Geri Git   bordomavi.net | Forum > bmn | FORUM EKSTRA > Ganita
Ana Sayfa Üye Ol SSS Üye Listesi Takvim Forumları Okunmuş Say

Ganita Spor Dışı Konularda Ganita'dayız...

Yanıt
 
Konu Araçları Biçimleri Göster
Eski 20-12-2006, 21:39   #26
Esra Yıldırım
 
Esra Yıldırım'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 09-05-05
Yer: İstanbul
Mesajlar: 645
Varsayılan

Baðlanmayacaksýn birþeye öyle körü körüne
"O olmazsa yaþayamam." demiyeceksin
Demeyeceksin iþte,yaþarsýn çünkü...
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela,o daha az severse kýrýlýrsýn
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,senin onu sevdiðinden
Çok sevmezsen çok acýmazsýn
Çok sahiplenmeyince çok ait de olmazsýn hem
Çalýþtýðýn binayý,masaný,telefonunu,kartvizitini
Hatta elini ayaðýný bile çok sahiplenmeyeceksin
Senin deðillermiþ gibi davranacaksýn
Hem hiçbirþeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsýn
Onlarsýz da yaþayabilirmiþsin gibi davranacaksýn
Çok eþyan olmayacak mesela evinde
Paldýr küldür yürüyebileceksin
Ýlle de birþeyleri sahipleneceksen
Çatýlarýn gökyüzüyle birleþtði yerleri sahipleneceksin
Gökyüzünü sahipleneceksin
Güneþi,ayý,yýldýzlarý
Mesela kuzey yýldýzý senin yýldýzýn olacak
"O benim." diyeceksin
Mutlaka sana ait olmasýný istiyorsan birþeylerin
Mesela gökkuþaðý senin olacak
Ýlle de birþeye ait olacakssan,renklere ait olacaksýn
Mesela turuncuya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksýn
Çok sahiplenmeden
Çok ait olmadan yaþayacaksýn
Hem her an avuçlarýndan kayýp gidecekmiþ gibi
Hem de hep senin kalacakmýþ gibi hayat
Ýliþik yaþayacaksýn hayatý
Ucundan tutunarak..

CAN YÜCEL
Esra Yıldırım çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-12-2006, 21:43   #27
Mollasalihoğlu
 
Mollasalihoğlu'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 03-07-04
Yer: forvet arkası
Mesajlar: 6.131
Varsayılan

"KAL" DESEYDİN KALIRDIM

"Kal"deseydin kalırdım, demedin oysa... Kuru bir "bitmesin"den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru, Öyle soğuk, Öyle uzaktı ki ondaki anlam! Bu kadar kolay mıydı her şey? Bu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydık sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan? Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden... Mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... Oysa o`nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen akşam ki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki tüm MARTILARDI uçurdun şimdi... Hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam? neden artık parlamıyor yakamozlar? Neden artık gözlerimde rüzgar esmiyor? Her şey seninle mi kaldı yoksa...

Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! Ben istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim, kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum ve senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı, balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... Su onun için hayat olmadı oysa... Ve... Sen de benim tutunacak dalım! Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması gereken ama daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda... Sen büyük fırtınalara vardın, bende lodostan bile ürküyordum. Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha doğrusu öyle sanıyordum... Binlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti... "BİTTİ" deyişim öylesine bir şeydi, öylesine sıradan, şakacıktan... "HAYIR" demeliydin! Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay`a sevgimiz diye... Beni yolumdan alıkoymalıydın... "KAL" demeliydin... Defalarca "KAL" demeliydin... Oysa demedin... Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmişim... Belki böylesi daha iyi oldu... "KAL" deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım, yakamozlarla kalırdım. Demedin oysa! Bilirmisin kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... Bilirmisin nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek... Bilirmisin nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... "KAL" deseydin kalacaktım... DEMEDİN OYSA!


Can Dündar


can acıtan bir yazıdır..
__________________
Kötü pas verebilirsiniz, kötü şut atabilirsiniz, kötü bir gününüzde de olabilirsiniz ama kötü koşamazsınız.
oflee61---> Mollasalihoğlu
Mollasalihoğlu çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-12-2006, 21:53   #28
Esra Yıldırım
 
Esra Yıldırım'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 09-05-05
Yer: İstanbul
Mesajlar: 645
Varsayılan

