Duyuru

Daraltma
Henüz duyuru yok.

Uzay, Bilim, Komplo Teorileri Ve Diğer İddialar

Daraltma
X
 
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
yeni gönderiler

  • Rosetta su teorisini çürüttü

    Avrupa Uzay Ajansı’nın geçtiğimiz ay 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızının yörüngesine oturttuğu Rosetta uzay aracından Dünya’daki suyun kaynağına ilişkin önceki teoriyi çürüten bilgiler geldi.

    Rosetta’nın kuyruklu yıldızda bulduğu su, Dünya’daki suya kıyasla çok daha ağır çıktı. Kuyruklu yıldızdaki suyun daha fazla hidrojen izotopu içerdiği belirlendi.
    Bu keşif, kuyruklu yıldızların yerküredeki suyun kaynağı olduğu yönündeki teoriyi de rafa kaldırdı. Rosetta'nın geçtiği bilgilerden hareketle geçmişteki araştırmalarını güncelleyen İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nden Kathrin Altwegg'e göre, Dünya’da bulunan su, küçük gezegenler olarak da bilinen asteroitlerden geliyor. Ancak bu tez de tüm bilim insanlarınca savunulmuyor.
    En son signal tarafından düzenlendi; 12.12.2014, 09:32.
    Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
    Hz. Ömer.

    Yorum


    • Suyun yeryüzüne kuyruklu yıldızlar ve göktaşları ile geldiği tezine hiç bir zaman inanmamıştım. Bu habere ateist fizikçiler çok üzülmüştür. Sırf bir yaratıcıyı inkar etmek için her şeyi tesadüflere ve teori adı alında bilimsellik kılıfıyla milletin önüne getiriyorlar. Bilimin gündemini saçma sapan teorilerle meşgul ediyorlar.

      Yaşamın kaynağı olan su, yeryüzünün yaklaşık %80'ini kaplıyor. Bu kadar yüksek oranda suyun nereden geldiğini hala bilim çevreleri anlayamadı. Anlayan bir çok bilim adamı da var ama onlar pek ortada gözükmüyor, önümüze sunulmuyor.

      Belki binlerce yıl sonra teknolojimiz çok gelişecek muhtemelen diğer yıldızlara gidebilecek seviyeye geleceğiz. Çok yeni buluş ve keşifler yapacağız, belki uzayda başka yaşamlar bulacağız. Fakat her ne bulursak bulalım inandığım ve çok iyi bildiğim bir şey var; keşif ve teknolojik ilerlemeler geliştikçe daha doğrusu bilimde daha üst seviyelere geldikçe bir yaratıcıya yani Allaha inançlı insanların sayısı daha da arttacak. Binlerce yıl sonra bence insanlar bugünden daha inançlı olacak.
      Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
      Hz. Ömer.

      Yorum


      • Doğayı , dünyayı , canlı yaşamı koruyalım. Daha doğru tabirle kendimizi koruyalım. Hani derlerye biz dünyayı kirletiyoruz, küresel ısınmaya neden oluyoruz, dünyayı mahvediyoruz. Bu çok doğru bir tabir değildir. İnsanoğlu ne yaparsa yapsın dünyayı sonsuza kadar değiştiremez. Sadece kendini yok eder ama canlı yaşam bir gene bir yolunu bulur ve tekrar kendini resetler. Çünkü canlı yaşamı oluşturan yasalar dünyada mevcuttur.

        Dünyanın 4,5 milyar yıllık ömründe çok defa kendini resetlemiş ve tekrar yaşama devam etmiş. Buzul çağlarından küresel ısınmaya kadar bu evrelerin hepsini geçirmiş ama yaşam gene devam etti.

        Dünya son felaketini 65 milyon önce yaşadı. Dünyaya bir göktaşı çarpması sonucu dünya tam bir cehenneme dönmüştü. Dinazorlar o çarpışma sonucu tarih sahnesinden çekilmek zorunda kaldılar. Canlı yaşam çok sınırlı bir yerde devam etmiş sonra gene yoluna devam etti.

        Sözün özü biz ne yaparsak yapalım istediğimiz kadar kirletelim eninde sonunda dünya kendini gene resetler. Yapılan araştırmarlarda dünya en kötü 1 milyon yıl içinde kendini yenileme potansiyeline sahiptir. Tabi 4 milyar sonra güneş tarafından yutuluncaya kadar başına bir iş gelmese..



        Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
        Hz. Ömer.

        Yorum


        • Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
          Hz. Ömer.

          Yorum


          • İlk olarak signal tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
            Rosetta su teorisini çürüttü

            Avrupa Uzay Ajansı’nın geçtiğimiz ay 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızının yörüngesine oturttuğu Rosetta uzay aracından Dünya’daki suyun kaynağına ilişkin önceki teoriyi çürüten bilgiler geldi.

