PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayri Gür (Hocaların Hocası)



Külünkoğlu
16.04.2010, 12:56
HAYRİ GÜR

1912 yılında Limni Adası’nda doğan Hayri Gür, İstiklal Savaşı’nın ardından gerçekleşen mübadele acısını yaşadı. İlkokul 3. sınıftan sonra eğitimini Foça’da tamamlayan Hayri Gür 12 Ekim 1939 tarihinde Trabzon Lisesi’ne atandı. Tenisten voleybola, güreşten atletizme, yüzmeden kürek yarışlarına kadar birçok sporu Trabzonlular’a öğretti. Trabzon Lisesi’nde beden eğitiminin yanında, coğrafya, müzik ve Almanca öğretmenliği de yaptı.

İdmangücü’nde futbol oynadı. Trabzon’da neredeyse bütün amatör takımları çalıştırdı. Trabzon Lisesi’ni spor yurdu haline getirdi. İlk Başkanımız Ali Osman Ulusoy’un isteği, dönemin valisinin de ricasıyla 1966 yılında Kırmızı-Beyazlı renklerle kurulan Trabzonspor’u çalıştırdı.

Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Ali Özbak'ın son röportajından Hayri Gür;

Trabzon Lisesi’nde birbirinden yetenekli öğrenciler yetiştiren Hayri Gür, Hüseyin Avni Aker Stadı’nın inşa edilmesi ve stada şimdiki adının verilmesini sağladı. 5 yıl Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü vekilliği yapan Hayri Gür aynı zamanda kulübümüzün yaşayan en yaşlı divan kurulu üyesiydi. Trabzon maarif tarihinin önünde saygıyla eğilesi isim olan Hayri Gür, hayatını Erdoğdu Mahallesi’ndeki evinde 08/04/2010 tarihinde tamamladı.


Hem okulda, hem de sahalarda çok sayıdaki Trabzon insanının hocasıdır… Elbette ki benim de hocam!
Hayri Gür anlatıyor…
1912 yılında Limni'de doğdum. Limni, o tarihte Osmanlı toprağı idi. Limni'nin son Belediye Başkanı babam Hülkü Gür idi.
Ben, 8 ya da 9 yaşlarında iken Limni, Yunanistan toprağı oldu. Mübadele “Değiş tokuş” uygulaması sonucu, biz İzmir Foça'ya yerleştirildik.

***

İlkokulu Foça'da bitirdim. Sonra İzmir Öğretmen Okulu'nu yatılı olarak okudum. Altı yılda bitirdiğim bu okuldan öğretmen olarak çıktım. Tayinim Ağrı'ya oldu, ancak gidemedim.

***

Askerlik görevimi yerine getirmeye gittim. Yedek Subay öğrenci olarak, önce İstanbul Halıcılar'da iki ay kaldım. Daha sonra Ankara Harp Okulu'nda Yedek Subay öğrenci olarak devam ettirildim. Yıl 1937… Yedek Subaylığımın son 6 ayını kura ile yine İzmir Foça'da yaptım. Ege Manevrası'na katıldım.
13.10.1937'de Atatürk imzalı “Ege Manevra Madalyası'nı” Genel Kurmay Başkanı “Mareşal Fevzi Çakmak”ın elinden aldım.
Bu Ege Manevrası sürecinde hep şunu seslendirdim: “Eğer manevrası bu ise harbi(savaşı) görmemek gerekir!”
Zira o imkansızlıkta, Foça'dan Kuşadası'na yürüme gitmiştik. Bu mesafe yaklaşık “Trabzon-Giresun” uzaklığından daha fazladır. Onu düşündüğümde halen tüylerim ürperiyor…

***

Ulu Önder Atatürk'ün defin töreninde de görev alarak, ona karşı son görev yapma bahtiyarlığını da yaşamışlardanım.

