden köye de-ğişen ama ana teması benzer bir Kalandar tekerlemesi söyler karakoncoloz oyunu adı verilen bir seyirlik oyun oynardı. Bu sırada tek tanrılı dinler öncesinden kalıntısı olan pek çok ritüel gerçekleştirilir özellikle bereket kültü ile ilgili çeşitli tekerlemeler söylenirdi.

    “Kalandar gecesi devlet bacası
    Tasımı dolduran cennet hocası
    Doldurtmayan cehennem hocası
    Üstte erkeği altta dişi” (Çaykara, Şur)




    Karakoncolos, ayı postuna bürünmüş, beli çındıraklı ve eli değnekli olarak tasvir edilir.

    Kalandar gecesi gezmelerinin en öenmli özelliği çocuklardan birisinin karakoncolos kılığına girmesi idi. Yüzü kazanın altından alınan maniya[3] ile siyaha boyanan, üzerine postlar giyerek ayıya benzetilen, beline koyun ya da inek çanları [4] takan, elinde değnek taşıyan bir genç bu kılığa sokulmakta bir kemençeci ve çocukların söylediği tekerlemeler eşliğinde kapı kapı dolaşarak evlerden yiyecek toplamkataydı. Bazı köylerde oyuncu kadrosuna kadın kılığına sokulmuş bir erkek (gelin), şeytan (ateşçi), doktor, damat [5](kizir), ağa, ihtiyar[6], deve (birkaç oyuncu tarafından oluşturulurdu) eklenirdi.
    Çarşıbaşı ilçesinde ise bir değneğin ucuna bağlanan bir torba [7] ev kapısından içeri uzatılarak:


    “Gece geldim kapınız
    Selam verdim Yapınıza
    Selamımı almazsanız
    Daha gelmem yapınıza (Çarşıbaşı)

    Ya da (oyunda karakoncolos yerine deve kullanılıyorsa istekler biraz abartılırdı)

    Galandariya Farfariya
    Gèt kilara Gel gapiya
    Vèr deviye
    Pestilden, tuţdan
    Almadan, armutţan
    Şekerden, çaydan
    Külekteki yağdan
    Bulğurdan, yarmadan
    ğavurmadan, ğıymadan
    Dahasını saymadan
    Vèr babam (ağam, Bacım, Nenem) Ver! (Gümüşhane)


    tekerlemesini söylenir, ev sahibinin torbayı doldurması beklenirdi.Kalandar eğlenceleri adı aynı olmamakla birlikte Ordu, Giresun, Rize ve Gümüşhane’de de aşağı yukarı aynı şekilde gerçekleşmekteydi. Çoğunlukla toplanan yiyecekler pişirilip yenilirdi [8]. Büyük köylerde her mahalle kendi kalandar grubunu oluşturur, torbasını yiyeceklerle dolduruken bir yandan da komşu mahallelerin kumpanyalarının torbasını kapıp kaçma mücadelesi verilirdi. Bölgedeki Hristiyan Rumlar ise kalandarı eğlenceden öte (noel dolayısıyla) dini bir atmosfere büründürmüşlerse de tekerleme ve türkülerin sözleri Anadolu’da, Yunanistan’da hatta aşağıda derlenmiş örnekte olduğu gibi Kırım’da da aşağı yukarı aynıydı.

    Kalimera ais Vasil (Merhaba, Aziz Vasil)
    Na fers iyia, ivlouiyia (Bize sağlık ve inayet)
    Biritet, prama, lougar (tahıl, sığır, eşya)
    Kapitia, fimoria, kalo kardia (para, altın, iyi kalp getir) [9]

    Kalandarın ilk günü

    Kalandar ayının ik günü eve ilk giren kişinin taşıdığı özelliklerine göre yılın iyi veya kötü geçeceğine işaret edileceğine ciddi ciddi inanılmaktaydı. Eve kötü huyu, şanssızlığı ile tanınan ya da kör, topal, fakir, kısır kişilerin girmesinin o yıl felaket getireceğine inanılmaktaydı. Bu yüzden bu önemli iş kadere bırakılmaz iyi huylu temiz giysili çocukların eve ilk giren olması sipariş bile edilirdi. Hemşin gibi yörelerde yılın berketini garantiye almak için ahırdaki öküz eve getirilerek sağ ayağıyla eve girmesi sağlanırdı.