Aþkta Yarýn Yoktur Sevgili
Aþk bu dünyanýn ölçüleriyle açýklanamaz sevgili. O ilkel bir acýdýr, yaban bir aðrýdýr. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir þeye dokunur. Sonra bir perde açýlýr ve yolculuk baþlar. Bu yolculukta artýk para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iþ, anneler ve korkular yoktur. Aþkýn kendi gerçekliði vardýr sevgili. Ýnsan bir baþka ýþýða teslim olur...Aþkta yarýn yoktur sevgili. Zaman ileri doðru deðil, içeri, yüreklere, derinlere doðru iþlemeye baþlar, bilgeleþir. Hiç bilmediði sezgileriyle buluþur. Yükü çok aðýrdýr, kendiyle buluþmuþtur. Hem dýþýndadýr dünyanýn, hem de ortasýnda. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kýyýsýnda yakýlan yoksul adamýn hissettikleri de onunladýr, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaþayan kadýnýn çýplak yalnýzlýðý da. Her þey onunladýr, ona emanettir sanki, ama o, çýldýrtýcý bir yalnýzlýk içindedir yine de...Aþkýn kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanýmýza karýþan ilkel acý, o yaban aðrýyla hiçbir kitabýn yazmadýðý hakikatlere daha yakýnýzdýr, inan...Kim demiþti hatýrlamýyorum, aþk varlýðýn deðil, yokluðun acýsýdýr diye. Belki de bu yüzden ilk gençliðimde, o yoðun aþýk olduðum yýllarda, gözüme uyku girmez, dudaðýmda bir ýslýkla bütün gece þehri, o karanlýk, o hüzünlü sokaklarý dolaþýr, insanlarý uykularýndan uyandýrmak isterdim. Uyanýp, içimde derin bir sýzýyla uyanan o derin sancýnýn acýsýna ortak olsunlar diye...Aþk çok eski bir þeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluðumuz geçer. Sevdiðimiz insanlarýn çocukluklarý da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasýz yatýlýlar geçer. Ve sonra aþk bütün bunlarý alýr, daha da eskilere gider, hep o ilkel acýya, o yaban aðrýya... Ýnsan bazen nedensiz yere umutsuzluða kapýlýr. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanýr...Bazen denizler, kýyýlar çeker insaný. Ýnsan bu kapýlmayý anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaþanmasýndan korkulup vazgeçilmez aþklarýn sýzýsýdýr bu. Bu sýzý, bu yenilgi mevsimlerle yýllarla devredilir baþka insanlara... Bir insanýn yaptýðý bir hatanýn tüm insanlara yayýlmasý gibi...Ýþte þimdi biz de sevgili, ya olmadýk zamanlarda umutsuzluða kapýlýp, soluðu evlerde alacaðýz, ya da denizler, kýyýlar çekecek bizi. Nasýl biz baþkalarýnýn korkaklýðýný taþýyorsak, baþkalarý da bizim korkaklýðýmýzý taþýyacak, yenilgimizi, umutsuzluðumuzu...Birazdan sabah olacak...Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iþ, anneler ve korkular baþlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aþk yoktur ve hiç olmamýþtýr sevgili. Birbirimizi kandýrmayalým...Hadi güne hazýrlan. Yaþadýklarýmýzý unutmaya çalýþ. Aþk bize güvenip verdiði büyüsünü, sýrlarýný, cesaretini, bilgeliðini ve o ilkel, o yaban aðrýsýný geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üþüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarýn olacak...
Aþkta yarýn yoktur sevgili...
Cezmi Ersöz
Esra Yıldırım çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-12-2006, 22:00   #29
Ömer SEVİNÇ
 
Ömer SEVİNÇ'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 28-11-04
Yer: 35.ZorunluHizmetKurası
Mesajlar: 7.090
Varsayılan

Lavinia

sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.

sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.

sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyecegim
sen de bilme, lavinia.

Özdemir Asaf
__________________
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır!
- Eomer -
Belki de bana benim gibi bir ahmak lazım..
Ömer SEVİNÇ çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-12-2006, 22:01   #30
Ömer SEVİNÇ
 
Ömer SEVİNÇ'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 28-11-04
Yer: 35.ZorunluHizmetKurası
Mesajlar: 7.090
Varsayılan

KİMİ SEVSEM SENSİN

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

Attila İlhan
__________________
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır!
- Eomer -
Belki de bana benim gibi bir ahmak lazım..
Ömer SEVİNÇ çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-12-2006, 22:07   #31
Esra Yıldırım
 
Esra Yıldırım'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 09-05-05
Yer: İstanbul
Mesajlar: 645
Varsayılan

Yarim Haziran - Can Dündar

Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...
Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde...
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri...
Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın...
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin...
Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı...
Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
Tutkunum sana... sadık, itaatkar ve hayran.. ...
Yarim Haziran...!



***

Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol¤dum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu¤tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
Kimi gerçek, çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz...
Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
Yarim Haziran..!



***

Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana...
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi...
Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında... Sorguda ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi...
Kimbilir kaç sırrı sakladın... kaçını ele verdin... o gecikmiş hesaplaşmalarda...
Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman...
Müsebbibi sensin... Yarim Haziran...!



***

Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk..
... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu...
Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan:
'"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam.../Haziran'da ölmek zor\"...
Lakin doğmak da zor Haziran\'da...
Yaz kapıyı çalsa da;
... biliyoruz sonu hazan...
Yine de seviyorum seni...
Yarim Haziran..!