***

Hocam, biraz da futbola dönelim…
Gür Konuşuyor…
Spor yapmaya ve futbol oynamaya Foça'da ilkokul okurken başladım. İzmir Öğretmen Okulu'nda okurken de Göztepespor Kulübü ile bütünleştim.
Önce genç takımda, sonra A takımda oynadım.
-Hep sol açık mı oynuyordunuz?
Evet… Çünkü sadece sol ayağımı kullanabiliyordum. Ancak Altay Spor Kulübünün Milli santrforu Vahap Altaylı vardı. Bana, “Sen yarım futbolcusun” derdi. Neden diye sorduğumda, “Tek ayaklısın da ondan” derdi.
Ben de bunun üzerine sağ ayağımı geliştirdim. Hatta ihtiyaç olduğunda Göztepe beni sağ açık bile oynattı.
-Beden Eğitimi Öğretmeni nasıl oldunuz?
Askerden terhis olduktan sonra Ankara Gazi Beden Eğitimi Bölümüne girdim. 1938-39 öğretim yılında mezun oldum. Kura çekimi ile Trabzon Lisesi'ne atandım. Hasan Polat, Gençlerbirliği'nde idi, ben ise Güneşspor'da oynuyordum. Ona, Trabzon'un nasıl olduğunu sordum: “Çok güzel bir il ve insanları da çok iyi! Futbol oynamak da istiyorsan İdmanocağı'nı tercih edersin.” Ayrıca, çok kimse benimle becayiş yapmak isteyince, anladım ki Hasan Polat doğru söylüyor.
Bunun üzerine kesin olarak Trabzon'a gelmeye karar verdim ve geldim! Yıl 1939 ve hala buradayım.
-Tayin yerin Trabzon Lisesi miydi?
Evet… Lise, bugünkü Kanuni Anadolu Lisesi'nin bulunduğu yerde ve geçici olarak eğitimini sürdürüyordu. Bugünkü Kavakmeydan'daki lise binası ise inşaat halindeydi.
1939'da başladığım lise öğretmenlik görevimden, yaş haddinden dolayı 1977'de emekli oldum. Tam 18 okul müdürüyle görev yaptım. Okulda, idarecilik de, öğretmenlik de, antrenörlük de, futbolculuk da yaptım…

***

Ankara'da okuduğum süreçte, Futbol Federasyonu eski başkanı Orhan Şeref Apak, Güneşspor Kulübünün Genel Sekreteri idi. Beni, Güneşspor kulübüne o taşıdı. Trabzon'a gelinceye kadar Güneşspor'da oynadım…

***

Trabzon'a geldiğimde, Hasan Polat'ın tavsiyesi, düşüncem içerisinde yer yapmıştı. O dönem, lise Beden Eğitimi Öğretmeni ve Beden Terbiyesi Bölge Asbaşkanı (Başkan Vali idi) Hüseyin Avni Aker'e bu fikrimi açtım. O, buna anında karşı çıktı.
Çünkü o süreçte, İdmangücü camiası, onu, İdmanocağı'nın tarafını tuttuğu gerekçesiyle eleştiriyormuş.
Nedeni olarak da; dönemin Belediye ve İdmaocağı Kulübü Başkanlıklarını birlikte yapmakta olan Cevdet Akçay ile çok yakın arkadaşlığına dayandırılıyormuş.
Bu nedenle bana, “En iyisi sen İdmangücü'nü seç. Hem böylece dengeyi sağlamış oluruz. Biriniz İdmanocağı'nda (Deli Mustafa Usman), diğeriniz İdmangücü'nde olursunuz” dedi.
Ben de onu dinledim. Çünkü o muhteşem bir sima idi. Zaten onun için isminin bugünkü sahaya verilmesi için öneri getirmişimdir. Bu da, uygun bulundu ve verildi. En çok memnuniyet duyduğum olaylardan biri de budur.
Hüseyin Avni Aker, o kadar ortaya bir insandı ki; yine o yıl, voleybol müsabakaları organize etmiştik. Bunun oynanacak sahası, sadece İdmanocağı'nın Ziyabey'deki sahası idi.
Ancak İdmangücü yöneticileri, Osman Genç ile Esmer Nihat” bu organizasyonu tek bir şartla kabul edeceklerini söylediler: Kavakmeydan'da bir voleybol sahası yaptıracaksınız!
Aksi takdirde biz, İdmanocağı sahasında oynamayız.”
Bu istek de yerine getirilmişti.
-Trabzon Lisesi futbol takımı ortaya nasıl çıktı?
O yıllarda, ortaokullarda 'Oyun Yuvası', liselerde ise, “Spor Yurdu” birimleri vardı. Fakat, Trabzon Lisesi'nden başka spor yurdu olan lise ve muadili okul da başka yerde yoktu.
Bu gerekçe gösterilerek lise futbol takımı, muadili ligde oynamak üzere hem Beden Terbiyesi'ne hem de Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuruda bulundu.. Gerekçemiz kabul göründüğünden ötürü, Trabzon muhalli amatör kümesinde kulüp takımı olarak oynamaya hak kazandık. O süreçte lig; İdmangücü, İdmanocağı, Necmiati, Doğanspor, A.Sebatspor, Trabzon Lisesi ve Garnizon Karagücü olmak üzere 7 takımlı bir ligdi.
Karagücü de aynı lise gibi gerekçe göstererek muhalli lige alınmıştı.