            Rosetta’nın kuyruklu yıldızda bulduğu su, Dünya’daki suya kıyasla çok daha ağır çıktı. Kuyruklu yıldızdaki suyun daha fazla hidrojen izotopu içerdiği belirlendi.
            Bu keşif, kuyruklu yıldızların yerküredeki suyun kaynağı olduğu yönündeki teoriyi de rafa kaldırdı. Rosetta'nın geçtiği bilgilerden hareketle geçmişteki araştırmalarını güncelleyen İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nden Kathrin Altwegg'e göre, Dünya’da bulunan su, küçük gezegenler olarak da bilinen asteroitlerden geliyor. Ancak bu tez de tüm bilim insanlarınca savunulmuyor.
            Bu haberin kaynagi nedir?
            Tarzi cok dini haber yapanlar gibi
            Cunku kuyruklu yildizda ne yani icme suyunun cikmasi mi bekleniyodu?
            Oradaki suyun varligi bile dunyadaki yasamin uzay kaynakli oldugunun bi gostergesi.
            Zaten basligin genelinde de illa dini bi temellendirme gayreti var.
            Ayrica not duseyim ateist degilim.
            Bazı insanlar, seninle sadece boş zamanlarında konuşur. Bazı insanlar ise seninle konuşmak için zamanını ayırır.

            Yorum


            • İlk olarak signal tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
              Suyun yeryüzüne kuyruklu yıldızlar ve göktaşları ile geldiği tezine hiç bir zaman inanmamıştım. Bu habere ateist fizikçiler çok üzülmüştür. Sırf bir yaratıcıyı inkar etmek için her şeyi tesadüflere ve teori adı alında bilimsellik kılıfıyla milletin önüne getiriyorlar. Bilimin gündemini saçma sapan teorilerle meşgul ediyorlar.

              Yaşamın kaynağı olan su, yeryüzünün yaklaşık %80'ini kaplıyor. Bu kadar yüksek oranda suyun nereden geldiğini hala bilim çevreleri anlayamadı. Anlayan bir çok bilim adamı da var ama onlar pek ortada gözükmüyor, önümüze sunulmuyor.

              Belki binlerce yıl sonra teknolojimiz çok gelişecek muhtemelen diğer yıldızlara gidebilecek seviyeye geleceğiz. Çok yeni buluş ve keşifler yapacağız, belki uzayda başka yaşamlar bulacağız. Fakat her ne bulursak bulalım inandığım ve çok iyi bildiğim bir şey var; keşif ve teknolojik ilerlemeler geliştikçe daha doğrusu bilimde daha üst seviyelere geldikçe bir yaratıcıya yani Allaha inançlı insanların sayısı daha da arttacak. Binlerce yıl sonra bence insanlar bugünden daha inançlı olacak.
              Dostum Allah'a inanlar kimseler daha da artacak derken galiba Islamiyetten kastin. Inan refah seviyesi yukseldikce dinden insanlar bir o kadar uzaklasiyo. Gunumuz Avrupasi ve Sovyet Rusya buna bi ornektir.
              Bazı insanlar, seninle sadece boş zamanlarında konuşur. Bazı insanlar ise seninle konuşmak için zamanını ayırır.

              Yorum


              • İlk olarak Muhteva tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                Organik molekül bulunması evren de yalnız olmadığımızı kanıtlamış oluyor bizim gibi evrende milyonlarca zeki uygarlığın yasadığına inanan insanlar için pek tabiki sürpriz olmadı bu.Asıl sürpriz olan bu bilgiyi insanlıkla paylaşmaları oldu yukarıda ki arkadaşın söylediği gibi acaba bizle tüm bulduklarını paylaştılar mı hiç sanmıyorum

                "Boşuna para harcıyorlar hiç bir şey bulamayacaklar" cı grup için sürpriz oldumu acaba ? Ne mümkün onlar bunada bir kulp takarak gözlerini sıkı,sıkıya kapatmaya devam ederler.

                Bulunan organik moleküllerin yapısı her ne olursa olsun bu keşif inanılmaz bir başarıdır. Biyolojik bir tanım yaparsak canlıların yapı taşı DNA'dır ve DNA organik molekül zincirlerin den oluşur.
                Bende olduguna inaniyorum lakin bulsak bile dunya o yolculuklari yapabilecek teknolojiye sahip degil. Suan gozlenen yildizlar bile aslinda yokolmus olabiliyo. Mesela Jupitere ulasmamiz bile 70 yil.
                Ufolara zerre inanmayan biriyimdir. Yapilacak en iyi sey Jupiter Europa ve Titan uydularina ulasmak olur.
                Simdilik bizimle iletisime gecilmesini beklicez
                Bazı insanlar, seninle sadece boş zamanlarında konuşur. Bazı insanlar ise seninle konuşmak için zamanını ayırır.

                Yorum


                • İlk olarak Anil Cevik tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                  Bu haberin kaynagi nedir?
                  Tarzi cok dini haber yapanlar gibi
                  Cunku kuyruklu yildizda ne yani icme suyunun cikmasi mi bekleniyodu?
                  Oradaki suyun varligi bile dunyadaki yasamin uzay kaynakli oldugunun bi gostergesi.
                  Zaten basligin genelinde de illa dini bi temellendirme gayreti var.
                  Ayrica not duseyim ateist degilim.
                  Haber birçok yerde mevcut. Sanırım bu kaynaklar dini olmasa gerek:



                  Avrupa Uzay Ajansı’nın geçtiğimiz ay 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızının yörüngesine oturttuğu Rosetta uzay aracından Dünya’daki suyun kaynağına...