CAN DÜNDAR

En son Esra Yıldırım tarafından düzenlendi : 20-12-2006 22:13 Gerekçe: yeni yazı .
Esra Yıldırım çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 09:30   #32
***NiLLYyY***
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

SEVGILIME...

O kadar yakınsın ki bana,
Bir o kadar da uzak,
Sanki ilk defa aşık olmuş gibiyim,
Uzana bilsem bir adım kadar yakın,
Ama sanki ayaklarıma prangalar vurulmuş,
O bir adımı atamıyorum,
Sadece seyrediyorum seni,
Dizlerine yatıp, elini sımsıkı tutmak istiyorum,
Gökyüzüne bakar gibi,
Gözlerine dalmak istiyorum,
Sana bakarken prangaların ayağıma değil,
Yüreğime vurulduğunu hissediyorum,
İçin için yanan yüreğime,
Seni sevenin ben değil,
Yüreğimin olduğunu anlıyorum,
Yüreğim senin dostluğunu istiyor,
Yüreğim senin sıcaklığını istiyor,
Kırmamı söylüyor zincirleri,
Ve ilk defa kırmaya çalışıyorum,
Doğru bildiğim şeyleri atıveriyorum bir tarafa,
Sırf sana daha yakın olabilmek için,
Zincirlerle bağlı yüreğimi bırakıveriyorum,
Bir kuş gibi ormana,
Yüreğim bir kuş oluyor senin yanında,
Ürkek bir kuş,
Soğuk bir havada titreyen üşümüş bir kuş,
Çok şey değil istediği yüreğimin,
Sadece dostluğunu ve sıcaklığını istiyor,
Senin sıcaklığını,
Sonra kanat çırpıp uçmak istiyor seninle,
O güzellikleri seninle paylaşmak istiyor gökyüzünde,
Dünyadan uzak ..yüreğiM seninle...
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 12:59   #33
Cafer KILIÇSOY

Forum Yöneticisi
İstanbul İl Temsilcisi
 
Cafer KILIÇSOY'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 30-08-06
Yer: İstanbul / TRABZON
Yaş: 31
Mesajlar: 5.495
Varsayılan

Ey deniz gözlerini düşündüğüm içimdeki uzak
Gelmiyor elimden gelmiyor sana sarılmak
Bir sarmaşık olmuş aşkın, sarmış beni bir can gibi
Çırpınırsın yüreğimde heran heyecan gibi
Sende güldüm ,sende coştum, sende aşkı buldum ben
Sende neşe, sende huzur, sende mutlu oldum ben
Sırma saçlım, gül kokulum, benim canım sevdiğim
Ömrümce ben seni sevdim sensin boyun eğdiğim
Ne olur cek beni kollarınla uzaklıkları aşta
Fısılda aşkını nefes nefes kulağıma yaklaşta
__________________
Hami'leri Fatih'leri görmüş bir taraftara Umut'ları Gökhan'ları veriyorsunuz, sonra da ''arkasında durun'' diyorsunuz...Olacak iş mi bu? (Sergen Yalçın)
Cafer KILIÇSOY şu anda çevrimiçi   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 13:01   #34
Serap
 
Serap'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 04-10-06
Yer: Trabzon
Yaş: 28
Mesajlar: 4.853
Varsayılan

teşekkür ederim paylaşımlarınız için arkadaşlar şuan sakince okumaya fırsatım yok eve gidince kitlencem bu başlığa teşekkürlerrrr..
Serap çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 14:38   #35
..sen''e..
 
..sen''e..'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 12-12-06
Mesajlar: 11
Varsayılan

Sen benim...
Geçmişimden uzanıp da
Yanındayken dokunamadığım
Sevgilimsin

Sen benim...
Gecelerce düşündüğüm
Yazdıkça çıldırdığım
Yasaklı şiirlerimsin

Sen benim...
Sonunda hep yenilsem bile
Nedensiz giriştiğim
Savaşlarımsın

Sen benim...
Mutlu günlerimin kaynağı
Dalıp dalıp giden gözlerimin
Tek sebebisin

Sen benim...
Karanlığa gömülü umutlarımın
Karanlık prensesi,
Katilisin

Sen benim...
Dinlerken çoğu zaman ağladığım
O şarkıları,inatla dinleten
Unutulmazımsın

Sen benim...
Yapay rüyalrımın uçurumlarından
Apansız aşağı çeken
Kelimesiz cümlelerimsin

Sen benim...
Bir yudum sıcak çayla yediğim
Bir lokma bayat ekmeğim,
Bir tutam nefesimsin

Sen benim her şeyimsin...
__________________
Geceler çekmeyin benim için hüzün,
Gelin siz, ruhumu tenimden süzün;
..sen''e.. çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:13   #36
Serap
 
Serap'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 04-10-06
Yer: Trabzon
Yaş: 28
Mesajlar: 4.853
Varsayılan

Alıntı:
sancakbeyi_61 tarafından yazılan Mesajı Görüntüle
bordobluex kardeş o sözü ben sunay akının bılıyorum..ikimiz iki ayrı rayıyız bir tren yolunun,yakın olması neyi değiştirirki istasyonun...ben de kendi yazdıgım bi şiiri koyayım,öle saçmaladım bişeler..

