PDA

Tam Versiyonu Görüntüle : 41. Yaşın Kutlu Olsun - Sunay Akın'ın Yazısı


Tunga
09-09-2008, 18:41
Forum üyelerimizden Cenk Zihni'nin talebi üzerine açılmıştır:
------------------------

Dik yokuştan aşağı inen ve aynı yokuşu çıkan iki insanın halini getirin gözünüzün önüne… Hangisinin el ve ayak hareketleri horona benzer?

Yokuş aşağı inen elbette…

Yüzey şekillerinin folklor üzerindeki etkisi apayrı bir yazının konusudur. Biz, Trabzon sokaklarının Karadeniz'e çıktığını, horonun, yöre insanının yüzünü denize döndüğü bir oyun olduğunu belirtmekle yetinelim.

Trabzon sokakları yokuştur… Bu yüzden, Trabzonspor'un kurulduğu yıllarda kentteki evlerin çoğunun katı yoktu. Teraslar kentiydi Trabzon… Bunun nedeni, Trabzonlu'nun düz bir yer görme ve düz bir alanda yürüme özlemiydi.

Benim hayatımda düz bir alanda gördüğüm en kalabalık Trabzonlu topluluğu on bir kişidir… O da, Trabzonspor'dur!....

Futbolcuları gözümüzün önüne getirelim : Ali Kemal'e yetişmenin olanağı var mıydı?...Yoktu…Peki neden?...Çünkü düz bir yer bulmuş koşacak, tutabilene aşk olsun!... Şenol'un kalesinde devleşmenin nedeni de aynı sevinçtir…Turgay, nasıl da usta bir hareketle rakibin ayağına yatıp topu alırdı…Dikkat ettiniz mi hiç, yüzündeki ifade, bir insanın elinden kaçıp düz zeminde kayan sabunun mutluluğuydu…

Kaptan Cemil'in Liverpool'u deviren penaltı golünde top İngiliz kalesinde havadan mı, yoksa düz bir zeminde yuvarlanmanın tadına vararak yerden mi gitmişti?...Cıvayı bir masanın üstüne koyun, öylece durur.. Ama, parmağınızla yakalamaya çalıştığınızda onu tutamazsınız… İşte size, tekniğiyle baş döndüren Serdar'ın düz yerdeki hali…

Golcü Hüseyin ve Necmi, topla buluşmak için yaydan çıkmış bir ok düzgünlüğünde koşmuyorlar mıydı?..Necati'nin defanta o kadar güçlü olmasının nedeni de yağıyla futbol sahasının düzlüğüne basma coşkusundan başka bir şey değildir!... Kadir'in başarısı da aynı nedenden dolayıdır. Ogün, o kadar düz alanda koşmanın tadına doyamazdı ki, bir bakarsın kendi kalesinin önündeydi, bir bakarsın rakip kalede!... Lemi, düz bir zeminde olduğuna inanmak için her maçta sağlam basardı yere!..

Hami hele ki Hami!...serbest vuruşlardaki başarısının sırrı, yere koyduğu topun kımıldamadan durduğunu görmesi ve bu fiziki kurala tanık olmasının yüreğinde yarattığı heyecandı.

Adını anmasam da , her birini ayağa kalkıp yürekten alkışladığım Trabzonlu futbolcularımızın başarısının nedeni, kentin sokaklarının eğiri, büğrü, deve sırtı gibi olması ve bu yüzden düz zemine duydukları özlemdi…. Bir tek Ünal topu ayağına alınca, düz alanda olmanın hasretini yüreğinde duymadan, başını kaldırıp rakip kaleyi görür görmez şut çekerdi.. Ünal kardeşimiz ne de olsa Konyalıydı!...

Bir yaz akşamı, Trabzon'un yokuş sokaklarında birinden aşağı doğru yürüyün… Ayaklarınız hızlanacak, kollarınız ve omuzlarınız da onlara uyum sağlamak için sallanacaktır. Yani isteseniz de istemesseniz de Trabzon'un doğası size horon oynatacaktır…. Ve, denizin mavi sularında güneşin batarken giydiği bordo elbiseyi göreceksiniz…

Trabzonspor rengini de, başarısını da doğasından almaktadır.