                  İçme suyu zaten beklenmiyordu ki , içme suyu oranı dünyada son derece düşüktür. Dünya yüzeyini kaplayan su oranı %70-80 civarında iken içme suyu oranı %3,%4'lerde bulunuyor.

                  İlk yaşam okyanuslarda ortaya çıktığına göre burda en önemli kriter okyanus suyu olarak gözüküyor.

                  Suyun, sudan farkı vardır. Çok teknik detaylara girmek istemiyorum ancak Örneğin normal su var, “ağır su” var ve bir de “yarı ağır su” var. Yarı ağır su bizim için önemli fakat bunu anlatmak için önce “ağır sudan” söz etmek gerekiyor.

                  Detaylara inmeyelim ama ağır suyun bildiğimiz şişe suyundan ne kadar farklı olduğunu öğrenmek istiyorsanız, nükleer santrallerde radyasyon kalkanı olarak kullanılan ağır su havuzlarından bir bardak su alıp içmenizi öneririm… Ya da bu fikri unutun, ağır su zehirlidir, içerseniz ölürsünüz. Dünyada bulunan su genellikle normal sudan oluşuyor içinde çok az miktarda ağır su bulunuyor. Ağır su oranı dünyada biraz daha fazla olsaydı yaşamın oluşma şansı yoktu. Dolayısıyla bu karşılaştırmalar yapılırken kuyruklu yıldızlarda bulunan su ile dünyada bulunan suyun içerdiği ağır su veya yarı ağır su oranına bakılıyor.

                  Yani özetle dünya’daki suyun “kimyası” kuyruklu yıldızdaki suyun kimyasından farklıysa, gezegenimizdeki suyunun kuyruklu yıldızlardan geldiğini söyleyemeyiz. Mesele bu kadar basit. Peki su nerden gelmiştir? Dini temellendirme yapmayalım onu da bilim adamları bulsunlar, biz de takip edelim.

                  Konuda dini temellendirme olduğunu söyledin ama bu bakış açısına bağlı bir şey. Ben de bilimin kullanılarak bilimsellik adı altında dinin yok sayılmaya çalışıldığını , inançsızlığın temel alındığını görüyorum.
                  Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                  Hz. Ömer.

                  Yorum


                  • İlk olarak Anil Cevik tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                    Dostum Allah'a inanlar kimseler daha da artacak derken galiba Islamiyetten kastin. Inan refah seviyesi yukseldikce dinden insanlar bir o kadar uzaklasiyo. Gunumuz Avrupasi ve Sovyet Rusya buna bi ornektir.
                    Refah seviyesinin artmasıyla insanların dini inançlardan uzaklaşması doğrudur. Din, sadece bir inançlar sistemi değil aynı zamanda insana yapması gereken belli sorumluluklar yükler. Bu da refah seviyesinin artmasıyla insanlara zor gelir.

                    Benim burda belirtmek istediğim refah seviyesinden daha çok bilimsel ve teknolojik gelişmelerin artması, özellikle astronomi bilimininde önemli gelişmelere yol açacağıdır. Astronomide evrenle ilgili öğreneceğimiz yeni bilgiler bizi ilerleyen zamanlarda bir yaratıcıya daha fazla yöneltecektir. Bu kadar kompleks bir yapının kendiliğinden oluşamayacağı fikri bilim çevrelerince de açık açık dile getirilecektir. Şu an bilimin üstü kapalı olarak dili getirilen şeyler, gelecekte daha açık ifade edilecektir.
                    Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                    Hz. Ömer.

                    Yorum


                    • NASA Yaradılış Sütunları'nı görüntüledi

                      NASA, Hubble Uzay Teleskobu'nun çektiği en etkileyici fotoğraflar arasında yer alan Yaratılış Sütunları'nın ilkinden 20 yıl sonra çekilen yeni görüntüsünü yayımladı.





                      Hubble'ın 1 Nisan 1995 tarihinde çektiği ve en iyi astronomi fotoğrafları arasında gösterilen Yaratılış Sütunları, 20 yıl sonra yeniden Hubble tarafından çok daha detaylı ve yüksek çözünürlüklü olarak görüntülendi. Yılan (Serpens) Takımyıldızı'ndaki Kartal Nebulası'nda yer alan toz ve gaz sütunları, bugüne kadar keşfedilen en aktif yıldız doğum bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor.



                      25'İNCİ YIL ANISINA

                      Hubble'a 2009 yılında eklenen Geniş Alan Kamerası 3 ile elde edilen fotoğraf, 1990 yılında göreve başlayan Hubble'ın 25'inci yıldönümü anısına yayımlandı.
                      NASA, yüksek çözünürlüklü ikinci fotoğrafın yanı sıra, Yaratılış Sütunları'nın kızılötesi ışınlar altındaki görüntüsünü de sundu.