NEYİME


GİTTİKÇE YABANCILASIYORUM KENDİME
TANIYAMAZ OLUYORUM KENDİMİ
BEN ÖYLE HER GECE BİRİNİ DÜŞÜNECEK
ONUN İÇİN AGLAYACAK ADAM DEGİLDİM.
AMA DEDİMYA TANIYAMIYORUM KENDİMİ.
İŞTE YİNE BASLIYOR GECE İŞTİMAM
BİR ELİMDE KALEMİM
DİGER ELİMDE RESMİN
VE BASLIYORUM YINE SENLE BASLAYAN
BİLMEM KACINCI SON ŞİİRİME..
BİLİYORMUSUN YÜREGİME DİYEMEDİM GİTTİGİNİ
ARAMIZDAKİ HERSEYIN BITTIGINI
O HALA BİZİ BERABER SANIYOR
O HALA SENİ SEVİYOR.
BENSE İLK KEZ YALAN SÖYLÜYORUM YÜREGİME
NASIL DİYEBİLİRDİMKİ BİTTİGİNİ??
SANA SEVDİGİMİ SÖYLERKENDE BÖYLE ZORLANMISTIM
KAC KEZ CESARETIMI TOPLAYIP
SONRA GÖZLERINE BAKIP VAZGECMİŞTİM.
BECEREMEM BÖYLE ŞEYLERİ BİLİRSİN.
AMA ASIL SUC YÜREGİMİN
SENİ SEVERKEN BANA SORMADIKİ
OYUNCAGINI ARAYAN KÜÇÜK BİR COCUK GİBİ
GİRMEYE CALISTI GÖNÜL BAHCENE.
KOVULDU TABİ,ÜRKTÜ,BEKLEMİYORDU..
AMA CEKTİ TÜM BUNLARI SINEYE
DEVAM EDİYOR UMARSIZCA SENİ SEVMEYE..
ŞİMDİ NEYE YANAYIM,NEYE??
SUDAN CIKMAYA FIRSAT BULAMADAN
TEKRAR SUYA DÜŞEN HAYALLERIME Mİ,
YOKSA HERŞEYDEN HABERSİZ
SENİ HALA SEVEN YÜREGİME Mİ??
DUR SÖYLEME
SEN ZAHMET ETME BEN DİYEYİM
BİLİYORUM SEVMEK,
SEVİLMEYİ BEKLEMEK BENIM NEYİME..
OLSUN BEN DE BU AŞKI CEKTİM İŞTE SİNEYE
HAZIRDA BİTİRMİŞKEN HERŞEYİ
PAYLASALIM SU FILMİN ROLLERİNİ
BİRİMİZ UNUTAN OLALIM DİGERİMİZ UNUTULAN.
DÜŞÜNDÜMDE SANA YAKISMAZ UNUTULAN OLMAK
YAKISIKSIZ OLUR,DURMAZ ÜZERINDE..
SEN UNUTAN OL,BENDE UNUTULAN
BENİ DÜŞÜNME ALIŞKINIM NEDE OLSA
UNUTAMADIKLARIM TARAFINDAN UNUTULMAYA.
EVET İŞTE EN ZOR SAHNEYE GELDİK
HAYDİ SIRA SENDE YÜREGİM
SEN DE UYAN ARTIK BU KÖR UYKUNDAN
SEVMEK,SEVİLMEYİ BEKLEMEK SENİN NEYİNE...
saçmalamak mı..acıydı ama çok güseldi elinize yüreğinize sağlık..

varsa başka yazdıklarınız okumak isterim.

teşekkürler arkadaşlar paylaşımlarınız için..

En son Serap tarafından düzenlendi : 21-12-2006 22:23
Serap çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:21   #37
Lapina
Forumdan Uzaklaştırılmıştır
 
Lapina'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 10-11-04
Yaş: 29
Mesajlar: 1.297
Varsayılan

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ
(Uzaklara Türkü)

En son Lapina tarafından düzenlendi : 22-12-2006 06:59
Lapina çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:24   #38
bordobluex
 
bordobluex'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 13-11-05
Yer: İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 2.079
Varsayılan

Alıntı:
sancakbeyi_61 tarafından yazılan Mesajı Görüntüle
bordobluex kardeş o sözü ben sunay akının bılıyorum..ikimiz iki ayrı rayıyız bir tren yolunun,yakın olması neyi değiştirirki istasyonun..
Olabilir, araştırmak gerek. Sunay Akın alıntı yapar çok şairden.
bordobluex çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:28   #39
Lapina
Forumdan Uzaklaştırılmıştır
 
Lapina'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 10-11-04
Yaş: 29
Mesajlar: 1.297
Varsayılan

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..



Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.



Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..



''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...

CAN YUCEL
Lapina çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:37   #40
Serap
 
Serap'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 04-10-06
Yer: Trabzon
Yaş: 28
Mesajlar: 4.853
Varsayılan

benim hala anlayamadıklarım var.... =(

harika bir yazıydı teşekkürler Can Yücel..teşekkürler Öztekin..
Serap çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:39   #41
ts_fan
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Tüm sevgilerin "RAĞMEN" olması dileğimle..

Sevgi türleri üzerine...

Japon düşünür Masumi Toyotome'nin sevgi üzerine söyledikleri.

"Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor Toyotome.
"Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya başlıyor..

"Sevgi üç türlüdür!.."
--------------------------------------------------------------------------
Birincinin adi "Eğer" türü sevgi!..

Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmış
yazar..
Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer
basarili ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer es olarak benim
beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan
sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen
sevgi.. "Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaad
edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
"Nedeni ve sekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey
kazanmaktır."
Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu
için çabuk yıkılıyor.
Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,hayallerindeki
abartılmış romantik görüntüsüne asık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek
nefrete dönüşüyor.
En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne
rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş
sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul
dışında da takviye kurslarına gidiyor. Ama başarılı olamıyor.
Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir
haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle
"Sınavı kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye
bağırıyor. Delikanlı; "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi
hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın" diyor. Baba
daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor.
"Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler,
yanılıyorlardı" diyor yazar.. "Delikanlı babasının kendisine olan
sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.."

İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler
aslında.. "Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek,
bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle,
ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya
kaldığımızda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değil mi?..
--------------------------------------------------------------------------
İkinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi..

Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir.
Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula
bağlıdır."Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin.
(Yakışıklısın!)" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin,
o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven
veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar
romantik yerlere götürüyorsun ki.."

Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini
anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük
ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik
yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz
gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu
tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin
düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığı
görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar
hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini
eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri
ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar.
Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.
Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler.
Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan
delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor, Toyotome..
"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var..
Birincisi.. "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu..
Tüm insanların iki yani vardır. Biri dışa gösterdikleri.
Öteki yalnızca kendilerinin bildiği..
"İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse" korkusu buradan doğar.
İkincisi de.. "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış.
Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı..
Ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını..
Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş.
Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi,
kalıcılığı konusunda insani hep kuşkuya düşürür" diyor..

Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?.." Ve iste sevgilerin
en gerçeği!..
--------------------------------------------------------------------------
"Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar.

Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için
"Eğer" türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen" sevilir.
Güzelliğe bakar misiniz?..Rağmen sevgi..Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "rağmen" sever.Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına "rağmen"
tapar!.. "Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara
'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile.."
Burada insanin, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor.Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor.

Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor.
"Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek,
içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, basarı ya da ünden daha önemlidir."
Bunun böyle olduğundan nasıl emin?..
Hakli olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor..
"Su soruma cevap verin" diyor. "Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."

Devam ediyor Toyotome.. "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi
çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?." "Diyelim sıradan bir yaşamınız var..
Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor: "Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar."
Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi.. "
Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor..
Anlatıyor..."Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir." Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?.. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar…Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor.Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz..
Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda..

"Dünyadaki en büyük kıtlık, 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:42   #42
Lapina
Forumdan Uzaklaştırılmıştır
 
Lapina'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 10-11-04
Yaş: 29
Mesajlar: 1.297
Varsayılan

Seni Seviyordum
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalarak

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun


Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...
İclal Aydın
Lapina çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 22:54   #43
Serap
 
Serap'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 04-10-06
Yer: Trabzon
Yaş: 28
Mesajlar: 4.853
Varsayılan

((( çok güzeldi ts_fan..dilerim birgün azınlıkta olandan banada pay düşerrr...

"Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."

benim hala umudum var...
Serap çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 23:49   #44
Oğuuz
 
Oğuuz'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 23-07-06
Yer: sivas
Yaş: 26
Mesajlar: 1.127
Varsayılan