    Kalandarın gün sayması ya da minoloya

    Sadece kanandar sabahı değil kalandarı takip eden 12 takip edilerek ve her gün bir ay ile ilişkilendirilerek o yılın nasıl geçeceği konusunda kehanette bulunulurdu. Sözgelimi 6 gün yağmur yağmışsa Kiraz ayı (Haziran) yağmurlu geçecekti. Bazı yörelerde yeni yıl Mart ayından başlatıldığından Mart Dokuzu [10] adı verilen bu son derece bilimsel (!) geleneğin bir de adı vardı: Minoloya [11] yani Rumca “Ay bilimi”.

    Kalandar: Terminoloji ve etimoloji

    Latince “calandae” ayın birinci günü anlamında olup aynı zamanda hesap tutulan defter anlamına gelen “calenderium” batı dillerine takvim kelimesinin karşılığı olarak İngilizce’ye calendar, İtalyanca calendario, İspanyolca calendario, Fransızca calendrier olarak girmiştir. Ortodoks Hristiyan Rumlar 24 Aralığı 25’ine bağlayan gece “kalanda/kalanta” adı verilen noel şarkıları söyleyerek Hz. İsa’nın doğumunu kutlarlar. Batı Ermenicesi’nde gağant ise yılbaşına verilen isimdir (Doğu Ermenicesinde surp dz'nunt). Ermeni çocuklar, 5 Ocak gecesi "Melkon, Kaspar yev Bağdasar, avedis" şarkısını söyleyerek evleri dolaşır ve İsa'nın doğumunu kutlarlar. Çocuklara küçük hediyeler ve bahşiş verilir. Yunanca kalanta olan kelime bölgemiz Rumları tarafından kalantaris (καλαντάρης) olarak kullanılmış Türkçeye kalandar ya da kalandaris, Megrelce’ye Megrelce kalanda olarak geçmiştir. Ermeni kültüründen etkilenen Tunceli (Dersim) bölgesinde gelenek yerel motiflerle birleşerek ‘Sera Sala Höyüye, kağandi, kağant’ adıyla bilinip benzer şekilde kutlanmaktadır.

    Kalandar çöreği

    Kalandar günü köy gençlerinin evlerden topladığı malzeme ile pişirdikleri ve delikanlıların/genç kızların, bu çöreği yedikleri gece, evlenecekleri erkekleri rüyalarında göreceklerine inandıkları aşırı tuzlu çöreğin adıdır.

    Kalandaris Kulandaris

    “galandaris gulandaris

    erkek uşak dişi buzak

    bir feli kabak”

    Bir zamanlar yörenin çocukları bu günü iple çekerdi. ev ev dolaşır, akşamdan hazırladıkları bez torbaları çaldıkları kapıdan içeriye uzatırlardı, ağızlarında kulağı okşayan bir tekerleme :

    “galandaris gulandaris

    erkek uşak dişi buzak

    bir feli kabak”

    Evin sahibi de zaten Kalandar hazırlığını yapmış, kapıdan uzanacak bez torbaları beklerdi. Bir gün öncesinden koliva kazanları kaynatılmış, tekerlemenin içinde geçen “bir feli kabak” pişirilmiş olurdu. Avuç avuç fındık , ceviz ve meyveler dodurulurdu torbalara. Çocuklar tüm kapıları “galandaris gulandaris” yaptıktan sonra mutlu bir şekilde topladıklarını yemeye giderlerdi.

    Yine, Kalandar sabahı genç kızlar erkenden suya gidip başlarını yıkardı, saçlarımız uzun olsun diye...

    Bekarların dilinde de bir kalandar türküsü:

    “Kırlangıç yuva yapar karaağaç kovuğuna

    Bekarlar neler çeker Kalandar soğuğunda”

    Artık, Kalandar ayında “galandaris gulandaris” yankılanmıyor kapılarda. Koliva kazanları kaynamıyor, kabak felileri pişmiyor Kalandar çocuklarına özel. Genç kızlar da saçımız uzun olsun diye erkenden sulara koşmuyorlar.

    Ama Kalandar ayı hala soğuk...