                      SÜTUNLAR, YILDIZLARIN DOĞUMUNA TANIKLIK EDİYOR

                      Gökbilimciler, 20 yıl arayla çekilen fotoğraflarda yer alan en ufak ayrıntılar sayesinde Kartal Nebulası'ndaki değişimleri tespit edebilecek. Elde edilecek bilgiler, yıldız oluşumu üzerindeki modellerin geliştirilmesini sağlayacak.
                      Dünya'dan 6500 ışık yılı mesafede yer alan Yaratılış Sütunları, günümüzden milyonlarca, hatta milyarlarca yıl sonra var olacak yıldızların doğumuna tanıklık ediyor.


                      Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                      Hz. Ömer.

                      Yorum


                      • İlk olarak Anil Cevik tarafından gönderildi Gönderiyi görüntüle
                        Bende olduguna inaniyorum lakin bulsak bile dunya o yolculuklari yapabilecek teknolojiye sahip degil. Suan gozlenen yildizlar bile aslinda yokolmus olabiliyo. Mesela Jupitere ulasmamiz bile 70 yil.
                        Ufolara zerre inanmayan biriyimdir. Yapilacak en iyi sey Jupiter Europa ve Titan uydularina ulasmak olur.
                        Simdilik bizimle iletisime gecilmesini beklicez
                        Çok ilginç oysa günümüz teknolojisi ile Jüpiter'e 5 yılda gidilip geri dönülebiliyor sanırım yanlış biliyorsunuz.

                        Bize Jüpiter'den bir hayli uzakta olan Neptün'e 8,5 yılda ulaştık zaten




                        Ayrıca üzerine inilen kuyruklu yıldız'ın bize uzaklığı bizim Jüpiter'e olan uzaklığımız dan biraz daha az.

                        4 milyar 350 milyon kilometre uzakta ki Neptün'e ulaşmak,620 milyon kilometre ötede ki Jüpitere ulaşmak'tan daha zor olsa gerek

                        Kastettiğiniz insanlı ulaşım ise buda Jüpiter'e geliş,dönüş hesabıyla yukarı da belirttiğim gibi 5 yıllık bir yolculuk ile yapılır. Tek sıkıntı bu kadar uzun süre boyunca hava,yiyecek gibi ihtiyaçların nasıl karşılanacağı.

                        Yine bu kadar uzun süre boyunca bir kaç metrekarelik alanın içinde yaşamayı kabul edecek çılgın insanlar lazım.

                        Şimdi bir göz gezdirdim de sanal ortamda bu konu hakkında o kadar sallamasyon bilgi var ki,kimisi 34 yıl demiş,kimisi 70 yıl,kimisi 25 yıl.

                        Bu tarz konular hakkında gerçekten işinin uzmanı olan kişilerin yazılarını dikkate almalıyız.
                        En son Muhteva tarafından düzenlendi; 11.01.2015, 03:18.
                        Adalet,Eşitlik,Özgürlük..
                        Komünar..

                        Yorum


                        • Bir uzaylı ile yapılan röportaJ..

                          NEDEN GELİYORSUNUZ?

                          Bizler, buraya birçok nedenle geliyoruz. Birincisi, sizin gelişmenizi izleyerek, araştırarak bilgi toplamak ve bu bilgileri kendi uygarlığımız ve tüm evrenin yararına kullanmak için.

                          Ayrıca, kısa süre içinde yaratacağınız gelişme sizi, evrendeki zeki hayatla tanışacağınız bir seviyeye getirecek. İşte biz sizi bu karşılaşmaya hazırlamak için burdayız.

                          Bu hızlı gelişme döneminde, çok zorlu dönemler yaşayacaksınız. Bu süreçte, size elimizden geldiği kadar yardım etmek, ve zorlukları elden geldiğince azaltmak için çaba göstereceğiz

                          Özetlersek, buraya geliyoruz, çünkü,

                          Evrende gelişen yaşamlar hakkında bilgi topluyoruz,
                          Sizi evrende zeki hayatla karşılaşmaya hazırlıyoruz.
                          Bu geçiş döneminde yaşanacak zorluklarda size yardımcı olacağız.

                          NEDEN AÇIKÇA ORTAYA ÇIKMIYORSUNUZ?

                          Çünkü insanlık henüz bilinç olarak kitlesel karşılaşmalara hazır değil. Saldırgan iç güdülere sahipsiniz Bizi hemen düşman ilan edebiliyorsunuz. Alıştırma için sıklıkla yapılan temaslarda buna çoğunlukla şahit oluyoruz.
                          Ama güzel olan şu ki bu hızla değişiyor..

                          Evrendeki yaşayış çok çeşitlidir. Sizse, kendi türünüzü, bilgisizlik nedeniyle bu sonsuz evrende tek sanıyorsunuz. İnsana benzemeyen zeki varlığı kabul etmeye isteksiz görünüyorsunuz. Halbuki evrende insana benzediği gibi, hiç benzemeyen de, zeki, gelişmiş, barış içinde yaşayan varlıklar var.
                          Ve siz onların görüntüsünü, sırf insana benzemediği için ürkünç bulabilir ve korkabilirsiniz. Yani siz henüz dış görünüşe bakarak hüküm verecek kadar az gelişmiş durumdasınız.