***

Futbolcu olarak oynadığım ve antrenörlüğünü yaptığım Trabzon Lisesi futbol takımı, 1941 ile 1947 yılları arasında 6 kez üst üste şampiyon oldu. Bunun üzerine diğer kulüpler başvuruda bulundular: “Artık Muhalim mektebi, Ticaret Lisesi, Sanat Okulu ve Spor Yurdu var. Bu okullar, kendi aralarında okul ligi oynamalıdırlar. Dolayısıyla lise takımı bu ligden çıkarılmalıdır!”
Ortaya atılan bu düşünce kabul edildi. Böylece okullar bir daha amatör liglerde oynayamadılar.
Aslında böyle bir başvuruda bulunmayacaktılar. Ancak baktılar ki bu lise takımı var olduğu sürece biz şampiyon solamayız… O zaman lise 4 yıl idi. Futbolcu öğrencilerin biri gidiyordu, yenisi alttan hazır geliyordu.

-Avni Aker Stadyumu bu hale nasıl geldi?

Bu stadyumun var oluşunda Hüseyin Avni Aker'in payı çok büyüktür. O arazi bayağı eğimli idi. Sanat Okulu'nun kotu ile mahalle kotu arasında engebeli ve çukurlu bir arazi idi. Orası, görüldüğü gibi düz hale, Hüseyin Avni Aker'in ön görüsü ve çabası ile getirilmiştir.
Avni Aker'in girişimleri sayesinde Kars'ta bulunan ve müteahhitlik yapan Miraç Işılay'a, bu alanların doldurulması için ihale verildi.


Orası öyle kolayca doldurulup düzeltilmemiştir. Doldurulup düzeltilmesi, iki tekerlekli at arabaları ve kazma kürek ile yapılmıştır. Hem de 40-50 metre yüksekliğindeki çukurlar doldurularak. Elbetteki yamaç halindeki tepeler de düzeltilmek suretiyle ve daha sonra tesviyesi de yapılarak düz bir alan haline getirildi. Bence, o tarihte yapılmış müthiş bir işti.
(Hayri Gür’ün Hüseyin Avni Aker Stadının nasıl yapıldığı ile ilgili sözleri)


Hüseyin Avni Aker'den sonra kısa bir süre, Beden Terbiyesi Asbaşkanlığı'nı, Agah Erdemli yaptı. Ondan sonra ise bu görevi, 1953-57 yılları arasında yaklaşık olarak 5 yıl ben yürüttüm.