    1. Rumca “Haşlanmış mısır”. Aynı zamanda bir çeşit helvanında adıdır.
    2. Karakoncolos (dağ adamı, yaban adamı, koncoloz) :
    3. Rumca “is”
    4. Kelek ya da hohor denilir
    5. Sürmene’de “efe” Rumca “ergenlik çağına gelmiş delikanlı”
    6. Kocaman’da denilirdi
    7. Bazı yörelerde çanta da kullanırdı. Sopanın üzerine ziller takılması da adettendi.
    8. Bazı yöreler de ise Örneğin Ordu Mesudiye’de toplanan erzak satılır ve paralar eğlenceye iştirak edenler arasında paylanırdı.
    9. E. V. Khadzhynov. Yalta, Kırım
    10. Eve gelen kişinin uğur getireceği geleneği Mart kırma adıyla bilinir. O yıl mahsülün iyi olması, sığırların gebe kalması, ev halkının sağlık ve refahı, eve ilk giren kişinin uğuruyla doğrudan ilgilidir.
    11. İfedos da minoloya kalo uçerthe “Bu yıl minoloya iyi gelmedi” (Dernekpazarı)
    12. Karakoncilo “karakoncolos” kelimesinin çoğuludur ve genellikle oyunlarda momoyeroslar ya da karakoncilo (Karakoncolozlar) olarak adlandırılır. Anadolu’da benzer oyunlar Ayı oyunu (Yozgat), Saya Gezme, Arap oyunu, Deve oyunu vs. olarak adlandırılır.

    Kaynak

    Özhan Öztürk 28 Aralık 2007
    Tekne Dergisi 2. Sayı


    Kalandarla ilgili videolar
    http://www.youtube.com/watch?v=zcMfD...eature=related
    http://www.youtube.com/watch?v=Nj_Un...eature=related
    "Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir.
    Fakat hepsi ayrılır, olmazsa lisanı bir..."

    HarekeTSİRAsi bizumdur!

  2. #2
    Muhalif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.06.2004
    Nereden
    Hatay
    Yaş
    42
    Mesajlar
    3,026

    Standart

    Teşekkürler Nuray...

    Karakoncolo hikayelerini az dinlememiştim rahmetli nenemden... Bir de kalandaris etme olayı vardı tabi.. nenem bizzat kalandarın ilk günü bacısını çağırırmış eve ilk giren o olsun diye..

    Annem de Ordu'lu olmasına rağmen kalandar denilmese de onlar da da aynı gün yani kalandarın ilk günü eve ilk giren kişi muhabbeti varmış...

    Ben de bir tek benim aklımda kaldı sanıyordum bu konu.. tekrar teşekkürler hatırlattığın için..
    #7 King of Kings

  3. #3
    Cyzio - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.02.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    58
    Mesajlar
    4,700

    Standart

    Ben de bu konuyla, Sevgili Fanatik Pacci'nin hakkımda yazdığı yazıyla tanışmıştım:

    (Ben daha küçükken elektrik kesintisi olduğu akşamlarda büyük-küçük hepimiz toplanır birbirimize hikayeler, efsaneler anlatırdık. Daha doğrusu büyükler anlatır, biz küçükler dinlerdik. Onlardan biri de Karakancula. -telaffuzu farklı olabilir- Eğer bu hikayeyi net hatırlayanlar varsa dinlemek isterim. Benim hatırladığım kadarıyla Karakancula; Hayvan mı yoksa -gece gece yazıyorum 3 harfli diyeyim siz anlayın. Aslında korkmam ama...- mi olduğu tam bilinmeyen, üzeri tüylerle kaplı, buzağıları boğan -yada yiyen- yine yeni doğmuş bebekleri boğan ve insanları taklit eden bir yaratık. -Net hatırlamıyorum ama sanırım yılda belli bir dönem ortaya çıktığını anlatıyorlardı.- Karakancula ortaya çıktığında insanlar korkar, ne yapacağını bilmez, telaşla hareket eder Karakancula'nın da onunla aynı şeyi yapmaya çalışması sonucu kendisine, evine, eşyalarına vs. zarar verirmiş. Bir gün tarlada ateş yakan bir adam Karakancula'yla karşılaşmış. Ne yapacağını bilmiyor. Koşmaya çalışmış Karakancula da koşuyor, durmuş o da duruyor. Karakancula'nın, yaptığı herşeyin aynını yaptığını gören adam ateşten bir parça almış ve üzerine yaklaştırmış. Karakancula da ateşi almış ve üzerine yaklaştırmasıyla tüylerinin tutuşması bir olmuş. Yanan Karakancula "Ben bağa etdum oni! Ben bağa etdum oni!" diye bağırarak kaçmış...)