                          Dünya gezegeni olarak, birbirinizi yemekten vazgeçip hepinizin aynı Tanrı’nın yarattığı insan olduğunu anlayıp, tüm dünyanın ve insanlığın iyiliği için çalışacak kadar gelişmeden, dünya dışı zeki yaşamla karşılaşmanız her şeyi daha da kötü yapacaktır. Devletleriniz, bu görüşmeleri hızla kendi çıkarı için kullanmaya çalışacaktır. Yani aranızda birlik ve bütünlüğü sağlamadan açıkça ortaya çıkmamız mümkün görünmüyor.

                          Ve bir adım daha ileri giderek, Tanrı’nın tüm evreni sadece insan için yaratmış olmasının ne kadar cahilce bir kibir olduğunu fark edip, evrende birçok yaşamın olabileceğini ve hepimizin de Tanrısı’nın aynı Tanrı olduğunu anlamaya başlamadan, dünya dışı zeki yaşamla karşılaşmak çok zorlaşmaktadır. İnsanoğlu dünyasal düşünceden evrensel düşünceye geçmelidir.

                          Belki de en önemli konu şu ki; birçok dünya dışı zeki yaşamın, hayata, evrene temel bakışı sizden o kadar farklıdır ki, sizin bunu kavrayabilmeniz, bugünkü haliyle imkansızdır. Sizler sadece kendinize ve kendi düşüncelerinize, anlayış kalıplarınıza uygun olanı algılayabilir ve kabul edebilirsiniz. Bunların tümüyle dışında çok çarpıcı evren ve varlık anlayışları vardır. Kendinizi en inanılmaz, en şaşırtıcı gizemlere hazır kılacak kadar esnek olmalısınız. Bu esnekliği kazandığınızda biz ortaya çıkacağız.

                          Evrensel sevgi, huzur ve barışı kazanmak için yapacağınız çalışmalardaki başarınıza göre en uygun zamanda açıkça ortaya çıkacağız. Daha önce açıkça ortaya çıkarsak, bu karşılaşmaya henüz hazır olmadığınızdan, doğal evriminize ve özgür iradenize müdahale etmiş oluruz.

                          Siz hazır olduğunuzda evrende yalnız olmadığınızı tüm insanlığa göstereceğiz. O zaman evrensel bir paylaşma ve dayanışma dönemi başlayacak.

                          İNSANLIKLA TEMAS KURUYORYOR MUSUNUZ? KİMLERLE?

                          İnsanlıkla temaslarımız tarih boyunca sürdü. Bugün de sürüyor.
                          Bu temasları, insanlık tarihi boyunca, bizimle ilişki kurabilecek özellikteki az sayıda insanla gerçekleştirdik ve gerçekleştiriyoruz.

                          Bu temasları birkaç yolla yapıyoruz. Bunlardan biri, telepatik iletişimdir. Bu iletişimi kurduğumuz binlerce insanla görüşmelerimiz sürüyor.

                          Diğer bir yöntem doğrudan temastır. Dünya gezegenindeki birçok varlıkla bu yolla görüşüyoruz. Onlarla dünya gezegeninde birebir görüştüğümüz gibi, uzay gemilerimize alıp seyahatler yapıyor ve bazı bilgiler aktarıyoruz.

                          Bir başka yöntem de, sizin rüya diye algıladığınız, astral (enerji) bedeninizle yaptığımız görüşmelerdir.O yüzden binlerce insan rüyalarında bizi ve gemilerimizi görüyor, gemilerimizde seyahat ediyor ve bilgi paylaşıyor.

                          Amacımız, dünya insanlığını dünya dışı zeki yaşam gerçeğine giderek yakınlaştırmaktır. Bu yüzden birçok insan kardeşimizle yaptığımız görüşmelerde, kendimizi size tanıtmaya çalışıyoruz. Onlar da size deneyimlerini ve aldıkları bilgileri aktarıyorlar. Bu yolla giderek insanlığın bilinci yükseliyor.

                          Her dil, din ve etnik gruptan insanlarla temas kurabiliyoruz. Biz sadece insanlığı görüyoruz. Bize göre siz de, biz de Tanrı’nın kullarıyız. Hiçbirinizi ayırmıyoruz.
                          İnsanlığın ve evrenin en yüksek hayrı için çalışma yapan herkesle çalışmaya hazırız.

                          Hemen her ülkede, telepatik yolla, rüyalar yoluyla ve doğrudan görüşme yoluyla temasta olduğumuz binlerce insan var. Tüm insanlık bizi tanıyıncaya kadar ve evrensel bir tanışma ve anlaşma dönemi gelinceye kadar, bu temaslarımız sürecek.

                          NASIL GELİYORSUNUZ?

                          Evrenin çeşitli yerlerinden dünyaya gelen varlıklar birçoktur. Bu varlıkların bilgi ve teknoloji düzeyleri çok zengin ve çeşitlidir.