-Trabzon Lise futbol takımıyla ilgili bir anı…
Okul Müdürümüz Faik Dranaz'ın spora bakışı son derece olumluydu. O gün koşulu ve imkanları doğrultusunda ne yapılabiliyorsa hem izin verir hem katkı sağlardı.
1942 yılında Trabzon Lisesi futbol takımı olarak bölge grup müsabakalarına katıldık. Samsun'daki bu müsabakalarda 16 gol atıp hiç gol yemedik. Tüm maçlarımızı kazandık.
Bir üst tura, Mersin'de oynanacak müsabakalara katılma hakkı kazandık. Samsun'dan Mersin'e gitmemiz gerekiyordu.
Müdürümüz Faik Dranaz da, gitmemize izin vermişti. Yola koyulduk ve Kayseri'ye vardık. Ancak ihtiyaçlarımızı karşılayacak paramız da kalmamıştı.
Mersin'e telgraf çektim: “Ya bize opsiyon tanıyınız, ya da bizi diskalifiye ediniz.”
Onlar da bizim opsiyonumuzu kabul ettiler. Bu zaman içerisinde, Kayseri'de bir özel maç oynadık. Sağladığımız imkan ile doğruce Mersin'e gittik. Oradaki gruplara, Mersin İdmanyurdu, Denizlispor, Eskişehir Demirspor, Trabzon Lisesi olmak üzere 4 takım iştirak etmişti.
Lise takımı olarak ilk maçı Denizlispor, ikinci maçı ise Eskişehir Demirspor'la oynadık ve kazandık.
Son maçı Mersin İdmanyurdu ile oynayacağız. Herkes bizden taraftı. Çünkü Mersin İdmanyurdu, profesyonel takım görüntüsündeydi. Hem kibirli hem de havaları yerindeydi. Maçınr ilk yarısını 3-0 önde tamamladık.
İkinci yarı hakem kıyımı başladı! Maç 3-3 berabere bitti. Maç bitti. Neredeyse 7 dakika geçti, ancak hakem bitiş düdüğünü çalmıyordu. Amacı bizim yenilmemizdi.
Ancak 98. dakikada golü biz attık. 4-3 öne geçince de hakem umudunu yitirdi ve bitiş düdüğünü çaldı.
Bu yaşamım boyunca unutamayacağım bir keyifti. Çünkü zorluğu ve güzelliği bir arada yaşamıştık.
En önemlisi ise; maç sonrası Denizlili bahriyelerin bizleri omuzlarında taşımaları idi. Zaten o bahriyelerin büyük çoğunluğu Karadenizli ya da Trabzonluydu…
Orada yine, unutamadığım fıkra gibi bir olay yaşamıştım… Bizim takımın sağ hafı (sağbek) Trabzonlu Hacı Turgut Ömeroğlu, bana, “Hocam duştaki bir arkadaşımız boynuz istiyor” dedi. Ardından da ekledi: “Hocam ben burada boynuza benzer bir şey göremiyorum.”
Bu kez ben de ona, “Oğlum o boynuz değil bornozdur” dedim. Hacı Turgut, doğruyu öğrenince gülmeye başladı ve bunun üzerine oyuncu kadrosunun da gülüşmeleri ayyuka çıktı.