    Konuya bağlayacak olursak Cyzio hocayla ilgili yorum yapmak, onu anlatmaya çalışmak gerçekten çok zorama yapacak birşey yok. Bu ismi öneren kişi olarak "Ben bağa etdum oni!" (Altı üstü bir cümle için alakasız bir konuyu çok fazla uzattığımın farkındayım. Kusura bakmayın)...
    Ne yazık ki çok eskilerden 1-2 maç yapmışız diye biliyorum...şimdi o zaman yanlışlara imza atan kişiler yüzünden biz de şikeci mi oluyoruz ? Bu işi gelenek haline getiren 1-2 kulüp haricinde kuluplere sürekli şikeci unvanı vermek ne derece doğru?
    Cengiz Çubukçu

  4. #4
    Great White - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    22.09.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    6,968

    Thumbs up

    Nuray eline sağlık

    Hiç duymamıştım şimdiye kadar ama yukarıdaki yazıdan okuduğum kadarıyla eski pagan ya da şaman toplumlarındaki rituelleri andırıyor sanki..

    Temelde insanları biribirleriyle daha da kaynaştırmak, komşuluk bilincini geliştirmek, ihtiyacı olan insanlara yardımcı olmak ve daha bereketli bir hayat için güzel dileklerde bulunmak üzerine kurulu bir amaca hizmet eden çok ilginç bir gelenek olduğu kesin..

    O zamanlar bu denli canlı etkinliklerle sembolize edilmiş olan bu inanışlar, günümüze törpülene törpülene bilindik cin hikayeleri olarak gelebilmiş sanırım

    Teşekkürler ilginç paylaşımın için
    "söylediklerin kimseyi rahatsız etmiyorsa hiçbi' şey anlatmıyorsun demektir"

    GW

  5. #5
    Forumdan Uzaklaştırılmıştır Sevgi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.10.2004
    Yaş
    40
    Mesajlar
    4,327

    Standart

    Teşekkürler Nuray

    annem her yıl üşenmeden bize kalandarı anlatır ''bugün galanderin 1 i'' diye başlar
    “Kalandaris kulandaris
    Erkek uşak dişi buzak
    Ver Allah ver
    Dolsun bucak”

    tekerlemesiyle devam eder tesadüfen halamda bizdeyse süper oluyor resmen tiyatro kuruyorlar odanın ortasına Nuray'ın yazdıklarını okurken annem canlandı gözümün önünde Zaten hep imrenmişimdir annemim çocukluğuna Belki de onun yüzünden köyde yaşamak gibi bir hayale sahibim

    Nuray gerçekten çok teşekkürler okurken nasıl mutlu oldum anlatamam

  6. #6
    Trabzonspor Kongre Üyesi

    BMN Yönetim Kurulu
    A.Hilal Çakıroğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19.08.2004
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    6,543

    Standart

    Ben de teşekkür ederim Nuraycım, kalandar oyununu görmemiş olsak da kocakarı hesabı yeni yılın ilk gününde yapılanlara çokça şahit oldum. Haliyle oyunu oynayan, kapımızı çalan birileri olmasa da kolivamızı pişirirdik yine. Yanlış hatırlamıyorsam bereket getirsin diye sabah erkenden koç sokulurdu giriş kapısından, yazıda olduğu gibi sağ ayak önde. Babaannem çok önem verirdi bu konuya abimi sıkı sıkı tembihlerdi evine ilk giren olması için. Kimse misafirliğe gitmezdi o gün, yıl boyunca yaşanacak tersliklerden ötürü suçlu görülmesin diye. Bu günü ututan yada bilmeyen bir misafir gelirse de yıl boyunca başa gelen tersliklerde bolca çınlatılırdı kulağı Yine hala yeni yılın ilk 12 gününde özellikle hava şartlarına bakılır ve bu sene kurak mı geçecek? yağmurlu mu? bereketli mi olacak, kıtlık mı olacak? tahmin eder büyüklerimiz
    Bir de okurken hayal etmeden edemedim. BMN üyelerinin bir köyde toplandığını ve bu oyunları oynadığını düşünsenize Ne kadar zevkli olurdu.
    Konu A.Hilal Çakıroğlu tarafından (09.01.2008 Saat 12:16 ) değiştirilmiştir.
    Fanatik Pacci