Ne zaman ki doğa bozuldu, hormonlu gübrelerle yapılan sağlıksız taramaya benzeyen futbol anlayışı ülkede egemen oldu. Trabzonspor'da iyileşme haberini bekleyen hastaya dönüştürüldü. Hormonlu domateslere benzeyen şampiyonluk gülücükleri sistemin rüzgarın da yana dönen yel değirmeni kulüplerin yüzlerini süsledi…

Trabzonspor ise umudumuzun yenilmez şövalyesi Don Kişot gibi kaldı aralarında!

Ben onu çok seviyorum ve yılmasını istemiyorum. Sistemin rüzgarında yana dönen yel değirmenleri onu düşürseler de, her seferinde atı Rosinant'ın üstüne çıkmasını ve yüreğinde taze bir umutla düşlerimizi gerçek yapmak için koşmasını istiyorum.

Yazar Öner Yağçı, 1980 darbesinde Çanakkale Cezaevine konur… yazar, cezaevinde düzenlenen futbol turnuvasına katılmak üzere düşünce suçlularından takım oluşturur. Lakin, ne futbol ayakkabıları ne formaları vardır… Öner Yağçı da İstanbul kulüplerinden yardım isteyen cezaevindeki öteki takımlardan esinlenerek, gönlünde yatan Trabzonspor Kulübüne mektup yazar… İstanbul takımlarından hiç birinden yanıt gelmezken, Çanakkale cezaevine bordo mavi formalar ulaşır…. Bu onurlu ve bir o kadar da saygın davranış öylesine moral verir ki düşünce suçlularına, bordo mavi renklerin hak ettiği yere ulaşması için canlarını dişlerine katarak çıkarlar sahaya ve tüm maçlarını kazanarak şampiyon olurlar.

Trabzonspor 6 lig şampiyonluğu olduğu yanlıştır…

İşin aslı 7 şampiyonluktur.!

Evet sayılmayan bir şampiyonluğu daha vardır Trabzonspor'un.

Ey benim Nihat Genç'in azminden, İbrahim Can'ın coşkusundan, kazım Koyuncu'nun inceliğinden , Volkan Konak'ın onurundan beslenen Trabzonspor'um; 40 ambar dolusu şampiyonlukları, kupaları geride bıraktın…

41. yaşın kutlu olsun.

Sunay AKIN

Cenk Zihni
09-09-2008, 19:10
Trabzonsporumuzu en güzel anlatan yazıdır kanımca.Eline saglık sunay akın.

Nihal Ayvaz
09-09-2008, 19:46
Trabzonu ve Trabzonsporu güzel anlatmış tebrikler:alkış: ..tşk.Ler sunay akın

Faruk Akhan
09-09-2008, 20:15
dogum gunun kutlu olsun buyuk TSli

28TS61
10-09-2008, 01:01
:alkış::alkış:

LazAnisT
10-09-2008, 09:47
Onun gibi birisiyle aynı coğrafyanın çocuğu olmaktan gurur duyuyorum.İyiki varsın Sunay Akın

ezgi cubukcu
10-09-2008, 10:17
O bir dev...:)

ÖmerFarukYılmaz
10-09-2008, 10:21
Zaman gazetesinin Trabzonspor özel ekinde yazılıydı bu yazı...

:alkış:

Cengiz Çubukcu
10-09-2008, 10:25
Zaman gazetesinin Trabzonspor özel ekinde yazılıydı bu yazı...

:alkış:

Evet hatta sen böyle bir başlık açmıştın ve tartşmalardan sebep başlık kapanmıştı :) Ayrıca özel ek buraya gelmediği için bu yazıları okuyamamanın bir ara üzüntüsünü yaşamıştım...

ÖmerFarukYılmaz
10-09-2008, 10:32
Evet hatta sen böyle bir başlık açmıştın ve tartşmalardan sebep başlık kapanmıştı :) Ayrıca özel ek buraya gelmediği için bu yazıları okuyamamanın bir ara üzüntüsünü yaşamıştım...