Ellerim tutmuyor ama; sanmaki gecenin soğugundan.Üşümem sensizliğimden,hiçbir soğuk üşütmedi bedenimi sensizlik kadar,hiçbir ruzgar alıp goturmedi aklımı senin goturduğun kadar uzaklara hiçbir deprem sallamadı, sarsmadı senin sarstığın kadar yuregimi ve hiçbirdepremde bu kadar altçı sarsıntı olmadı.Şimdi iki goz bıraktın ardında biri Fırat biri Dicle . Fırat kadar dertli Dicle kadar asi iki göz.Kurak toprakları ıslatıyorum şimdi.Sevdaya susayan, sevdaya aç topraklara sevdanın gözyaşlarını goruruyorum şimdi.Her ağaçı sana duyduğum sevgiyle suluyorum.Senin aşkınla besliyorum.Ve her meyvaya sana olan svdamın tadını veriyorum.Tum sevdalılar içime akıtıyor sevdalarını.Bu nehir su değil gözyaşı taşıyor.Her damlasında, sensizlik her damlasında hüzün var. Her damlasında bir aşığın gozyaşı akıyor.Bu yuzden ıstırap çekiyorum. Bu yüzden milyonlarca, milyarlarca kol besleniyor sulumu.Tuzlu olduguna bakma! temizdir sularım tertemiz duygular taşırım içimde.Kirli yüreklere ulaşırım hergun tertemiz duygular akıtırım.Bel ki temizlerim, belki içini sızlatırım diye akarım her yüreğe her denize her okyanusa.Boşuna çoşmuyor denizler, boşuna taşmıyor okyanuslar.İçi sızlar onlarında.Acırlar halime.Ve Güneş! Farkettin mi? bilmiyorum ama oda bulutların ardına saklandı uzun zamandır.Gozyaşlarını saklıyor dunyadan, insanlardan.Belkide hiç çıkmayacak bulutların arkasından.Çünkü o benim sana olan duygularımı anlamanı bekliyor.Ne olur anla artık sana olan duygularımı.Neolur sev artık birazcık beni.Yoksa Guneş hep bulutların ardında kalacak.Ve dunya üşüyecek.Sıcak duygular buz tutacak.Sevemez olacak insanlar birbirini. Bulutlar hep ağlayacak.Gülmeyi unutan ben gibi olacak herşey.Ve ben sığmayacağım hiçbir toprağa.Taşacağım.Gözyaşlarım dunyayı yıkacak.Birçok insan boğulacak sularımda.Sonra sana akacağım son kez.Ve bu kez ben değil sen yok olacaksın gözyaşlarım arasında...
__________________
yok bir sitemim hayatta hersey kısmet...
Oğuuz çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 21-12-2006, 23:56   #45
Oğuuz
 
Oğuuz'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 23-07-06
Yer: sivas
Yaş: 26
Mesajlar: 1.127
Varsayılan

Alıntı:
Öztekin Bayrak tarafından yazılan Mesajı Görüntüle
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri
.............
__________________
yok bir sitemim hayatta hersey kısmet...
Oğuuz çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 22-12-2006, 02:31   #46
Çavuşoğlu
 
Çavuşoğlu'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 21-01-06
Yer: İstanbul -> Sivas
Yaş: 24
Mesajlar: 61
Varsayılan

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
�içinde benzetmeler olan�
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah�a inanmaktır


YILMAZ ERDOĞAN
Çavuşoğlu çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 22-12-2006, 02:37   #47
Çavuşoğlu
 
Çavuşoğlu'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 21-01-06
Yer: İstanbul -> Sivas
Yaş: 24
Mesajlar: 61
Varsayılan

BEKLEYEN

Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü,
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.


Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye,
Toprağında bir taş olur, beklerim...



NECİP FAZIL KISAKÜREK
Çavuşoğlu çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 22-12-2006, 18:45   #48
ts_fan
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

KARTALIN YENİDEN DOĞUŞU!

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi
ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a dayandığında
pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini
sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve
göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır
ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla
kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir
ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden
doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir
dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan
bir yerde yuvasında kalır.
Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya
vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu
yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır.
Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya
başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli bir yaşam
bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan,
geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.
Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin
yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak
yararlanabiliriz.
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 22-12-2006, 20:53   #49
ts_fan
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Sultanın Eşleri!

Bir zamanlar büyük ve güçlü bir sultan varmış, muktedir sultanın dört eşi varmış.

Sultan en çok dördüncü eşini sever, ona özen gösterir, bir dediğini iki etmezmiş.Bu en çok sevdiği eşi günün her saatinde yanında, gözünün önündeymiş, sultan ondan ayrılmayı aklının ucundan geçirmezmiş.

Yüreği ve merhameti geniş olan sultan, üçüncü eşini de severmiş. Ancak nedense bu eşinin günün birinde kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. Öyle de olsa, ona sahip olduğu için gurur duyar, başkalarına tanıtmaktan özel bir zevk alırmış.

Her sözü ferman olan sultanın ikinci eşine olan sevgisi ve ilgisi de az değilmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima yanında olur, ona destek verirmiş. Birinci ve ikinci eşinin kendilerine özgü özellikleri var; ama sultan en çok kendini üçüncü eşinin yanında huzurlu ve güvende hissedermiş.