***

Bir de maç öncesi Mersin'de bir lokantada “Self servis usülü” yemek yiyorduk. Bizi gören Mersinliler şarkı söylüyordu: “Yolculuk var, yolculuk yarına…”
Bu bizleri inanılmaz derecede motive etmişti. Dedikleri de doğru çıktı ama biz yolculuğu gruplar şampiyonu olarak yaptık.
-Trabzon'da, hangi kulüplerde antrenörlük yaptınız?
Trabzonspor kuruluncaya değin, İdmanocağı ve Necmiati hariç, hemen hemen diğer kulüplerin tümünde yaptım. Bunlar; Lise, Trabzon Karması, Doğanspor, Yalıspor, A.Sebatspor, İdmangücü idi.
Bir başka önemli not da şu: Yalıspor'u çalıştırıyordum. Başkanı ise M.Ali Demirel idi. Ona, “Yav bu Yalıspor sözcüğü hiç kapsamlı değil. Bu ismi değiştirin de bunu Karadenizgücü Spor yapın” dedim. Sağolsunlar, önerimi uygun buldular ve Genel Kurul'a taşıyarak kulübün ismini Karadeniz Gücü'ne dönüştürdüler.
1961 yılına kadar tüm kulüpleri antrenörlük kursuna katılmadan çalıştırdım. Fakat 1961'de, İzmir'de açılan antrenörlük kursuna katılarak belgeli antrenör oldum.
O kursta, hatırladığım kadarıyla, Lefter Küçükantoniadis, Turgay Şener ve Şükrü Gülesin gibi isimler vardı.
1966'da kurulan Kırmızı-Beyaz Trabzonspor'un bir yıl süreyle başantrenörlük görevini yürüttüm.
Artık her şeyden emekli gibi yaşıyorum…

Cengiz Çubukcu
16.04.2010, 13:07
Trabzonspor dergisinde Tugay Kerimoğlunun babasından bahsetmiş, dün akşam okudum.... Trabzonsporun başındayken altını oymuşlar 1966 senesinde...

Kerimcan Yıldırım
16.04.2010, 13:59
Başlık için teşekkürler Metin!

LazAnisT
16.04.2010, 16:45
Teşekkürler Metin

İlker Akçay
16.04.2010, 20:34
Teşekkürler Metin abi.Allah gani gani rahmet eylesin.

isimsiz_61
17.04.2010, 11:17
allah rahmet eylesin...

Hayriye Ayan
17.04.2010, 18:04
allah rahmet eylesin
mekanı cennet olsun inşallah

pazarkapılı
27.04.2010, 16:15
24 subatta idmana cıkarken ilk idmanımı suanda kendi adına itaf edilen sahada yaptıgım efsane isim....ruhu sad olsun üstadın....

Asi Çaykaralı61
29.04.2010, 16:32
ALLAH Rahmet Eylesin

Mekanı Cennet Olsun

ALLAH Ailesine Sabırlar Versin

Ömer Kibar
09.05.2010, 19:19
Allah rahmet eylesin

Mekanı cennet olsun

Başlık için teşekkürler Metin abi.

Deniz Tosunoğlu
30.09.2010, 17:37
Allah rahmet etsin hayri hocami :(

Efendioglu
30.09.2010, 17:57
Allah rahmet eylesin

Külünkoğlu
08.04.2011, 16:06
Bugün ölüm yıldönümü. Allah gani gani rahmet eylesin.

Bugün 20:45’te TRT 3 Spor kanalında “Spor’da İz Bırakanlar” programında belgeseli yayınlanacak. İzlemekte fayda var arkadaşlar.

ilhan
08.04.2011, 16:08
Mekanı cennet olsun..

Alihan Ertürk
08.04.2011, 16:18
Hocamız vefat ettiğinde TRT'de yayınlanmıştı hayatını anlatan belgesel niteliğinde bir program, sanırım bu gece de aynısı yayınlanacak.. Öyle olsa bile ikinci kez izleyeceğim.

UğuR
08.04.2011, 18:01
Allah gani gani rahmet eylesin ...

TRT 3 deki programı izleyeceğim İnşallah...

Travelair
09.04.2011, 13:42
Allah rahmet eylesin. Hayatı bir belgesele sığmış yani..

Ozan Yılmaz
03.06.2015, 00:07
Trabzon'a sporu sevdiren büyük hoca. Dedemin bile beden eğitimi öğretmenliğini yapmış. Allah rahmet eylesin, çok değerli yaptıkları.

Ozan Yılmaz
08.04.2019, 13:27
https://pbs.twimg.com/media/D3nMGDxWkAA9dZb.jpg