Cengiz abi;

Eğer iftara gelirsen bende duruyor dergi..Biraz yıpranmış ama getiririm istersen:)

61viya
10-09-2008, 10:35
Sivas'a geldiğinde o salondan çıkan herkes ayrı bir yaşama coşkusuyla çıkmıştı dışarııya...Bunu sen başarmıştın farkında olmasan da...

Muhteşem bir yazı bu.

Cezaevindeki olayı biliyordum ama o adamın Öner Yağcı olduğunu bilmiyordum.

Kalemin hiç durmasın Sunay Akın! Hiç susmasın o sesin.

Yüreğine sağlık!

hamdi_61
10-09-2008, 14:20
Ellerine sağlık.Çok güzel bir yazı

İsmail Çavuşoğlu
10-09-2008, 14:57
gerçekten harika ,müthiş bir yazı eline kalemine yüreğine sağlık Sunay AKIN...

Külünkoğlu
10-09-2008, 15:26
Dayımın Trakyalı arkadaşları misafir olarak köye gelmişlerdi. Şunu söylediler. " hep merak ederdik ya bizim burdaki Karadenizlilerin bu kadar enerjikliği nerden geliyor? nasıl bu kadar tezcanlı ve atak olabiliyorlar ? diye birbirimize soruyorduk. Artık kanaat getirdik, böyle dağların arasından adamı alıp düz ovaya koyarsan ne olur ? işte böyle olur.." :)

Arazi yapısının insan psikolojisine etkisi yadsınamaz bence. Teşekkürler Sunay Akın teşekkürler.

OLCAY ÇAKIR
10-09-2008, 16:18
Bütün kitaplarına,Tuncay Terzihanesinide eklemiş biri olarak TV8 de mahya ışıklarınıda kaçırmayın diyorum.

Sana yakın Sunay Akın:)

TS TV de düşünebiliyormusunuz Sunay Akınlı geceleri.

Tüm Türkiye ekran başında olacak.
Trabzonspor tv izleyecek herkes.

magicyattara
11-09-2008, 08:36
Teşekkürler üstad.

oflubektas
11-09-2008, 10:29
Bu güzel yazıya yapılacak kılçıklığı buldum :)

Peki o zaman Trabzon'un en yokuş ilçeleri olan Çaykara, Maçka ve OF'tan değil de daha düz zemindeki Akçaabat ve merkeze bağlı mahallelerden daha çok futbolcu çıkmasını nasıl açıklayabiliriz ???

ezgi cubukcu
11-09-2008, 10:56
Düz mantıkla yaklaşman durumu açıklar :)

Bu arada Sunay Akın'ın Perakende Günleri kapsamındaki konferanslardan birinde oturum konuğu olacağını öğrendim ;)
Yine dünyadan mükemmel örneklerle bizleri şaşırtacağına şühpem yok :eek:

smart61
11-09-2008, 21:18
Müthiş bir analiz :alkış: Sunay Akın'ı okumaktan büyük zevk alıyorum. Trabzonsporlu olduğu için de gurur duyuyorum.

ÜNAL
11-09-2008, 21:25
Sunay Akın'ın Tv8 deki programı harika devam ediyor,yazısı da muhteşem olmuş..ellerine sağlık hocam.

macka61
12-09-2008, 00:16
çok güzel bir yazı helal olsun sana Sunay Akın

Gorowski
12-09-2008, 20:06
Super Bir yazi daha nasil anlatilabilir ki ...

Hasan ZAİMOĞLU
12-09-2008, 20:11
tek kelime yeter mi bilmem ki Süper...

Oğuz Demirci
12-09-2008, 20:21
Ellerine sağlık Sunay Akın abi...

Bülent Şirin
12-09-2008, 22:23
Bu güzel yazıya yapılacak kılçıklığı buldum :)

Peki o zaman Trabzon'un en yokuş ilçeleri olan Çaykara, Maçka ve OF'tan değil de daha düz zemindeki Akçaabat ve merkeze bağlı mahallelerden daha çok futbolcu çıkmasını nasıl açıklayabiliriz ???