Sarayın kraliçesi, hanım sultan olan kudretli hükümdarın birinci eşiymiş. Onu en çok seven, karşılık beklemeden sadakat gösteren, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen sultan, birinci eşiyle pek ilgilenmezmiş. Farkında olup olmadığı bile kuşkuluymuş. Oysa o da hep yanında dolaşır, gölgesi gibi bir an olsun sultanı yalnız bırakmazmış.

Her ölümlü (fani) gibi sultanın da bir gün vadesi dolmuş, artık dünyada yiyeceği lokma, alıp vereceği nefes kalmamış. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Kesin olarak öleceğini anlamış. Öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.

En çok sevdiği dördüncü eşine, ölüm yolculuğunda kendine eşlik edip etmeyeceğini sormuş. Aldığı cevap kalbine bıçak gibi saplanmış. Herkesten çok sevdiği, üzerinde titrediği eşi kısa ve net olarak, "Hükümdarım, mümkün değil." diye cevap vermiş. Üzülmüş, sarsılmış ama yine de ümidini yitirmeden üçüncü eşine sormuş: "Hayatım boyunca seni sevdim, sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?" Üçüncü eşi de, hiç tereddüt etmeden, "Hayır, hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim." diye cevaplamış. Sultan adeta yıkılmış, ölüm acısı gibi bir acının ta kalbine saplandığını hissetmiş. Çarnaçar ikinci eşine dönmüş ve, "Her zaman yanımda oldun, beni hiç yalnız bırakmadın, ne zaman yardım istesem elini uzattın, kendimi senin yanında hep güvende hissettim, ölüyorum. Tek başıma bu yolculuğa çıkmak istemiyorum, bana eşlik eder misin?" İkinci eşinden de şu cevabı almış: "İsterdim; ama bu konuda sana yardımcı olamam. Senin için yapabileceğim tek şey, sana mezara kadar eşlik etmektir. Senin için yas tutacağımdan da emin olabilirsin; ama elimden başka şey gelmez!"

İlk üç eşine karşı hayatı boyunca cömert davranan, sevgisini, ilgisini hiç eksik etmeyen sultanın durumunu, uğradığı derin hayal kırıklığını tahmin edebiliriz. Aklına birinci eşi gelmiş; ama ona sormamış. Hem üç eşinden aldığı olumsuz cevaplardan hem de zaten ömrü boyunca ona gerektiği, hak ettiği ilgiyi göstermediğinden ona sormaya cesaret edememiş. Ama birinci eşi her şeyin farkında, ilk üç eşten aldığı cevapları duymuş. Yatağının ucuna ilişmiş, büyük bir sevgi ve metanetle, "Sultanım, ben yanındayım, nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim." demiş. Sultan, çok şaşırmış, üzülmüş, içini derin bir pişmanlık duygusu kaplamış. Yakınarak ve utanarak: "Keşke bir şansım daha olsaydı, sana hakkını verirdim." demiş.

Gerçek hayatta hepimiz dört eşi olan bir sultanız: Dördüncü eşimiz bedenimizdir; güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir. Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarının eline geçer. İkinci eş ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı onlarla paylaşırız, ölünce bizim için gözyaşı dökerler; ama bizimle ahirete gelmezler. Birinci eşimiz ise ruhumuzdur. Kıssadaki sultan gibi gafillerden isek onu ömrümüz boyunca ihmal ederiz.
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 23-12-2006, 09:09   #50
Serap
 
Serap'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 04-10-06
Yer: Trabzon
Yaş: 28
Mesajlar: 4.853
Varsayılan

alıntıdır..

Kıbrıs'ta Mimarlık okuyan Banu adında bir kız vardı. Avukat olan erkek
arkadaşı Atilla ayrı kalmalarına dayanamamış Kıbrıs'a yerleşmiş ve
beraber yaşamaya başlamışlar. Aileler okul bitmeden evlenmelerine karşı çıkmış.
Sonra çocuk bir gün istanbul'da bir duruşmaya gitmek için evden çıkmış
ve İstanbul'da trafik kazası geçirip vefat etmiş. Kızı naaşın kaldırıldığı
hastaneye götürmüşler. Erkek arkadaşının kolunun, bacağının vücudundan
ayrılmış, paramparça cesedini gören kız o günden sonra kendine
gelememiş.
Sürekli intihar girişimlerinde bulunmuş. En son girişiminde de amacına ulaşmış...

Banu'yla seneler öncesinde bir chat odasında tanışmıştım. Yaşadıkları,
anlattıkları beni çok etkilemişti. Bir web sitesi hazırlamış, burada
sevgilisine mektup mahiyetinde birşeyler yazmıştı. Yazıyı arşivimde
saklıyordum. Geçenlerde arşivimi incelerken gözüme çarptı. Ben çok
etkilenmiştim, sizlerle de paylaşmak istedim.



O Çok Özel İnsana



Sadece Çok Özledim...