                          Dünyaya, farklı uygarlıklar, kendi farklı bilgi ve teknolojik imkanları ile geliyorlar. Evrendeki zeki hayat o kadar şaşırtıcı örnekler gösterir ki, bunları hemen kavramak kolay değildir.

                          Bazı varlıklar ışık hızından çok daha hızlı gidebilen uzay araçları ile buraya kadar gelirler.

                          Bazıları, kendi uzay-zamanlarından sıçrama yaparak sizin uzay-zaman parçanıza giriş yaparlar ve sizin uzay-zamanınızda birden ortaya çıkarlar.

                          Bazı varlıklar sizinle aynı boyutta yaşamazlar. Onlar titreşimsel yapısı çok farklı bir başka boyutun içindedir. Ama gelişmiş varlıklar oldukları için bizim boyutumuza titreşimlerini düşürerek odaklanabilirler ve bu boyutta ortaya çıkabilirler.

                          Bazı varlıkların Dünyaya gelebilmek için uzay araçlarına ihtiyacı varken bazı türlerin buna ihtiyacı yoktur.

                          Bazı türler, Dünyaya hiç gelmeden kendi gezegenlerinden ya da boyutlarından iletişimi kurup sürdürürler.

                          Bazı varlıklar, sadece bilimsel olarak değil, ruhsal olarak da o kadar gelişmiştir ki, onlar maddeye tamamen hakim olmuş gibidirler. Dünyaya gelmek onlar için bir an’da gerçekleşebilir.

                          Özetle evrendeki diğer uygarlıklar, dünyaya, bilimsel ve ruhsal gelişmişliklerine bağlı olarak, birçok değişik yolla gelmektedir.

                          TANRI İNANCINIZ VAR MI?

                          Elbette Tanrı inancımız var. Tüm evreni yaratan o kudret hepimizin içinde ve onun gücü tüm evreni kaplıyor.

                          Evrendeki sayısız uygarlık, o kudretin varlığını açıkça anladıktan ve yüreğinde hissettikten sonra gelişmeye başladı.

                          Sizler de Tanrıyı yüreğinizde hissetmelisiniz. Uzun zamandır tek yönlü olarak gelişiyorsunuz. Sadece bilimsel gelişme yetmez. Ruhsal olarak da gelişmelisiniz.

                          Bizim sizlerle temaslarımızda anlatmaya çalıştığımız en büyük gerçek budur. Tanrı bir gruba ya da bir gezegene ait değildir. O, tüm evrenin ve evrendeki tüm varlıkların yaratıcısıdır.

                          O hepimizin içindedir. Bizim bir parçamızdır. Ve o evrenin sonsuzluğunu kaplar. Onu hissettikçe, anladıkça daha da gelişiriz, büyürüz. Tanrının evreninde sonsuzluk yolcuları oluruz.

                          Tanrı bilincinizin artması gerekiyor. Çünkü biz tanrı bilinciyle yaşıyoruz.

                          Tanrı hakkındaki anlayışınızı geliştirin. Bir üstadınızın dediği gibi, insanın gelişmişliği tanrı hakkındaki anlayışıyla ölçülür.

                          Tanrı bildiğimiz ve bilemediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz her şeydir. Tanrı içimizdedir. Biz onun bir parçasıyız. Tüm evren ve sonsuzluk onun bir parçasıdır. Ama yine de o tüm bunlardan sonsuzca daha fazladır.

                          Tanrı hakkındaki anlayışınız genişletin. O zaman bizi daha çabuk kabul edeceksiniz ve buluşmamız hızlanacak.

                          HÜKÜMETLERİN ELİNDE EVRENDE ZEKİ HAYATA DAİR KANITLAR VAR MI?

                          Evet. Birçok devletin ilgili birimlerinde, dünya dışı zeki yaşamın kanıtı bilgi ve bulgu vardır. Bu kanıtlar sadece bugüne ait değil, tarihiniz boyunca var olan bilgi ve bulgulardan oluşmaktadır.

                          İnsanlık, dünya dışı zeki yaşamla ilgili kesin kanıtların olduğunu hükümetlerinden duymak istiyor. İnsanlık bunu kaldıracak kadar gelişmiştir.

                          Yönetimleriniz, bu bilginin tüm sosyal düzeni sarsacağını ve hakim anlayışların etkisinin ortadan kalkacağını ve bir kaos döneminin olabileceğini düşünüyorlar.

                          Fakat böyle evrensel bir gerçek ilelebet saklanamaz. Biz varız ve hep var olacağız. Sizlerle temasımız artan derinlikle sürecek. Yönetimlerinizin elindeki bilgi ve bulguları halklarıyla paylaşmaları, evrende zeki hayat konusunda büyük bir ilgi ve heyecan patlaması yaratacak. Bu doğrudur. Fakat bu kaosu değil, insanlık ortak değerlerinin hızla bir araya getirileceği, yerel değerlerin hızla yerini evrensel değerlere bırakacağı bir dönemi hızlandıracaktır.

                          Bu dönem öyle ya da böyle zaten sürmektedir. Yönetimleriniz, ellerindeki bilgi ve bulguyu paylaşarak bu sürece büyük hız kazandırabilirler.