Mesele meyilden değil, mesafeden kaynaklanmaktadır. O dönemlerde Trabzonspor’da oynama fırsatını bulabilmek, öyle şehir merkezinden 40, 50, hâttâ 60 km. mesafedeki ilçe ve köylerdeki yeteneklerin harcı değildi. (İyimser olmaya çalışıp “o dönemlerde” dedim ama günümüzde de değişen fazla bir şey yok ne yazık ki)

Doğup büyüdüğüm Şalpazarı’nda değil Trabzonspor’da oynama şansını bulmak, maça gitmek bile başlı başına bir meseleydi. Trabzonspor’un geçmişinde dağ bayır, dere tepe dolaşıp yetenek avcılığı yapan birileri olmuş muydu ki topu yere indirmeden sektire sektire, çalım ata ata rakip kaleye gönderen Sabri, sıradan futbolsever duvar pasının adını bile bilmezken Kalu Belâ’dan getirdiği yetenekle İsmail’le birlikte uygulayan Mustafa keşfedilebilsindi… Kimi Almancı oldu, kimi dolmuş şoförü, kimi de mühendis…

Şalpazarı’ndan kimler oynayabildi Trabzonspor’da? Trabzon’a yerleşip uzun süre orada yaşayan Mahir hoca’nın oğlu Bülent Ataman ile Bolubeyi olan lakabından başka şimdi ismini bile hatırlayamayacağım kadar Şalpazarı’ndan kopmuş adamın oğlu Mehmet İpek. O yukarıda saydığım ve sayamayacağım kadar çok olan isimlerin gölgesi bile olamazdı bu ikisi… Şalpazarı’nı yakinen bildiğim için bunları çaldım söyledim. Çaykara’da, Maçka’da, Tonya’da durumun farklı olduğunu hiç sanmıyorum.

Haa, unutmadan… Horon da bu saydığım yerlerde oynanır sevgili Sunay Akın, Trabzon’un denize inen dik yokuşlarında değil. Oradaki kardeşlerimiz hoptek oynuyorlar şimdi… Şu eskiden piyano resitalleri verilen, operalara gidilen, horonu da köyden şehre inenlerin sayesinde tanıyan şehrin dik yokuşlarında…

Trabzon ve havalisindeki bazı gençler trilyonlara imza atmaya devam etsinler. Bizim Sabriler, Mustafalar ve İsmailler de gurbete çıkmaya, direksiyon sallamaya ve dahi okuyup adam olmaya…

Selam ve muhabbetle…

ezgi cubukcu
13-09-2008, 17:58
Bu haftaki programini canım lisem 'Kabataş Erkek Lisesi'nde gerçekleştirmektedir Sunay Akın... yatılı öğrencilerle sohbet ederken gözlerim dolmuştur :) Kabataşlı olmak hatta Kabataşta yatılı olmak çok büyük bir ayrıcalıktır:cool:

ilhan
14-09-2008, 10:03
Biraz geç yorum olacak ama neyse artık. :) Sunay Akın'ın her zaman yazdığı, kaleme aldığı harika yazılardan sadece bir tanesi olarak görüyorum. Trabzonspor lafını duyunca ayrı bir güzel konuşuyor zaten. :)

Yazıları bir yana konuşmasını daha çok beğeniyorum. Üslubu, tarzı sesindeki heyecanı bambaşka yahu. Umarım bu sene İzmir'e yolu yine düşer.;)

Samet BuLut
15-09-2008, 12:11
BayıLıyorum bu adama.. Ne güzeLde yazmış.. Seni seviyoruz Sunay abi..

OLCAY ÇAKIR
15-09-2008, 21:34
Sunay Akın, 27 Eylül iftarında programı öğretmenevinden yapsa.

Kaya
15-09-2008, 21:35
Sunay Akın, 27 Eylül iftarında programı öğretmenevinden yapsa.