  7. #7
    TheRapZoNe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.09.2004
    Nereden
    Trabzon
    Mesajlar
    2,130

    Standart

    Hey gidi galandar gunu(baslikta kalandar yaziyor ama biz galandar diyoruz ).. Ocagin 13"u.. Cocukken bazen koyde bazende Akcaabat"ta kapilara poset atip merakla meklerdik portakal,findik,ceviz,mandalina vs gibi bir seyler
    Konu TheRapZoNe tarafından (09.01.2008 Saat 16:27 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Koray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    05.03.2007
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    15,489

    Standart

    biz küçükken her yıl çıkardık galandar gecesine

    benim başımdan çok ilginç şeyler geçti bu galandar gecelerinde...adamın birinin kapısana poşet koyduk meyve koysun için diye herif reçel koymuştu


    not: onun adı kalandar değil galandar
    Lig Tv'de diğer maçların beleş izlendiği tek şehir. Trabzon!



  9. #9
    İskender - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    05.10.2007
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    39
    Mesajlar
    1,265

    Standart

    İlk kez duydum derken utanmıyor değilim...
    Kültür erozypnu bu olsa gerek...
    Eskiden Sungu61 idi ....

  10. #10
    Trabzonspor Kongre Üyesi

    BMN Yönetim Kurulu
    Cengiz Çubukcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.03.2005
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    13,952

    Standart

    Ben de çocukluğumda kalan anılarımın içinde hayal meyal hatırlayabiliyorum...kapının arkasına torba konurdu ve kim almaya geldiyse görmek istenirdi ama onlar da kendilerini göstermek istemezdi...

  11. #11
    Nuray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04.12.2006
    Yaş
    33
    Mesajlar
    468

    Standart

    asıl ben teşekkürederim ilgili olduğunuz için...

    bende bir tek ben biliyorum sanmıştım

    keşke yılbaşlarında yaptığımz saçma sapan şeylerin yerine bu tarz kültürümüzü yaşatmaya yönelik etkinlikler eğlenceler düzenleyebilsek keşkee
    "Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir.
    Fakat hepsi ayrılır, olmazsa lisanı bir..."

    HarekeTSİRAsi bizumdur!

  12. #12
    Özkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.03.2007
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2,454

    Standart

    Bizim orada (Amasya) yılbaşı 21 Mart'tır ve bu güne "Mart Dokuzu" deriz. Aynısı olmasa da benzer ritüeller yaşanır.

    Bu yazıyı unikaradeniz.net'te yazan siz misiniz?
    Stand-upçı başkan istemiyoruz!

  13. #13
    Uğur Aydın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.01.2006
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    39
    Mesajlar
    426

    Standart

    Alıntı Kokturk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bizim orada (Amasya) yılbaşı 21 Mart'tır ve bu güne "Mart Dokuzu" deriz. Aynısı olmasa da benzer ritüeller yaşanır.

    Bu yazıyı unikaradeniz.net'te yazan siz misiniz?
    Yok ama oda bizum ekrabadur,ansaneri,nuray ben ekreba sayiliruk
    TRABZONSPOR 1967

  14. #14
    Özkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.03.2007
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2,454

    Standart

    Yanlış anlamayın, emeğe saygı ve copyright konusunda çok hassasım da.
    Stand-upçı başkan istemiyoruz!

  15. #15
    Nuray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04.12.2006
    Yaş
    33
    Mesajlar
    468

    Standart

    peki napalım nasıl duyuralım bu tarz şeyleri kopyala yapıştır yaptığımız konuyu bir gözden geçirin isteseniz geyik olayı değil bu kültür paylaşımı bir yerde unutmayalım
    "Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir.
    Fakat hepsi ayrılır, olmazsa lisanı bir..."

    HarekeTSİRAsi bizumdur!