                          Bunu hep söyledik, yine söylüyoruz. Elinizdeki bilgi ve bulguları halkınızla paylaşın. Korkmayın. O bilgi ve bulguları sizin için ulaşılır hale biz koyduk. İnsanlıkla paylaşın diye, burada olduğumuzu, yakında buluşmanın gerçekleşeceğini bilsinler diye.

                          Bu sorumluluğu tekrar hatırlatıyoruz. Bilgi paylaşılmak içindir. Biz evrensel bilgileri paylaşmaya geliyoruz. Siz de elinizdeki tüm bilgiyi halkınızla paylaşın ve emin olun ki insanlık hazırdır.

                          MADEM GELİŞMİŞ TEKNOLOJİLERİNİZ VAR, NEDEN DÜNYADAKİ SORUNLARI ÇÖZMÜYORSUNUZ?

                          Çünkü Evrende “özgür irade yasası” var.
                          Evrendeki tüm yaşamlar bu yasaya uymak zorundadır. Biz, gezegeninizin ve insanlığın doğal gelişimine müdahale edemeyiz.

                          Eğer insanlık olarak, dünyadışı zeki yaşamla tanışmayı, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmayı isterseniz ve buna çaba gösterirseniz, biz yanınızda olacağız.. Ve aslında tarih boyunca birçok kez bunu yaptık. Halen de, sizin farkedemediğiniz düzeyde bu kısmi yardımlarımız sürüyor.

                          Tüm varlıklar seçtiğini yaşar, niyetine aldığını yaratır. Sizlerde insanlık olarak kendi seçimlerinizin sonuçlarını yaşıyorsunuz. Bunu değiştirmekte sadece sizin elinizde.

                          Seçimlerinizi, tüm dünyayı, tüm insanlığı, tüm evreni dikkate alacak kadar genişlettiğinizde, biz size yardım etmek için, paylaşma ve dayanışma için
                          orada olacağız.
                          Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                          Hz. Ömer.

                          Yorum


                          • Dev asteroit Dünya'nın yanından geçecek.

                            Nasa Erkan Zengin bildiriminden sonra bir açıklama yaptı.

                            NASA, büyük bir asteroidin 26 Ocak'ta güvenli bir şekilde Dünya'nın yanından geçeceğini açıkladı. Kozmik olay, 2027'ye kadar yaşanacak en yakın asteroid teması olacak.
                            NASA, 2004 BL86 adı verilen asteroidin 26 Ocak günü Dünya'nın 1.2 milyon kilometre yakınından geçeceğini açıkladı. 549 metre çapındaki dev asteroit, Ay ile Dünya arasındaki mesafenin üç katı uzaklıkta, hiçbir tehdit oluşturmadan yanımızdan geçecek.
                            NASA, 2004 BL86'nın bir sonraki ziyaretini daha uzak bir mesafeden 200 yıl sonra gerçekleştireceğini belirtti. Bir sonraki en yakın temas ise 2027 yılında yaşanacak. Dünya'yı bu sefer 2004 BL86 ile neredeyse aynı büyüklükteki 1999 AN10 asteroidi ziyaret edecek.
                            NASA Dünya'ya Yakın Nesne Progrmı'nda yer alan Don Yeomans, Space.com'a yaptığı açıklamada, "2004 BL86 Dünya'ya bir tehdit oluşturmasa da oldukça büyük bir asteroit. Böylece gözlem yapabilmemiz için önemli bir fırsat sunacak" ifadesini kullandı.
                            'Mikrodalga analizi'
                            Dev asteroit, California'daki Derin Uzay Ağı antenleri ve Porto Riko'daki Arecibo Gözlemevi tarafından takip edilecek. Asteroide gönderilecek mikrodalga sinyalleri, Dünya'ya geri dönerek gök cisminin konumu, hızı ve büyüklüğü hakkında bilgi sunacak. Dahası, asteroidin üç boyutlu şekli, dönüş hızı ve iç yapısı bile anlaşılabilecek.
                            Gök taşlarından gelen yansımalarla elde edilen sonogram bilgileri, bugüne kadar yaklaşık 200 asteroidin analiz edilmesinde kullanıldı.
                            NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan Lance Benner, 'asteroid hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediklerini, bu yüzden geçişin oldukça heyecan verici olacağını' söyledi.
                            2004 BL86, 2004 yılında New Mexico eyaletindeki 1 metrelik LINEAR teleskobuyla tespit edildi.
                            Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                            Hz. Ömer.

                            Yorum


                            • 5 km çapında bir göktaşının dünyaya çarpması durumunda olası etkilerini anlatan güzel bir çalışma.



                              Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                              Hz. Ömer.

                              Yorum


                              • Dinozorları yok eden bir meteor değildi'

                                ABD bilim insanları, 65 milyon yıl önce Dünya’ya çarparak dinozorların neslinin tükenmesine neden olduğuna inanılan meteorun, aslında bir kuyrukluyıldız olduğunu öne sürdü.