Bu baya bomba olurdu. :)

sweetrose
16-09-2008, 21:49
Dünyevi gaileler etrafında zuhur eden meselelerle uğraşırken, usanmadan, sıkılmadan (nasıl olabilir ki), uğraşının verdiği toz, kir ve pislikten arınmadan, bütün yorgunluğu unutup, elime tutuşturduğum minnacık bardağımda ki çayla hayata tekrar dönmenin mutluluğu ve karşımda yüreğimi okşarcasına, bir çocuğun kalbi kadar temiz olan ve pak sesiyle konuşan Sunay AKIN'ı dinlemek-unutturuyor herşeyi-zorlukları, acıları, nefreti unutturuyor bir "anlık".


Umutlarımız tükenmez, aksine kıvılcım kıvılcım çoğalır cehennem azabı olur yakar. Bizde ki ateşten kıvılcım mı kaldı ki artık. Yakıyor yürekleri, onurlu sevdaları. Ziya Paşa’nın dediği gibi,


“O güneş ki, kaderi gezegenlere malik olmaktır,
O deniz ki, kaderi kendisine akan ırmaklara kucak açmaktır.”


Güneşimiz çeyrek asırdır parlamaz oldu, etrafından nasiplenen gezegenlere söz oldu, azametine gölge, şecaatine sükut hasıl oldu. Bir zamanlar deryasında boğulan yürekler, ateşinde yanan ruhlar, şimdi uyurgezer oldular. Huşu eden başlar, isyan eden putlar oldular. Çoştukça çoştur bizi, yak ruhları, boğdur yürekleri, aç kucağını ırmak ırmak akıyoruz sana, bir ihtilalin gazasıdır bu.


Trabzonspor ise umudumuzun yenilmez şövalyesi Don Kişot gibi kaldı aralarında!


Çok güzel söylemiş Sunay AKIN yeldeğirmenlerinin her darbesinde tekrar tekrar, yılmadan, usanmadan, yüreğimizde ki sonsuz çoşkuyla çeyrek asırdır koşuyoruz, saldırıyoruz, düşüyoruz, tekrar ayağa kalkıp mücadele ediyoruz. Aslında bizim ki Nazım'ın gönüllere döktüğü; Tahir'le Zühre Meselesi.


Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte
yani yürekte.


Aslında her şey yüreğimize döktüğümüz, acısını yıllardır çektiğimiz bir sevda ateşi. Kabullenmiş olduğumuz bir sevda. Bu sevda öyle bir rüzgar ki, yıkıp geçti, öyle bir sel ki önüne katıp geçti. Kah ağladık kah güldük, nesiller yükseldi anıtlarda, biz hala sevdalıyız.


Birileri boşuna demişler bu sevda ateşine, ben ağlarım ben gülerim bu sevda benim kime ne?


Daracık sokaklarında, yukarı koşan uşaklar, aşağıya inen bacılar, kemeraltından bir aşağı bir yukarı, ellerinde yağ bal sürülmüş ekmekleri ile kara lastikli bebeler, 4 kocaman taş ile saha kapma mücadelesi, evet Sunay Abi bizim futbolumuz böyle başladı, aşikar, enine boyuna gerçek.


Bu yazı bir efsanın gençlere örnek olabilecek, mizahi ve ders niteliğinde muazzam güzel bir yazı. Ağzına, yüreğine, kalemine sağlık Sunay AKIN. Derse devam…

61_dnc_TS
16-09-2008, 22:17
Lig tv deki bordomavi programına konuk olmuştu geçtiğimiz yıllarda.
Çok hoş bir prgram olmuştu.
İnternette gezinirken o programdaki kısa bir bölüme rastladım.
İzlemeyenler vardır muhakkak.
http://www.youtube.com/watch?v=kNkpdEZVHcw

Bu linkten izleyemeyenler youtube başka yollardan girip ''Sunay Akın Trabzonspor'' yazıpta izleyebilirler. :)

Kazım Uzunboy
04-10-2008, 12:05
Kaç kere okudum bilmiyorum ama bir süre geçtikten sonra okuyasım geliyor.:)