Kış günlerinde mısır patlatıp sadece birbirimize sarılıp oturmak için
seyrettiğimiz abuk Amerikan filmlerini,
Bana prensesim deyip burnumu sıkmanı,

Geceleri beni uyutmak için anlattığın küçük masalları,

Geç saatte eve geldiğimde kokusu sokaklara dağılan üşenmeden yemek
tarifleri kitaplarından bakarak pişirdiğin leziz yemekleri,

Tasarımlarıma çay dökmeni,

Son sigaranı benimle paylaşırken homurdanmanı,

Balkonda içtiğimiz sabah çaylarını,

Seninle yalnız kalmak istediğimde "dış kapının anahtarını yine kaybetmişim,
tüh içeride kilitli kaldık" numaralarımı ve senin ardından o ilginç
mimiklerinle söylediğin "şımarık şey" lafını,

Kalabalık arkadaş topluluklarımızda odanın en uzak köşelerindeyken ellerinle
kalbinin ne kadar hızlı attığını anlatmaya çalıştığın anları,

Evimize yaklaşırken geriye doğru saymanı, kendini güç bela koltuğa attığında
koltuğun ayağını kırmanı,

''Çok çok prensesim, hem de çoook çok" demeni,

Pijamalarını kaldırdığın yeri sürekli unutmanı,

Her makyaj yaptığımda illa bir kusur bulmanı,

Çoraplarımdan kukla yapmanı,

Bana hissettirmeden fotoğraflarımı çekmeni ve onları tab ettirdikten sonra
yastıgımın altına bırakmanı>>> >

"Biz" kavramını bana açıklamanı,

Birlikte badana yapıp evimizi temizlemeyi,

Odamızdaki dolaplara, çekmecelere, kıyafetlerimin arasına sakladığın
sevgi sözcükleriyle dolu küçük not kağıtlarını,

Üzüldüğüm, mutsuz olduğum anlarda dizlerine yatıp ağlamayı, beni
neşelendirmek için türlü şaklabanlıklar yapmanı ve her zaman beni mutlu
etmeyi başarabilmeni,

Saçlarımı taramanı,

Traş köpüğünü saç şekillendirici köpükle karıştırmanı,

Saçlarını tararken kendine övgüler yağdırmanı,

Kravatını bağlarken bana sımsıkı sarılıp defalarca burnumu öpmeni,

Küçük tartışmalarımızda yatağa oturup o masum tavrınla ayıcığımızı
kucağına alarak beni şikayet etmeni,

İnsanlara duyduğun saygıyı,

Çay fincanıma sigaranın külünü silkelemeni,

Tavlada hep bana yenilmeni,

Kulağıma fısıldadığın sözleri,

Her sabah giyeceğin kıyafetleri hazırlamayı,

Kazandığın her davandan sonra "Banuşum aklımda olmasa kazanamazdım"
demeni,

Annemle saatlerce süren telefon konuşmalarımızı kıskanmanı,

Odamızı beyaz güllerle donatmanı,

Derslerimi anlayabilmek için sorduğun komik soruları,

Saçlarını yıkamayı,

Sınav öncelerinde arkadaşlarımla ders çalışırken bize çay servisi
yapmanı,

Resimlerimi çizmeni,

Yastığa dökülen saç tellerimi bir zarfta saklayarak yanında taşımanı,

Babama karşı abartılı hoş sözler söylemeni,

Sadece gözlerimizle konuştuğumuz zamanları,

Beni, benden çok düşünmeni,

Elektronik aletleri tamir ederken sigortaları attırdığın zamanlarda
yarı şaşkın yarı suçlu bir ifadeyle "aaa elektrikler kesilmiş" demeni,

Fincanlarımızın üzerine ismimizi yazmanı,

Kıyafetlerimizin arasına lavantalar koymanı, temizliğe düşkünlüğünü,

Hastalandığım zamanlarda etrafımda pervane olmanı, "Minik bebeğime uff
olmuş" demeni,

Paylaşmaya ihtiyaç duyduğum mutlu, mutsuz her anımda seni yanı başımda
bulabilmeyi,

Elini tutarak uyumayı,

Pırıltısının yüzüne yansıdığı kalbini,

Pembe dizileri seyrederken televizyonun sesini kapatıp dublaj yapmanı,

Ellerime çiçekler çizmeni,

Seni seyretmeyi,

Evimizden son kez çıkarken "Bir hafta çok zor geçecek ama geçecek
prensesim" dediğin anı...

Herşeyinle seni, Herşeyimizle bizi,

Çok Özledim Birtanem...

Gökyüzü Güneş Olsa Sensiz Karanlıktayım...
Serap çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Yanıt


Bu Konuyu 1 Aktif Üye Görüntülüyor 1 (0 Üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Biçimleri Göster

Mesaj Gönderim Kuralları
Yeni başlık açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Eklenti yükleyemezsiniz
İletilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Forum Atla


Saat ayarı GMT +2. Şu anda saat 00:55.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.