  16. #16
    Özkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.03.2007
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2,454

    Standart

    Alıntı Nuray Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki napalım nasıl duyuralım bu tarz şeyleri kopyala yapıştır yaptığımız konuyu bir gözden geçirin isteseniz geyik olayı değil bu kültür paylaşımı bir yerde unutmayalım
    Öncelikle, çalışmayı çok beğendiğimi söylemeliyim. Yazanın ellerine sağlık.

    Anlatmağa çalıştığım şey, kaynak göstermeden kopyala-yapıştır yapmanın yanlışlığıydı, sizin yazınızsa sorun yok tabiî.
    Stand-upçı başkan istemiyoruz!

  17. #17
    Nuray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04.12.2006
    Yaş
    33
    Mesajlar
    468

    Standart

    kaynağı belli

    bu arada bu tarz konuların bence bolca açılması gerekiyor ve de kaynağın çok çok önemli olduğuna açıkcası inanmıyorum çünkü bu tanıtım yazısıdır bir yerde içinde kişisel birşey yok ne şiir nede duygusal yazı bizimle ilgili betimleme tanımlama başkada birşey değil
    "Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir.
    Fakat hepsi ayrılır, olmazsa lisanı bir..."

    HarekeTSİRAsi bizumdur!

  18. #18
    eys_61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27.09.2004
    Nereden
    Gaziantep
    Yaş
    34
    Mesajlar
    1,473

    Standart

    Ufakken birilerinin (genellikle küçük amcamlar) peşine takılıp kapı kapı gezdiğimizi hatırlarım hala,sonraları mahallenin çocukları kapıya dayandıklarında anımsar olduk kalandar zamanı olduğunu şimdi onu bile çıkaramıyoruz ya
    Kalandarda yiyecek toplamaya çıkmışken gizlilik esastı,kapıdakilerin kim olduğunu bilsen bile çaktırmazdın kural böyleydi.Tabi bazen kuralı bozar tanıdıkların attığı torbanın ipini çözüp ellerindeki iple kalmalarına gülerdik
    Her daim TRABZONSPOR!
    Türkiye Kyoto'yu imzaladı
    "7"

  19. #19
    Emorfo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31.05.2004
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    6,422

    Standart

    Bu gibi eğlencelerin son kuşağı annelerimiz ve babalarımızın kuşağıdır. Onlardan sonra hızlı göçle köylerde kimse kalmadı bu gibi gelenekler de unutulmaya başlandı. Çocukluğumun ufak bir kısmı köyde geçtiği için bu eğlenceleri hayal meyal hatırlıyorum. Ayı postu bulunamadığı zamanlar birisi sobadan odun kömürünü alıp yüzüne sürer siyaha bürünürdü. Birisi kadın kılığına girer, birisi arkadaşını omuzuna alıp beyaz bir çarşaf üstlerine geçirilerek uzun boylu bir hayalet oluverirdi. Farklı kılıklarda kapı kapı dolaşırdık. Bir de bizim oraların ırgatları olurdu. Özellikle kışa doğru evlerin ambarlarında veya eski evlerde mısır övütmek yani mısırın tanelerini çıkarma ırgatı Kızlı erkekli gruplar maniler yakar, atışmalar yapar, horonlar ederdi. Bu ırgatlara farklı köylerden kız ve erkekler katılırdı, eskilerin tabiriyle sevdalıkların çoğu böyle başlardı. Yoğun bir sosyal dayanışma ve bağ vardı. Şimdiki durumla kıyaslıyorum da bilgisayar başında büyüyen bir nesil geliyor, ilerisi için baya kaygı verici.

    karakonculo ise çocukluğumuzun efsane yaratıklarından biriydi. Yaramazlık yapan veya uyumayan çocuklara ilk uyarı karakonculo ile yoluyla verilirdi. Malum köy evlerinin tuvaleti genelde balkon tarafında oluyor, korkudan tuvalete gidemezdik Bir çoğuna şahit olmakla birlikte özellikle geceleri zifiri karanlık olan ormanlarda ışık kümeleri görür, bağrışmalar, haykırışlar duyardık. Gerçi her sene giderim her sene de benzer şeylere şahit oluyorum. Doğası bozulmamış havası bozulmamış, kendinizle başbaşa olduğunuz nezih mekanlar oldu artık köyler. Seyirlerin, galander gecelerinin yerine şimdi derin bir sessizlik hakim. Artık galander gecelerinin yerini televizyonlar, bilgisayarlar, cep telefonları aldı. Teknoloji feci şekilde hayatımızı değiştirdi ve değiştirmeye de devam ediyor.
    Konu Emorfo tarafından (10.01.2008 Saat 03:58 ) değiştirilmiştir.
    Bazen Sevinç Bazen Keder, Trazonsporlu Olmak Yeter!
    (Hepimiz TÜRKÜZ Ulan!)