                                Dinozorları yeryüzünden silen gök cismi, uzun yıllar kabul edildiği gibi bir meteor değil ama bir kuyruklu yıldız olabilir. ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Dartmouth Yüksekokulu’nda görev yapan araştırmacılar, Meksika’nın Yucatan yarımadasındaki 180 km genişliğinde Chicxulub kraterinin sanılandan daha küçük ve hızlı bir cisim tarafından oluştuğunu belirtti.

                                Elde ettikleri sonuçları 44’üncüsü düzenlenen Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı’nda açıklayan araştırma ekibinin başındaki Jason Moore, BBC News’a yaptığı açıklamada, “Amacımız Yukatan yarımadasındaki kratere neden olan cismi çok daha iyi tanımlayabilmek” dedi.

                                Bilim insanları, krterin bulunduğu bölgede iridyum içeriği doğal oluşum hızının ortaya koyacağından çok daha fazla miktarda iridyum taşlar bulmuş ve kraterin Dünya dışından gelen bir meteorun etkisiyle oluştuğuna karar kılmıştı.

                                HESAPLAR DOĞRU DEĞİL
                                Moore ve ekibi, araştırmalarının ilk kısmında, Chicxulub kraterinde yer aldığına inanılan yüksek orandaki iridyum verilerini yanlış olduğunu ortaya koydu. Dünya dışından gelen cisimlerin neden olduğu bir diğer element olan osmiyumu ele alan araştırmacılar, yaptıkları karşılaştırma sonucunda 65 milyon yıl önce yaşanan çarpışmanın geride sanıldığından daha az enkaz bıraktığını tespit etti.

                                Yeniden yapılan iridyum hesaplamaları, Dünya’ya daha küçük bir cismin çarptığına işaret etti. Ardından, elde edilen ilk bulgularla, Chicxulub kraterinin fiziksel özelliklerinin ne kadar uyumlu olduğuna bakıldı.

                                Moore ve ekibi, 180 km genişliğinde bir krater ortaya çıkaran kozmik cismin, oldukça büyük bir sürate sahip olması gerektiğini ele alarak, meteor teorisine kıyasla, bir kuyruklu yıldızın dev kratere daha uygun olduğunu gördü.

                                BBC News’a konuşan Moore, “Tespit ettiğimiz iridyum ve osmiyum miktarı için 5 km genişliğinde bir asteroite ihtiyacınız var. Ancak 5 metre genişliğindeki bir asteroit 200 km çapında bir krater açamaz” dedi.


                                MİLYONLARCA YIL ÖTEDEN GELMİŞ OLABİLİR
                                Moore, elde ettikleri bulgulara değinerek, “Meteordan daha küçük ama dev bir krater oluşturabilecek cismin ne olabileceğini düşündüğümüzde, aklımıza gelen tek aday kuyruklu yıldız oldu” ifadesini kullandı.

                                Moore’un ekibinde yer alan Profesör Mukul Sharma, “Gökte hangi cismin ne kadar hızlı hareket ettiğine bakarsanız, en hızlı olarak karşınıza çıkanlar kuyruklu yıldızlar” ifadesini kullandı.

                                Kuyruklu yıldızlar, Güneş’in etrafında rastgele bir yörünge izleyen, kum, taş ve buz parçalarından oluşan ve çok hızlı hareket eden gök cisimleri olarak biliniyor. Kuyruklu yıldızların oluşması yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca yıl sürebiliyor.

                                65 milyon yıl önce yaşanan çarpışmanın, dinozorlarla beraber Dünya’daki canlı türlerinin yüzde 70’ini yok ettiği düşünülüyor. Çarpmanın ardından çok şiddetli deprem, yangın ve tsunamilerin oluştuğu, atmosfere saçılan toz ve gazların sıcaklığı artırdığı düşünülüyor.


                                METEOR İHTİMALİ HALA GEÇERLİ
                                Moore ve ekibinin yaptığı araştırmayı BBC News’e değerlendiren Londra Imperial College akademisyeni Dr. Gareth Collins, çalışmanın ‘iyi düşünülmüş olduğunu’ belirtti.

                                Gareth, “Jeokimya’dan yola çıkarak kratere neden olan cismin büyüklüğünü tespit edebileceğimizi sanmıyorum... Jeokimya size cismin kalıntılarının küresel olarak nasıl dağıldığını belirtse de, büyüklüğünü vermez” dedi.

                                Gareth, “Araştırmacılar, çarpan gök cisminin yüzde 75’inin küresel olarak yayıldığını belirtmiş ve küçük bir cisim olduğu sonucuna varmış. Ancak bu oran yüzde 20’den bile düşük olabilir” ifadesini kullandı.

                                Bu durum meteor olasılığına kapı aralarken, Moore ve ekibi bu bulguyu kabul ettiklerini, ancak Chicxulub kraterindeki kütle kaybının yüzde 11-25 arası olduğunu belirtti.
                                Seni ölüme de götürse doğruluktan sakın ayrılma.
                                Hz. Ömer.

                                Yorum

                                En Aktif Kullanıcılar

                                Daraltma

                                En aktif kullanıcı yok.
                                Yükleniyor...
                                X
                                WhatsApp Resmi İletişim