  20. #20
    Forumdan Uzaklaştırılmıştır
    Üyelik tarihi
    10.12.2006
    Mesajlar
    230

    Standart

    Hepinizin Kalandar Bayramını kutluyorum..

    Kalandaris
    Kulandaris
    Ahırda dişi buzak
    yukarda erkek uşak
    Kırk bir bereket ile
    Geliyoruz!!

  21. #21
    Trabzonspor Kongre Üyesi
    Mehdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28.07.2006
    Nereden
    Trabzon
    Mesajlar
    13,050

    Standart

    Ahaaa unutmuştum ben.Akşam için büyük bir poşet ayarlıyayımApartman korksun benden.
    T R A B Z O N S P O R

  22. #22
    Coloradoydu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.04.2008
    Nereden
    Trabzon
    Mesajlar
    462

    Standart

    Alıntı Cengiz Çubukcu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben de çocukluğumda kalan anılarımın içinde hayal meyal hatırlayabiliyorum...kapının arkasına torba konurdu ve kim almaya geldiyse görmek istenirdi ama onlar da kendilerini göstermek istemezdi...
    Alıntı Mehdi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ahaaa unutmuştum ben.Akşam için büyük bir poşet ayarlıyayımApartman korksun benden.
    Aman diyeyim Tecrübeyle sabittir, sakın ola şehirde denemeyin. Küçükken apartman apartman gezer herkesin kapısına poşet koyardık. Çoğu adeti bilmez, kapıdaki poşeti yırtar ya da pusuya yatardı. Hatta aşağı sokaktaki dul Fatma teyze sopayla kovalamıştı bir defasında.

  23. #23
    melâl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11.02.2008
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    32
    Mesajlar
    3,192

    Standart

    Trabzonuma ve onun kültürüne dair bir şeyi daha öğrenmiş oldum...
    emeği geçenlere teşekkürler ederek biraz daha ataştırma yapayım konu hakkında

    zira mevzu çok dikkatimi çekti

    bordo kaplı defterime not aliyorum hemen

    Bu gibi eğlencelerin son kuşağı annelerimiz ve babalarımızın kuşağıdır. Onlardan sonra hızlı göçle köylerde kimse kalmadı bu gibi gelenekler de unutulmaya başlandı. Çocukluğumun ufak bir kısmı köyde geçtiği için bu eğlenceleri hayal meyal hatırlıyorum. Ayı postu bulunamadığı zamanlar birisi sobadan odun kömürünü alıp yüzüne sürer siyaha bürünürdü. Birisi kadın kılığına girer, birisi arkadaşını omuzuna alıp beyaz bir çarşaf üstlerine geçirilerek uzun boylu bir hayalet oluverirdi. Farklı kılıklarda kapı kapı dolaşırdık. Bir de bizim oraların ırgatları olurdu. Özellikle kışa doğru evlerin ambarlarında veya eski evlerde mısır övütmek yani mısırın tanelerini çıkarma ırgatı Kızlı erkekli gruplar maniler yakar, atışmalar yapar, horonlar ederdi. Bu ırgatlara farklı köylerden kız ve erkekler katılırdı, eskilerin tabiriyle sevdalıkların çoğu böyle başlardı. Yoğun bir sosyal dayanışma ve bağ vardı. Şimdiki durumla kıyaslıyorum da bilgisayar başında büyüyen bir nesil geliyor, ilerisi için baya kaygı verici.
    istenilse bu hoş gelenek sürdürülebilir ama değil mi ??

    karadenizin kültürüne sahip çıkma ve onu tanıtma konusundaki başarısı da göz önüne alınırsa

    neden olmasın diyorum....
    *Gamze Melâl Tokay

  24. #24

  25. #25
    Trabzonspor Kongre Üyesi
    TURHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.08.2004
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    1,876

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •